Bir fuarda tanışma imkanı bulduğum ve aynı fuarda kitaplarımı imzalattığım Şükrü Erbaş’ın denemelerinden, birkaç şiirinden oluşan kitap.
Severek okudum. Düşünerek, üzülerek, sevinerek okudum. Onun düşüncelerinde kendimi buldum. Eleştirdiklerinde kendimi gördüm.
Kırgınlık, keder, sevinç, mutluluk... Ne varsa bu dünyaya dair, hepsi bu kitabın içinde var. Özellikle keder.
Her bir yazısında başka bir şeyin üzüntüsünü yaşıyor, her bir cümlesinde bambaşka bir şeyi eleştiriyor Şükrü Erbaş.
Etkilendiği, sevdiği, saygı duyduğu kişilikleri de anmadan geçmiyor. Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya’da yalnızca Şükrü Erbaş yok. Nazım Hikmet var, Küçük İskender var, Haydar Ergülen var, Karacaoğlan var, Behçet Necatigil var, Mine Söğüt, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Yaşar Kemal... Saymakla bitmez ismini andığı şairler ve yazarlar.
Bu kısacık kitapta birçok kişiliği tanıyoruz, Şükrü Erbaş’ı ve ailesini tanıyoruz. Onun önem verdiği değerleri görüyoruz.
Kitabın en sonundaki anketlere verdiği yanıtlar da ona hayran olmaya yeter de artar.