HÜLYA ALAYBEYOĞLU- GİZ
Herkese selamlar
Nasılsınız, neler okuyorsunuz?
Sizlere bugün birkaç saat içerisinde okuduğum bir kitap ile geldim
Kitabımız esasında altı ayrı hikayeden oluşan ve her hikayede bir evli çiftin sorunlarını sıkıntılarını ele alan bir kitap .
Bir hikayeyi üç kişinin anlatımı ile okuyorsunuz. Hikayeyi hem kadın eş ağzından hem erkek eş ağzından okuyorsunuz ve bunlara ek olarak genellikle ya kadın eşin ya da erkek eşin annesinin bakış açısıyla okuduğunuz bir bölüm daha oluyor.
Aslında kitap herkesin kendi açısından bir savunması olduğunu bir haklılık payının olduğunu ya da olmadığını ama mutlaka olay hakkında bir fikirler olduğunu gösteren “giz”i anlatan bir kitap.
Bir şans vermelisiniz
Alıntılar
”Anneniz gülüyorsa,dünyanın en zengin yuvasına sahipsinizdir.”
”Eskileri özlediğinde eskiyormuş insan.”
”Yalnızlık, yola çıkanları yarı yolda bırakan efsane bir güçsüzlükmüş.”
LİNA SARE'NİN MUTLULUK KEKİ
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere #parla.yayingrubu
@parlayankitap.yayinlari ndan @yazar.yelizkandemir kaleminden #linasareninmutlulukkeki kitabıyla geldim.
Lina Sare, yedi yaşındaydı ve kaptan olan babasının eve gelmediği günleri sevmiyordu. Sanki günler geçmiyor, zaman uzadıkça uzuyordu. Çünkü babasını aylarca görmediği oluyordu.
Yine böyle bir gündü... Okuldan eve gelmiş, çantasını odasına bırakıp piyanosunun başına geçmiş ve babasının çok sevdiği şarkıyı çalmaya başlamıştı.
Annesi kızının üzüntüsünü dağıtmak için ona bir sır verecekti. Kendisi üzüldüğü zaman onu mutlu eden sırdı ; " Mutluluk keki " ...
Ve mutfağa gidip birlikte bu mutluluk kekini yapmaya başladılar. O günden sonra mutsuz olduğu zaman Lina Sare'nin Mutluluk Kekini yapmaya başladılar.
Ahlas ile bu kitabı keyifle okuduk.O da babasının eve gelmediği günlerde, özlediğinde artık kek yapacakmış vee biz kitabı bitirince hemen gidip kek yaptık.
Peki siz mutsuz olduğunuz zaman ne yaparsınız?
@herayokuyanlarkulubu
#parla.yayingrubu
@parlayankitap.yayinlari
@orion_kitap
@yazar.serpilunal
@yazar.yelizkandemir
#linasareninmutlulukkeki
#herayokuyanlarkulubu
#parlayayınları
#işbirliği
#reklamdeğiltavsiye
#çocukkitabı
#kitaptavsiyesi Her Ay Okuyanlar Kulübü
Bir insanın emanet edileceği en güvenli yer Allah’a emanet edilmek, Yaradan’ın rahmet yağmuruna şemsiyesiz bırakılmak demekti. Çünkü biri Allah’a emanet edildiğinde, eksiksiz, bırakıldığı gibi geri alınır.
Sizin hiç çareniz elinizden alındı mı? Herşey istediğiniz gibi giderken, bir tek şey kaçıp gider elinizden. Tek bir bedel diğer hepsine değer. Neyi en çok istediğini onu kaybettiğinde anlar insan. Neyin eksik olduğunu onu özlediğinde anlar. Hep istediğin şeyi koyduğunda sonunda yerine, içine düşen korku gerçeği anlatır sana. Hayatındaki eksik şeyi bulduğunda, avucunda eriyen kar gibi gitmesini bekleyeceksin. Çünkü bu derde çaren yoktur. Bu soruya henüz bir cevabın yoktur. Birinin elinden en önemli şeyi al, onu çaresiz kıl, birinin elinden sevdiğine yardım edecek çaresini al, acı asıl öyle çekilir.
Sevdiğini son defa gördüğünü bilmek mi daha zordur, onu son defa görememek mi? Onu karanlığa kendi elinle teslim etmek mi daha korkunçtur, onu oradan çekip çıkaramamak mı?
Bir çıkmazın kederli finali…Onların finali sizi de derinden etkileyecek…
Stephan King'in okurken en sıkıldığım kitaplarından biri oldu. Kitapta 4 hikaye var
-Bay Harrigan'ın Telefonu
-Chuck'ın Hayatı
-Kan Varsa
-Sıçan
Kitabın içeriğine gelecek olursak Bay Harrigan'ın telefonu Craig adlı çocuğun yaşlı Bay Harrigan'a kitap okumasıyla başlayan hikaye sonraları arkadaşlığa dönüşüyor. Bay Harrigan da Craig'e çok değer veriyor, ondan gelen hediyeyi kabul ediyor. Hediye bir telefon ve Bay Harrigan telefonu yanından ayırmaz oluyor. Bir gün Bay Harrigan öldüğünde Craig, telefonu mezara koyuyor ve her özlediğinde onu arıyor. Hikayenin devamında Craig, Bay Harrigan'a yaşadığı kötü bir olayı anlatmak için arıyor ve sonrasında doğaüstü sayılabilecek olaylar yaşanıyor. Bu hikayenin filmi de çekilmişti. Başrollerini Jaeden Martell ve Donald Sutherland oynuyor. Yazarımız bu hikayenin tohumlarının çocukluğunda izlediği korku filmlerine dayandığını ve sonrasında aniden ölen bir arkadaşının telefonunu sadece sesini duymak için aradığında sesin rahatlatmak yerine tüylerini diken diken ettiğini söylüyor.
Chuck'ın Hayatı'nda dünyanın sonunun geldiğini anlatan insanların kendilerine bile yabancılaştığı süreçleri içeren bir hikayeydi. Hatta en sıkıldığım hikayeydi diyebilirim. Yazar bu hikaye için "Nereden çıktı bilmiyorum. Tek bildiğim, bir gün üzerinde 'Teşekkürler Chuck!' yazan, adamın fotoğrafının ve 39 HARİKA YIL yazısının da olduğu o reklam panosunu hayal ettiğim. Sanırım hikayeyi o pano olayının ne olduğunu anlamak için yazdım ama bundan bile emin değilim" diyor.
Kan Varsa hikayesi bana Yabancı kitabının devamı gibi geldi. Oradaki karakter olan Holly Gibney başrolde. Macready Ortaokulu'na bir bombacı teslimatçı kılığında teslimat getirip okulu patlatıyor. Olay yerine ulaşan ilk muhabir Chet Ondowsky. Holly bu adamda bir değişiklik olduğunu fark ediyor ve
Okula gitmek istemeyen yavru rakuna annesi avcının içini öperek sevildiğini ve özlediğinde elini yanağıma koyması ister. Aynı öpücüğü yavrusu da annesine verir. Yavru takın güvenle okuluna gider.
Kitap Nazım Hikmet'in yıllara göre yazılmış şiirlerinden oluşuyor; yaşamaya dair, ben bir ceviz ağacıyım ve kitap şairin otobiyografik şiiriyle bitiyor. Baş ucu şiir kitaplarından sıkıldıkça, aşık olduğunda, özlediğinde, mutluluğun da insana eşlik edecek türden...
bindim tirene, uçağa, otomobile,
çoğunluk binemiyor.
operaya gittim,
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere ben de gitmedim 21’den beri camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye ama kahve falına baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiyem’de Türkçemle yasak... Henüz Vakit Varken Gülüm