Şimdiki hayatımızda kişisel ilgilerimiz ve umutlarımız, bu
hayatı yaşanmaya değer kılmayacak nitelikteyse, hayatı
değerli kılacak şeyi kendi dışımızda aramaya şiddetle ihtiyaç
duyarız.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Başkalarına karşı kutsal bir görevimiz olduğu düşüncesiyle
içimizi yakan inanç, aslında boğulmakta olan nefsimizin en
yakında yüzen can yeleğine tutunması gibidir. Elimizin
yardım etmek için uzanması gibi görünen hareket, genellikle
aziz canımızı kurtarmak üzere tutunmak için elimizin
uzanmasıdır. Kutsal görev ortadan kaldırılırsa geriye zayıf ve
anlamsız bir hayat kalır. Hiç şüphe yok ki, ben merkezli
hayatımızı bencil olmayan hayatla değiştirmek yoluyla
nefsimize karşı büyük bir saygı kazanırız. Bencil olmamanın
verdiği gurur, en alçak gönüllüler için bile sonsuzdur.
Kişi zamanla 'aidiyet' ve 'kimliğin' alınyazısı olmadığının, ömür boyu garanti sağlamadığının, fazlasıyla müzakereye açık ve vazgeçilebilir şeyler olduğunun farkına varır; kendi kararlarının, attığı adımların, eyleme biçiminin -ve tüm bunları sabitleyecek kararlılığın- hem aidiyet hem de kimlik için hayati faktörler olduğunu fark eder.
"Kendimi bütün insanlara karşı savunmak, çılgınlıklarına tepki göstermek ve bunun kaynağını ortaya çıkarmak istedim; dinledim ve gördüm - ve korktum: Aynı sebeplerle ya da herhangi bir sebeple hareket etmekten, aynı hayaletlere ya da tamamen başka bir hayalete inanmaktan, aynı sarhoşluklara ya da tamamen başka bir sarhoşluğa gömülmekten korktum; son olarak da, ortaklaşa hayal kurmaktan ve son nefesimi bir vecd kalabalığı içinde vermekten korktum."