Özgür Umur

Özgür Umur
@ozgurumur
İstanbul
1988
25 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
maalesef insanlar kıymetinizi hesaba almayarak, sağladığınız menfaatlere göre değerlendirecektir sizi.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Isobel'e bakınca mucize görüyordum. Biliyorum, gülünç bir şeydi bu. Ama insan, kendi küçük çapında, matematiksel açıdan mucizevi bir başarıydı gerçekten. Isobel'in annesiyle babasının tanışması küçük bir ihtimaldi mesela. Tanışmış olsalar bile, insanların kurlaşma süreçlerini ku şatan sayısız sıkıntı düşünüldüğünde birlikte bebek sahibi olma ihtimalleri iyice azdı. Bebek yapmaya karar verdiler diyelim, bundan önce annesinin içinde yaklaşık yüz bin tane yumurta, aynı süre zarfında babasının da beş trilyon spermi olmuş olacaktı. Ama o zaman bile, 500.000.000.000.000.000.000'da bir var olma şansı bile varoluşu korkunç bir şekilde hafife almak olurdu, insan yaşamının tesadüfiliğinin hakkını hiçbir şekilde veremezdi. Yani bir insanın yüzüne baktığınızda, o insanı oraya getiren şansı kavramak zorundaydınız. Isobel Martin'den önce, sade ce insanları sayarsak, 150.000 kuşak gelip geçmişti. Bu, giderek olasılıksızlaşan çocuklarla sonuçlanan giderek olasılıksızlaşan 150.000 çiftleşme demekti. Her kuşak için, katrilyon çarpı kat rilyonda bir olasılık demekti. Yahut evrendeki atomların sayısından yaklaşık yirmi bin kat f azla demekti. Ama bu bile sadece başlangıçtı çünkü insanlar yalnızca üç milyon Dünya yılıdır buradaydı ve bu da, gezegende yaşamın başlangıcından beri geçen üç buçuk milyar yıla kıyasla çok kısa bir süreydi. Yani yuvarlak hesapla Isobel Martin'in var olması matema tiksel açıdan imkansızdı. On üssü sonsuzda sıfır. Ama burada, karşımdaydı ve ben bu duruma şaşırıp kalıyordum. Bir anda di nin burada neden bu kadar büyük bir mesele olduğunu anladım. Çünkü, elbette ki, Tanrı'nın var olması mümkün değildi. Ama öte yandan insanların var olması da mümkün değildi. Dolayısıy la insanlar kendilerinin var olduğuna inanıyorlarsa, mantıken, kendilerinden azıcık daha olasılıksız
Sayfa 234·Kitabı okudu
Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.”
«Ölümü ölümle iyileştirmek: sorun bu! Bu demektir ki, dünyanın yeniden doğması için ölmek gerek. Binlercesi ölmeli ki tüm dünyada milyonlarcası dirilsin! Sorun bu. Ölmek kolaydır... insanlar dirilip kalksa!»
Sayfa 154·Kitabı okudu
«İşte yaşam bu!» dedi. «Görüyor musun insanlar nasıl birbirlerine karşı kışkırtmışlar, budalalık ve korku sayesinde ‘onları kör etmişler, ellerini, ayaklarını bağlamışlardır. Onlara zulmediyorlar, ter döktürüyorlar, eziyorlar, birine öbürünün eliyle vurduruyorlar. Onları tüfek, cop, kaldırım taşı haline getirmişler, sonra da: bu, devlettir! diyorlar...» «Bu bir cinayet, Ana! Milyonlarca insanın öldürülmesi, ruhların katli... Anlıyor musun?.. Ruhu öldürüyorlar. Bizlerle onlar arasındaki farkı görüyorsun: Bizden biri bir insana vurdu mu, utanıyor, acı çekiyor, özellikle tiksinti duyuyor! Oysa ötekiler, acımadan, kılları kıpırdamadan, rahatlıkla binlerce kişi öldürüyorlar, zevkle öldürüyorlar! Kendilerini insanlara egemen kılma olanağını sağlayan parayı, altını, önemsiz kâğıt parçalarını, bir sürü ıvırzıvırı korumak için boğuyorlar. Düşün bir kez: Kendilerini savunrnak, korunmak için değil, varlık aşkına yapıyorlar. İçerden değil, dışardan sakınıyorlar.»
Sayfa 148·Kitabı okudu