Puan vermedi·368 syf.··
2026 15. kitabı
Herkese Selaaaammmm Bugün sizlere okuması keyifli bir kitabın yorumu ile geldim. Kitap bizi 1990’lara götürüyor başlarda. O dönemlerde doğan biri olarak o döneme yolculuk yapmak benim için keyifliydi açıkçası. Burak, babasının işinden dolayı Fransız Kültür merkezine gidiyor. Orada başka bir öğretmenin kızı olan Paulıne ile karşılaşıyor. Pauline Türkçe bilmediği için insanlarla iletişimde zorlanıyor. Lakin Burak Fransızca bildiği için Pauline ile güzel bir dostluk kuruyor. O yazı birlikte geçiriyorlar ve İstanbul’da şehir turuna çıkıyorlar. Burayı da okumak benim için keyifliydi. Yolculuk yapmayı ve yapılan yolculukları okumayı seviyorum. Pauline birden ortadan kayboluyor ve Burak büyük bir şok yaşıyor. Kendi hayatına odaklanıyor ve bu süreçteki yolculuğu okuyoruz. Sonra bir gün bir film afişinde Paulineyi görüyor ve heyecanına yenik düşüyor. Onu aramak için yola çıkıyor. Biz de bu süreçte Burak’ın yaşadığı, yolculuk yaptığı şehirleri, yola çıktığı dostları ve yolda bulduğu dostlukları okuyoruz. Okuması keyifliydi. Akıcı bir anlatım vardı. Yaz aylarında okuması keyifli gelebilir.
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202559 okunma
6/10
·392 syf.··
2026 64. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:58
Sonları çok hızlandırılmış bir şekilde geçmişti. Ruh eşi olayını anlatıyor aslında ruh eşini bulana kadar geçirdikleri tüm ilişkilerin aslında tam içine sinemediği eksik kaldığını anlatıyor. Kitap boyunca baş karakterlerimiz hep eksik kaldığını düşündükleri bir hayat yaşıyorlar. Devamlı ne zaman bir araya gelecekler diye bekliyorsunuz. Ama bir araya geldikleri gibi kitap bitiyor. Bir araya gelmeleri de ilk görüşte aşk gibi ikisi de birbirini gördükleri gibi yüz yıllık ilişkilerini hop diye bırakıyor. Çok daha güzel işlenebilecek bir konuyu biraz baştan savma işlemişti bence kitap. 
Belki Bir GünMarianne Kavanagh · Parodi Yayınları · 2016115 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·160 syf.··
2026 13. kitabı
Sabahattin Ali'nin eşine yazdığı mektuplardan oluşan bir eser. Yaşadığı pek çok zorluğa, haksızlığa rağmen umutla direnmekten, cebindeki beş kuruştan üç kuruşunu yazmaya, okumaya vermekten vazgeçmeyen derin bir aydının hayatını okurken bazen hüzünle, bazen tebessümle, bazen de öfkeyle yoğrulduğunuzu hissedeceksiniz. Türk yazarlar arasında Sabahattin Ali'nin yeri bende her zaman bir başka olmuştur, ruhu huzur bulsun.
Edebiyat
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Puan vermedi·218 syf.·
2026 26. kitabı
Friedrich Hölderlin’in 1797-1799 yılları arasında kaleme aldığı bu mektup romanı okurken aklınızda tutmanız gereken tek bir bilgi var: Yazar, otuz yaşında aklını yitirdi ve geri kalan otuz altı yılını Tübingen’de bir kulede, başkalarının verdiği isimleri reddederek, “Scardanelli” diye imzaladığı şiirler yazarak geçirdi. Hyperion, bu çöküşten önce yazılmış son sağlam eserdir. Yani bir bakıma, bir adamın aklının raydan çıkmadan önceki son nefesidir; ve bu nefes, Alman edebiyatının en lirik metinlerinden birini üretmiştir. Hikâye basittir; ama hikâye zaten asıl mesele değildir. Genç bir Yunan olan Hyperion, dostu Bellarmin’e mektuplar yazar; bu mektuplarda Osmanlı’ya karşı verilen 1770 Mora İsyanı’na katılışını, sevdiği kadın Diotima’yı, savaşın hayal kırıklığını, Diotima’nın ölümünü ve ardından dönüştüğü mahzun bilgeliği anlatır. Roman boyunca üç çatışma iç içe geçer: Antik Yunan’ın yüceliği ile modern çürümüşlük arasında, aşk ile yalnızlık arasında, doğanın bütünlüğü ile insanın parçalanmışlığı arasında. Hölderlin’in iddiası şudur: Modern insan kendinden, doğadan ve bütünden koparılmıştır. Çağdaş Avrupa’da gördüğü tek şey; hesap kitap, makine ve ruhsuz disiplindir. Antik Yunan’a duyduğu özlem ise nostalji değil, eleştiridir; geçmişi yüceltirken aslında bugünü teşhir eder. Romandaki Almanları anlattığı meşhur bölüm — “Almanlar arasında zanaatkâr görürsün, ama insan göremezsin.” — bu coğrafyada yaşayan herkesin tanıdığı bir tabloyu çağırır: Meslek var, kariyer var, unvan var; insan eksiktir. Hölderlin’in sanayi devriminin daha bebeklik döneminde gördüğünü, biz iki yüz yıl sonra hâlâ tartışıyoruz. Diotima karakteri ise romanın hem en büyülü hem de en kırılgan tarafıdır. Hölderlin’in gerçek hayattaki aşkı Susette Gontard’ın romandaki suretidir; bu yüzden Diotima, bir
Hyperion ya da Yunanistan'da Bir YalnızFriedrich Hölderlin · Adam Yayınları · 1987429 okunma
9/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 00:00
Günümüzde adına sevgi, aşk dedikleri yüce kavramın içinin ne kadar boşaltıldığını; beklemenin, sevgiye verilen emeğin günümüzde ne kadar değersiz olduğunu düşününce bu kitap dahada değerli bir hale geliyor. Sevgi neydi ? Sevgi, emekti. Çok ucuz bir kol saatinin taşıdığı anlam hatırına, kitaplardaki düzgün insanlar birbirini gerçekten seviyordu. Bekliyordu, vazgeçmiyordu. Bu kitabın adı Bekle Beni. Binbir alnernatifin olduğu gerçek hayatta, çok kolay vazgeçmiş insanlara inat; sevginin, emeğin, kıymet bilmenin değerini anlatıyor.
Aşk
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2018 87. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern okumasında Mihail Bulgakov ~ Genç Bir Doktorun Anıları kitabı vardı ve ben büyük bir keyifle okudum. Tahminimin üzerinde etkisi oldu diyebilirim. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, kendisine asistanlık beklerken, şehirde unutulmuş olan geleneklerin, inançların hala devam ettiği bir kasabaya gönderilir. Devrim Rusya'da şehir merkezi hayatını felç ederken, doktorumuz da kasaba da, batıl inançlara hapsolmuş zihniyetlerle boğuşur. Öykülerden oluşan kitap daha ilk bölümüyle sevdirdi kendini. Mesleğini yapamamaktan korkenken, herkesin öldü gözüyle baktığı bir hayatı kurtararak adım atmış oldu bence doktorluğa. Diğerlerinde de bir çok kez çaresizliği serdi gözlerimin önüne. Kiminde çok zor hava şartlarında mesleğini yaparken geçirdiği hayati tehlikeler, kiminde çocuğunun hayatı ve inançlarıyla sınanan bir annenin kararı. Maalesef günümüzde de hala var olan, doktorun cinsiyeti sebebiyle ya da hasta yakınlarının inançlara ters düştüğü için tedaviye izin vermeyen zihniyetleri andım bol bol. Özellikle şehirden uzak yerlerde doktorlarımızın başına gelen, ilk başlarda hayati önem taşısa da, sonrasında "fıkra gibi" diye tabir ettiğimiz olaylara da değinilmiş. "hiç bir şey artık beni şaşırtamaz" derken her seferinde farklı bir şaşkınlık eşliğinde öğrenmeye boyun eğiyor doktorumuz. Dönemin imkansızlıkları arasında yanlız kalmışlık hissiyle beraber medeniyete duyulan özlem cabası... "Benim güvendiğim tek şey, içinde bulunduğum bu olağandışı şartların kamçıladığı sağduyum." diyor ve ekliyor "Bir şeyle mücadele etmek için,onunla yüz yüze gelmek gerekir" Keyifli okumalarınız daim olsun...
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma