لا يكُنْ تَأخُّرُ أَمَد العَطاء مَعَ الإلْحاح في الدّعَاءِ موجبَاً ليأسِك فهو ضَمِنَ لَكَ الإجابَةَ فيما يختارُهُ لكَ لا فيما تختاره لنَفْسكَ وفي الوقْتِ الذي يريدُ لا في الوقْت الذي تُريدُ
Ey talip, duada ısrarlı olduğun halde kabulünün gecikmesi seni umutsuzluğa düşürmesin. Çünkü Cenab-ı Hak, senin istediğin şeyi, istediğin anda kabul etmeyi vaad etmedi, senin için dilediği şeyi, kendi seçtiği zamanda kabul etmeyi vaad etti.
(Hikem-i Atâiyye, 6. Hikmet)
أتمثل دائمًا بقول ابن عطاء الله في حِكمه: «الناس يمدحونك بما يظنونه فيك، فكن أنت ذامًّا لنفسك لما تعلمه منها. أجهل الناس مَن يترك يقين ما عنده لظن ما عند الناس».
“İnsanlar seni sende var olduğunu zannettikleri özellikle överler. Ama sen kendinde var olduğunu bildiğin eksiklikle kendini kına. En cahil kişi insanların zannını yeğleyip kendisinde kesin bildiği eksikliği düzeltmeyendir.”
Karadavi
ماذا وجد من فقدك وما الذى فقد من وجدك لقد خاب من رضى دونك بدلا، ولقد خسر من بغى عنك متحولا.
Seni kaybeden neyi bulmuş?
Seni bulan neyi kaybetmiş?
Senden başka bedele razı olan zarar etmiştir.
Senden ayrılmayı isteyen hüsrana uğramıştır.
Taleb şan değildir razı ol şan da senin nam da sesin. Varlığını bilmezlik toprağına göm gömülmeyen şey nabit olmaz. Dünya sûretlerinin bulaştığı ayna nasıl parlar? Huzura girmeden önce tevbe sularında yıkan!
-içimdeki yoksulluktan bir satır