Tina gibi çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sorduğumda genellikle 'büyürsem' diye yanıt verirler. Çünkü gerçek hayatta o kadar çok ölüm, evlerinde o kadar çok şiddet görmüşlerdir ki yetişkinliğe yetişmek onlar için belirsiz bir konudur.
Ne yazık ki büyük ölçüde günümüzde de devam eden ve o dönemde çocuklarla ve travmayla ilgili olarak baskın olan görüş 'çocukların dirençli olduğuydu.' tam aksine çocuklar yetişkinlere kıyasla travmaya karşı daha savunmasızdır.
'Baba, beni neden sevmedin?'
Babası bu defa gözlerinin ta içine bakacak kızının, 'Sana baba nasihati kimseden sevgi dilenme. Dilencilere kıymetli bir şeyini vermez hiç kimse.
Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha.