“Belki de tüm suçumuz hayatı gerektiği gibi sevmemektir. İnsan bunun üzerinde yeterince düşündü mü? Hayat, doksan kiloluk komşum Neşe’nin kalbi kadar kırılgandır belki. Bir sürü ukalalığı ve tuhaflığı vardır, hantaldır, gelip geçici güzellikleriyle de aldatıcıdır. Bizi, bir ayının yavrusunu severken yaptığı gibi dehşetli pençeleri altında ezerek sever. Belki bu onun yapabildiği tek şeydir, neden olmasın?”
İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… tembellik var…İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey var; hakikatleri görmekten kaçma itiyadı var.
“Dünyada bir tek insana inanmıştım.
O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.
Ona kızgın değildim.
Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkân olmadığını hissediyordum.
Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, âdeta bütün insanlara dağılmıştı;
çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.
Sonra, aradan seneler geçtiği hâlde, nasıl hâlâ ona bağlı olduğumu gördükçe,ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum.”
ahh Raif Bey ahh