Hâsılıkelam, çerden çöpten de olsa insan illaki bir baba yaratıyor Ziya Bey; başka türlü var edemiyor kendini. Koku kırıntılarını tutup, ölgün gölgeleri ve titreşimleri tutup ya da boşlukları bile tutup işte böyle babaya dönüştürüyor benim gibi. Hiç kuşkusuz insan başka yollarla da var edebilir kendini; diyelim uzun bir öpüşmenin derinliklerinde kaybolarak, bir bakışın ateşinde yanarak, bir kitabın ruhundan doğarak, bir dokunuşla sarsılarak ya da şu an hatırlayamadığım daha akıllıca yahut daha aptalca birtakım şeyler yaparak da var edebilir.
Bir narın parçalanması gibi dağılan hayatlar…Trabzon’dan Tebriz’e, oradan Tiflis’e uzanan paramparça edilmiş hayatları iliklerinize kadar hissediyorsunuz vesselam. Nazan hanım bizi Balkan savaşlarının ve cihan harbinin acılarına ortak ediyor. Muhacir olmuyorsunuz ama muhacir hissediyorsunuz. Mülteci değilsiniz ama mülteci hissediyorsunuz. Aciz değilsiniz ama aciz hissediyorsunuz. Yalnız değilsiniz ama yalnız hissediyorsunuz. Hangi coğrafyada olursanız olun savaş her yerde her zaman masumları hiç ediyor. Ölüm olmasa dahi..
Ben; İstanbul'da felsefe okumaya niyet etmiş, Sultanî mezunu, Balkan gönüllüsü İsmail Efendi; bir şiir kitabı yazmaya niyet etmiştim, eşikten öteye geçemedim. Heybemde sadece kırık kafiyeler var.