Puan vermedi·226 syf.·
2020 648. kitabı
Monte Cristo Kontu'ndan sonra Siyah Lale Alexandre Dumas'dan okuduğum ikinci eser oldu. İki kitabını okuduktan sonra Dumas'ın tarzını çok daha iyi bir şekilde idrak ettiğimi söyleyebilirim. Monte Cristo Kontu'nun muhteşem bir eser olmasının yanında iki kitapta da benzer olguların işlendiğini net bir şekilde görebiliriz. Bu iki kitaptan yola çıkarak Dumas'ın tarihi olaylarla kurguyu harmanladığını, belli dönemlere ait çok önemli bilgiler verdiğini gözlemledim. Monte Cristo Kontu'nda hikayenin bir tarafında Napolyon dururken Siyah Lalede de Hollanda Başbakanı Johan de Witt anlatılan hikayede önemli bir yer tutuyor. Yine iki kitap arasında aşk, kıskançlık, tutku, özgürlük, fedakarlık, hırs, temiz yüreklilik gibi benzer konular işleniyor. Ayrıca Dumas ile ilgili söyleyebileceğim en belirgin özellik kaleminin oldukça akıcı olması. Klasikleri ağır bulan, okumakta zorlanan her okura kesinlikle klasikleri sevdirecektir. Bir film izliyormuşcasına okuduğunuz olaylar gözünüzün önünden akıp geçiyor. Siyah Lale kısaca; Bir derneğin siyah lale üretimi üzerine bir yarışma başlatmasını ve özellikle bu yarışmaya katılan iki lale üreticisini konu ediniyor. Bu üreticilerden biri çalışkan, temiz yürekli, işine tutkuyla bağlı, sevecen biriyken diğeriyse hırslı, kötü kalpli, kıskanç ve amacına ulaşmak için her türlü yolu mübah gören bir karakterdedir. Daha önce kimsenin üretmeyi başaramadığı siyah laleyi üretmek adına yaşanan tüm olaylar, çekilen tüm çileler, kötülüğe karşı iyiliğin mücadelesi okurlara güzel bir hikaye sunuyor. Umarım sizler de keyifle okursunuz, hoşça kalın...
İnceleme
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
Viktor E.Frankl/ Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk
Puan vermedi·148 syf.··
2026 34. kitabı
Viktor E.Frankl/ Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk Viktor E. Frankl, 20. yüzyılın en önemli psikiyatristlerinden biridir. Nazi toplama kamplarındaki sağ kurtulan Frankl, bu cehennemde bile insanın hayata tutunmasını sağlayan şeyin ne olduğunu gözlemlemiş ve psikoloji dünyasına Logoterapi (Anlam Yoluyla Tedavi) ekolünü kazandırmıştır. Onun felsefesinin temel noktasında bir birinden ayrılmaz üç kavram vardır kavram yer alır: Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk. Frankl'kitapta yer alan söyleşisinde; insan ne zevk ne mutluluk ne güç ne prestij için temel bir ihtiyaç duyar aslen ve temel olarak her insanın ihtiyacı hayatı yaşamaya değer kılan bir anlam bulma ve buna ulaşma arzusudur. Freudun ifade ettiği gibi insanın amacı haz olsaydı içgüdününün tatmini bir amaca yani haz amacına dönüşür fakat bunun da ötesinde bir haz aracı durumuna gelir anlam ve değer odaklı olan kişi bu şekilde dördü ve şerbet odaklı kişiye dönüşür şehvete düşkünlüğünün negatif karşılığı ise uyuşturucu bağımlılığının altında yatan kendine acıma isteğidir der.Frankl, hayatı anlamlı kılmanın üç yolu olduğunu söyler: 1. Eser üreterek ya da bir iş yaparak (Yaratıcı değerler)2. Bir şeyi deneyimleyerek veya biriyle bağ kurarak (Sevgi, doğa, sanat gibi deneyimsel değerler) 3. Değiştirilemez bir acıya karşı takınılan tutumla (Kaçınılmaz acıyı bir zafere dönüştürmek ,neitzche nin öldürmeyen acı güçlendirir metaforu ) Frankl bir söyleşisininde potansiyel olarak acı çekerek ama sadece mecbur kalınırsa acı çekinmeli, bu bir tercih olmamalı unutmayın yok gereği çağırmaya gerilerek gereksiz acılara katlanmak bunların hiçbir anlamı yoktur Asıl acı kişinin kurtulamadığı ve değiştiremediği koşullarda çektiği acıdır kişi bu acının üstesinden gelmek zorundadır. Sabit bir anlam yoktur: Hayatın genel, soyut bir anlamı yoktur.
Anlam, Özgürlük ve SorumlulukViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayınları · 202632 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hüsnüzan ve Tefekkür
10/10
·272 syf.··
2026 58. kitabı
·
218 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:22
İyad hocanın şiirsel üslubu, İslambol yayınlarının güzel çevirisi ile birleşerek harika bir eser çıkartmış ortaya. Öncelikle söylemem gerekiyor ki bu kitabın yarısına geldiğimde, okuduğum diğer kitaplardan farklı olarak düşünce dünyama bambaşka bir kapı aralayacağını fark ettim ve kitabı beraber okumak için bir halka kurdum. Çevremdeki hanımlarla beraber okuyup üstüne konuşarak ilerledik ve yaklaşık 4 ayda bitirdik. Umuyorum ki bana faydası dokunduğu kadar çevremdeki insanlara da faydası dokunmuştur. Çoğu zaman bize imtihanlara karşı sabırlı olmamız gerektiği, onların bizi Allah'a yakınlaştırmak için gönderildiği söylenir fakat hiç imtihan kavramına bu kadar dikkatle bakmamıştım. Kitabın müellifi olan İyad hocanın yaşamış olduğu uzun ve zahmetli hapis, özgürlük ve sağlık imtihanları kitabı gözümüzde daha gerçek ve daha uygulanabilir kıldı. Bizim de bu sabır derecesine ulaşabileceğimize dair inancımız arttı. Bu kitabı hiç büyük imtihandan geçmemiş biri yazsaydı asla bu derece etkili olacağını düşünmüyorum. Allah İyad hocadan ve emeği geçenlerden razı olsun. Kitap bana neler kattı ondan bahsederek yorumumu toparlayayım. Öncelikle, "Ben kulumun zannı üzerineyim" kutsi hadis-i şerifini daha iyi anlamama yardımcı oldu. Allah'a hüsnüzan beslemek, yani Allah hakkında olumlu ve güzel düşünmenin önemini ve sonuçlarını gördüm. Bir imtihana sabretmenin ve sabrın lezzetini tattım. Açıkçası daha önce de nimetlere şükretmeye çalışıyordum ama bu kitap imtihanın içindeki nimeti görme yeteneğimi geliştirdi. Her zorluğun yanında nasıl kolaylıklar olduğunu bulma ve kavrama konusunda yeni bir kabiliyet kazandığımı hissediyorum. Elhamdülillah. Sanki yeni bir meslek edinmişim gibi oldu. Dünyanın neden mükafat diyarı olmadığını, gerçek mükafatın ne demek olduğunu, sabrın ve şükrün
Allah'a Hüsnüzan Beslemekİyad Kunaybi · İslambol Yayınları · 2025624 okunma
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:45
İmam Gazali ‘nin Kalplerin Keşfi adlı eseri, insanın iç dünyasına ayna tutan ve okuyucuyu derin bir muhasebeye davet eden önemli bir tasavvuf klasiğidir. Eserde yalnızca dinî bilgiler aktarılmıyor; aynı zamanda insanın kalbini, nefsini ve hayatını sorgulamasına vesile olan öğütler sunuluyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken nokta, kalbin manevi hastalıklarının sade ve anlaşılır bir dille ele alınması oldu. Kibir, haset, riya ve dünya hırsı gibi konular, yalnızca teorik olarak değil, günlük hayatla ilişkilendirilerek anlatılıyor. Bu yönüyle eser, okuyucuya kendi eksiklerini fark etme fırsatı veriyor. Özellikle ölüm, tevbe ve ahiret hazırlığı üzerine olan bölümler oldukça etkileyici. İmam Gazali ’nin insanı korkutmak yerine düşündürmeye sevk eden üslubu, kitabın en güçlü yanlarından biri. Sonuç olarak Kalplerin Keşfi , sadece okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil; zaman zaman tekrar dönülüp üzerinde düşünülmesi gereken bir eser. Manevi gelişimine katkı sağlamak ve iç dünyasına yolculuk yapmak isteyen herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Kalplerin Keşfiİmam Gazali · Muallim Neşriyat · 20179bin okunma
Bir beyaz sandalyenin korku saldığı an
10/10
·242 syf.··
2026 36. kitabı
Kitabı okurken, kendimi o dört duvarın arasında, o dar havalandırma avlusunda buldum. İçimde dalgalanan duygu ne bir çaresizlik ne de sadece bir hüzündü; aksine, adalete ve özgürlüğe duyulan o sarsılmaz inancın sıcaklığıydı. Selahattin Demirtaş ve Abdullah Zeydan’ın o küçücük hücrede, o sıradan beyaz plastik sandalyeyi bir üretim merkezine, bir düşünce kürsüsüne ve en önemlisi de dışarıya açılan bir özgürlük kapısına dönüştürmelerini izlemek içimdeki bir şeyleri uyandırdı. ​Karavil, o soğuk betonların ardındaki insanı, yoldaşlığı ve mizahı o kadar içeriden bir gözle aktarıyor ki, sayfaları çevirirken her kelimede kalbimin sıkıştığını ama aynı zamanda umutla genişlediğini hissettim. O beyaz sandalye; bazen bir mahkeme salonu, bazen bir edebiyat masası, bazen de memleketin geleceğine dair kurulan hayallerin tahtı olmuş. İnsanın bedenini kapatabilirsiniz ama fikrini, neşesini, edebiyatını ve halkına olan sevgisini asla dört duvara sığdıramazsınız.
1000Kitap
Demirtaş'ın Beyaz SandalyesiZınar Karavil · Dipnot Yayınları · 2022114 okunma
6/10
·176 syf.··
2026 40. kitabı
#aylardankasımgünlerdenperşembe "Ama șimdi artık o kadar yorgunum ki ne başkasını ne kendi iç sesimi dinleyecek gücüm var. Nasılsın, rahat mısın, iyi misin gibi sorulara dahi cevap vermemek için gözlerimi kapalı tutuyorum." Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine uzun zamandır kalemini merak ettiğim @benaysekulin 'e ait bir eser ile geldim. Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Atatürk'ü anlatan bir eser. Ancak hep bildiğimiz, okuduğumuz eserlerin aksine bu kitapta hayatına sığdırdığı siyasi, askeri olaylardan ziyade iç dünyasına, çocukluğundan gençliğine, gençliğinden Cumhuriyetin ilk yıllarına ve hayatının son günlerine kadar geçen sürecte yaşadığı duygulara değinilmiş. Özellikle hastalığının son anlarında yatağında yatarken geçmişe dair duyduğu özlem ve pişmanlıklarını okumak ilgi çekiciydi. Çünkü siyasi ve askeri yönünü başta okul olmak üzere bir çok yerden okuyoruz ama iç dünyasını, hissetmiş olabilecekleri bizler için hep bir soru işareti olarak kalacak ve bu konuda yazmak bence cesaret istemiştir. Dolayısıyla beklentim yüksek bir şekilde okudum eseri. Kitabın en çok hoşuma giden yanı çocukluğunun olduğu kısımlardı orada okula olan sevgisi ve arzusu gerçekten hissediliyordu. Sonrasında Dimitrina ve Lütfiye ile olan ilişkilerine hakim değil eserde duygularla okumak ilgimi çekti. Ancak kitapta hafızlığın gerici bulunması, dini eğitimin yerilmesi ve başta annesi olmak üzere kardeşi ile diğer kadınlar üzerinden sanki aşağılar bir üslupla bahsediyormuş gibi yazılması beni çok rahatsız etti. O nedenle sonrasında dini terimlerin ve kadınlarla ilgili olumlu yazıların samimiyeti bana geçmedi. #engelsizokurlaokuyoruz
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,495 okunma