Kendinizi başkalarına açmazsanız, kendinize de açmazsınız. Bu, olduğunuz kişiyi bastırmanız anlamına gelmekle birlikte, bu kadarla da kalmaz. Olabileceğiniz pek çok şeyin gereklilik tarafından öne çıkmaya hiçbir zaman zorlanmayacağı anlamına da gelir. Bu kavramsal olduğu kadar, biyolojik de bir gerçektir. Cesaretle keşfettiğiniz, bilinmeyenle kendi isteğinizle yüzleştiğiniz zaman, bilgi toplar ve o bilgiden yenilenmiş benliğinizi inşa edersiniz. Kavramsal olan kısım budur. Ancak, araştırmacılar yakın zamanda, bir organizma yeni bir duruma sokulduğunda (ya da kendini yeni bir duruma soktuğunda) merkezi sinir sistemindeki yeni genlerin kendilerini devreye soktuğunu keşfetti. Bu genler yeni proteinler demektir. Bu proteinler beyindeki yeni yapıların, yapı taşlarıdır. Bu, büyük bir kısmınızın, en fiziksel anlamda, uykuda olduğu ve staz halindeyken harekete geçirilmeyeceği anlamına gelir. Şalterin kalkması için, bir şeyler söylemeli, bir yerlere gitmeli ve bir şeyler yapmalısınız. Aksi takdirde ise... eksik kalırsınız ve eksik olan herkes için hayat çok zordur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatında her şeyin doğru olduğunda ısrar eden bir insan düşünün. Çatışmadan kaçınıyor, gülümsüyor ve ondan ne isteniyorsa yapıyor. Kendine bir oyuk bulmuş, orada saklanıyor. Otoriteyi sorgulamıyor, fikirlerini ifade etmiyor ya da kötü muamele gördüğünde yakınmıyor. Kalabalık bir sürünün ortasındaki bir balık gibi, görünmezlik için çabalıyor. Ama gizli bir huzursuzluk içini kemiriyor. Yine de acı çekiyor çünkü hayat acı çekmektir. Yalnız, münzevi ve tatminsiz. Öte yandan itaati ve kendi kendini yok etmesi, hayatındaki bütün anlamı ortadan kaldırıyor. Artık bir köleden, başkalarının sömüreceği bir aletten başka bir şey değil. İstediğini ya da ihtiyaç duyduğu şeyi elde edemiyor çünkü bunu yapması için aklından geçenleri söylemesi gerek. Bu nedenle, varoluşunda hayatın sorunlarını dengeleyecek değerli hiçbir şey yok. Ve bu onu hasta ediyor
Ütopyalarını belirleyip onu gerçeğe dönüştürmeye çalışırken hayatlarını eğip büken ve düğümleyen insanlar gördüm.
On sekiz yaşındaki bir genç, keyfi olarak, elli iki yaşında emekli olmak istediğine karar verir. Bu kararı neredeyse çocukken aldığını fark edemeden, otuz yıl boyunca bunu oldurmak için çalışır. Henüz ergenlik çağındayken elli iki yaşındaki hali hakkında ne biliyor olabilir? Onca yıldan sonra, şimdi bile, çalışma hayatı sonrası cenneti hakkında ancak belli belirsiz, düşük çözünürlüklü bir fikri vardır. Bunu fark etmeyi reddeder. Eğer o ilk hedef yanlıştıysa, hayatı ne anlama gelir ki? Dünyanın bütün sorunlarının içinde barındığı Pandora'nın kutusunu açmaya korkar. Ama orada umut da vardır. Oysa o, hayatını korunaklı bir ergenin hayallerine uyacak şekilde eğip büker. Naif bir şekilde oluşturulmuş bir hedef, zaman içinde uğursuz bir hayat yalanı şeklini alır.
Kendi yetersizliğinin, kendi korkaklığının, kötülüğünün, öfkenin ve nefretinin farkına var. Başkalarını suçlamaya cüret etmeden önce, dünyanın kumaşını tamir etmeye soyunmadan önce, kendi ruhunun cinayete yatkınlığını dikkate al. Belki de hatalı olan dünya değildir. Belki sensindir. Bir iz bırakamamışsındır. Hedefi ıskalamışsındır. Tanrı'nın ihtişamına erişememişsindir. Günah işlemişsindir. Ve bunların hepsi dünyanın yetersizliğine ve kötülüğüne senin katkındır.
Şimdide doğru fedakarlıklar yapılırsa geleceğin iyileştirilebileceği anlamına gelmektedir. Başka hiçbir hayvan bunu çözmemiştir ve bizim bunu yapmamız yüz binlerce yıl almıştır.