Özlem GANIK

Özlem GANIK
@ozlemganik
Müzik Öğretmeni
19 Haziran 2000
26 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
9/10
·687 syf.··
2025 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 23:18
-SPOİLER İÇERİR- Rodion Romanoviç Raskolnikov, öncelikle tüm bunları yapmış olup bizlere nasıl kendini sevdirdin anlayabilmiş değilim ama şunu söyleyebilirim ki tüm roman boyunca seninle birlikte tüm duyguları yaşadım... Cinayetin işlendiği sahnedeki heyecan, korku, kendini kaybediş o kadar güzel anlatılmış ki sanki karşımda okunması gereken kelimler değil de izlenmesi gereken bir film sahnesi vardı... Raskolnikov cinayeti işledikten sonra yataklara düşer ve biz bunun sebebinin bir süre pişmanlık ve vicdan azabı olduğunu düşünürüz ama onun hiçbir zaman pişmanlık duymadığını şu bölümden anlayabiliriz; ''Hiç değilse... hiç değilse pişmanlık duyabilseydi! Öyle bir pişmanlık ki, yüreğini yakıp kavursun, uykularını kaçırsın; öyle bir pişmanlık duysun ki, düşlerini darağaçları, suda boğulmalar doldursun! Ah! Böyle bir pişmanlık nasıl, nasıl sevindirirdi onu! Acı ve gözyaşı da bir hayattır! Ama o işlediği cinayetten dolayı en küçük bir pişmanlık duymuyordu.'' Bence herkes onun pişman olmadığına ikna oldu, kendince sebepleri vardı çünkü bu cinayeti işlerken peki o zaman günlerce yataklara düşmesinin ve duygu durumunu kontrol edememesinin sebebi neydi? Yakalanma korkusu mu? En sonunda kaçıp kurtulmak yerine cinayeti itiraf etmesi Porfiri Petroviç'in bir başarısı mıydı, yoksa Raskolnikov'un kendini cezalandırma isteği mi? Bunların cevaplarını okudukça kendiniz buluyorsunuz ama kendinizce tabi :) benim fikrimce, Porfiri, Raskolnikov'un peşini bırakmış olsa bile katilimiz huzura hiçbir zaman kavuşamayacaktı... Tüm bunların yanında Svidrigaylov çok ilgimi çekti, onun hikayesine biraz daha derinden bakılmasını isterdim ama klasik bir Rus romanında elbette birileri intihar etmeliydi ve bu kişi Svidrigaylov oldu, üzülmedim desem yalan olur... Benim için okuması çok keyifli bir
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·456 syf.··
2025 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 17:30
Şöyle güzel bir aşk romanı olsa da okusak diyenler için doğru durak Jane Austen'in bu güzel eseridir. Ben bu kitabı fazla dillendirildiği için okumayı biraz geciktirdim ama keşke daha önce okusaydım diyorum... O meşhur gururlu beyimiz Darcy ile taşralı güzel kız Elizabeth'in hikayesini okuyoruz. Genel olarak bahsetmek gerekirse huyu pek iyi olmayan bir annenin 5 kızını evlendirmek için attığı taklaları göreceğimiz bir kitap :) Elizabeth ve Jane bu kız kardeşlerin en büyükleri, Jane-Bingley aşkı da çok tatlı işlenmiş ama favori çiftimiz tabii ki baş karakterlerimiz. Tahammül edemeyeceğiniz üç karakter var, anneleri olan Mrs. Bennet ve küçük kardeşler Kitty-Lydia Bennet, insanı çileden çıkarabiliyorlar ama daha çok güzel kısımlara odaklanırsak dayanılabilirler :) Kitabın içinde öyle bir kaybolmuşum ki Pemberley'de ve o güzel geniş bahçesinde gezdim, balolarda dans ettim, Rosings konağının şaşaalı salonunda oturdum. Benim favori kitaplarımdan biri oldu, keyifle okunabilecek bir kitap.
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201997,8bin okunma
Puan vermedi·608 syf.··
2025 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2025 14:09
Öncelikle söylemek istediğim iki şey var; Birincisi, bu kitabı okumayan varsa bence hemen okumalı, ikincisi de eğer bu kitaba başlama kararı aldıysanız geniş vaktiniz olmalı çünkü isteseniz de bu kitabı elinizden bırakamıyorsunuz, bırakmak istiyorsunuz ama olmuyor :) Annesi ve babasını küçük yaşta kaybeden ve dayısının himayesi altına alınan küçük Jane'in hikayesi bu, ilerleyen zamanlarda dayısının da ölümüyle birlikte onu pek, hatta hiç sevmeyen yengesinin yanında yaşamını sürdüren Jane bir şekilde yatılı bir okula gönderiliyor ve kitabın bir bölümünde Jane'in okul yaşamına şahit oluyoruz. Bu okulda altı yıl boyunca eğitimini gören Jane Eyre aynı okulda iki yıl boyunca da öğretmenlik yaptıktan sonra artık yaşamın farklı yönlerini görme isteğiyle hayatında yeni adımlar atma kararı alır ve bunun sonucunda Rochester malikanesinde küçük bir kızın mürebbiyesi olarak işe başlar. Kitabın büyük bir bölümü de bu malikanede yaşanan olayları ele alır, bir bakıyorsunuz hikaye gizemli bir hal alıyor bir bakıyorsunuz şahane bir aşk romanı okuyorsunuz... Çok çok çeşitli olaylar yaşanıyor ama 626 sayfayı buraya sığdıramayız gibi :) Kitabın sonlarında da Jane'in vermesi gereken bir kararın stersini sağ olsun Charlotte Bronte hepimize yaşatıyor. Su gibi bir anlatım sayesinde bir çırpıda biten bir kitap, okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202342,1bin okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2025 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:28
Normalde bir kitapta size karakterler sevdirilir yani en azından bir tanesini seversiniz, ama bu kitapta öyle bir durum söz konusu değil, aksine sizin sinirlerinizi oldukça yıpratacak baş karakterler mevcut. Heathcliff beni kitabın başlarında üzmeyi başardı ona gerçekten acıdım ve sevilmesini istedim fakat ilerledikçe dönüştüğü kişilik beni dehşete düşürdü, onun bu dünyada sevebildiği tek canlı Catherine Earshaw... Catherine'in şımarıklığı bambaşka bir konu, camları açıp kendini öldüresiye hasta etmeyi göze almış bir deli kendisi ve bunun gibi birçok olay daha... Heathcliff'in evine kiracı olarak gelen Lockwood'dan dinliyoruz hikayeyi, kitabın ilk sayfasından itibaren hikayenin içine dalabilirsiniz, gayet sürükleyici ve duygu karmaşaları yaşatan bir kitap. Kitapta çok karakter mevcut ama karıştırmak pek mümkün değil çünkü biri ölüp biri geliyor, örneğin büyük Catherine ölüyor ve küçük Catherine doğuyor yani uzun bir hayat hikayesi mevcut. Hikayenin tek mutlu çifti Hareton ve Küçük Catherine. Heathcliff bu dünyanın malında çok gözün vardı ama kitabın sonunda onlar mutlu oldu :)
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,8bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2025 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 01:39
Kitabın girişinde çoğu şeyi bize anlatmış aslında Charles Dickens: Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana... Kitabın sonuna geldikten sonra dönüp yine bu girişi okudum, kesinlikle tamamladı beni. Fransız ihtilali ve bunun etkilerini görebileceğimiz öğretici bir eser. Soylular tarafından ezilmiş ve aşağılanmış Fransız halkının bir başkaldırısını görüyoruz, öyle bir nefret ki, suçlu gördükleri hiçbir canlıya en ufak bir acıma göstermeyecek ve çocukların bile (suçlularsa) ölümü hak ettiğini düşündürecek bir nefret işlemiş yüreklerine, inanılmaz bir vahşilik... Piposunu içerken giyotinin insanları ikiye ayırmasını zevkle seyreden halktan kişiler, Adaletten yoksun mahkeme kurulları ve niceleri... Ayrıyeten Dr. Manette'in hikayesi ve bunun yanında Londra'da başlayan Lucie-Charles aşkının bir şekilde Fransa'ya, bu kargaşanın içine sürüklenmesi ve sonrasında ardı ardına gelişen olaylar. Tabii ki bana göre hikayenin kahramanı olan Sydney Carton'dan bahsetmeden geçemem, inanılmaz bir fedakarlık, müthiş bir soğukkanlılık... Bu adam beni gerçekten çok şaşırttı. Carton'ın son düşünceleri aynen şuydu: ''Bu şimdiye dek yaptığım en iyi, en doğru şey ve bu yolun sonu, şimdiye dek hiç bilmediğim kadar güzel, çok güzel bir uyku.'' Olaylar, kurgu ve akış şahaneydi kesinlikle okunmalı.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,5bin okunma