huzur dolu bir kitapevi ve insanları….
10/10
·288 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:02
Selamm dostlarımmm. Bayadır inceleme yazamıyordum ama özlemişim resmen. Sizler nasılsınız? Her şey yolunda mı? Eğer kendinizi sıkışmış ve bunalmış hissediyorsanız, bir kitabevi gezmek ve kahve içmek en büyük hobiniz ise ihtiyacınız olan kitap budur. Okudukça huzurlu hissedeceğiniz bu kitap sizi aynı zamanda RS bataklığından kurtaracak bir ilaç. Çünkü bu kitap bana ilaç gibi geldi. :) O zaman gelin size konusunu anlatayım. KONUSU Youngju güzel bir iş ve düzgün bir adamla evlenerek hayatının düzgün gittiğini düşünür. Fakat içten içe tükenmişlik hissi ile hayatını geride bırakmaya karar verir. Hayali olan kitabevini açar. Zamanla fark eder ki bu kitabevi sadece onun sığınağı değil. Her gelen kişinin huzur bulduğu bir yer olduğunu fark eder. Burada hayatı nasıl yaşaması gerektiğini de öğrenir. İÇERİK Her yaşa uygun. :) İNCELEMEM Dili hakkında konuşmama bile gerek yok bence çünkü oldukça akıcı. Ben direkt kişisel gelişim kitaplarından ziyade hikâyenin içine yedirilen verilen mesajları çok seviyorum. Bana daha çok dokunuyor, işliyor. Bunu da her karakterin ayrı ayrı bir şeyler öğrenmesiyle okumak daha da keyifliydi. En sevdiğim şeylerden biri de her karakterin farklı bir yük taşımasıydı. Kimisi düzene karşı isyan ediyor, kimisi hayalleriyle, kimisi de hayatın yorgunluğuyla mücadele ediyordu. Bu yüzden her karakterden ayrı bir şey öğrenmek ve karakterlerin kendi aralarında bunları öğrenmelerini görmek çok hoşuma gitti. 20 puan versem 20 puan veririm, o derece keyifle okudum. Karakterler arasındaki diyaloglar ve ilişkiler çok doğaldı. Her karakterde kendimden bir parça buldum. O kadar çok altını çizdim ki… Hepsini yazamadım. Bu kitabı okurken kendinizi Hyunam-Dong Kitabevi’nde sevdiğiniz kitabı bulup Minjun’un yaptığı enfes kahveyi içer gibi hissedeceksiniz. Belki
Duygu ve Düşünce
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
AİDEN&RORY
Puan vermedi·448 syf.··
2026 9. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:28
Herkese merhaba.. 2 ay sonra geldim ölmedim ve yeniden buradayım :D felaket derece rs dönemine girmiştim ve sonra instagramda bu kitabın ai videosuyla karşılaşıp okumaya karar verdim. İyi de oldu uzun zaman sonra tekrardan kitap okumak iyi hissettirdi. Konumuzla gelecek olursak; Rus mafya prensesi ve buz patencisi Rory ve İrlanda mafyasının infazcısı ve buz hokey takımının kaptanı Aiden arasında geçiyor. Aiden Rory'nin kim olduğunu bilmeden bir saldırı sonucu Rory'i kaçırıyor. Sonradan kendisinin rus mafyasına ait olduğu anlaşılınca bir uzlaşma sonucu takas yapılıyor. Ama çiftimizin hikayesi bitiyor mu ? Asla.. Aiden Rory'nin peşini bırakmıyor ama arka tarafta Rory için İtalyanlarla planlanan görücü usulü bir evlilik vardır. Rory ise bundan kaçmak için her şeyi yapmaya hazırdır ve kendini birden Aiden'ın güvenli kollarında bulur. Şimdi öncelikle kendileri ai videosunda gördüğüm şekilde kafamda canlandığı için kitabı çok beğendim ama.. ama olaylar biraz yavaş ve eksik ilerledi. Her ne kadar klişe bir mafya kitabı olsa da konu çok daha güzel işlenebilirdi diye düşünüyorum. Serinin ikinci kitabı başka karakteri anlatıyor ama okur muyum emin değilim. Yine de kendisi beni rs'den çıkaran bir kitap olduğu için bir yıldızımı oradan veriyorum :D Bu şekilde inceleme yazmayı çok özlemişim ama kitap okumayı daha çok özlemişim.. Yazarın eline,emeğine,kalemine sağlık diyorum. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar. ÇokçaKalppp>>>>
1000Kitap
No Promises, No LiesA.J Wilding · Rose Onyx Press · 20252 okunma
Reklam
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Günde 60 paragraf sorusu çözerken uzun soluklu roman okumak hiç akıl işi değildi ama iyi geldi. Kitap okumayı tutku haline getirdiğim süreç cinayet/polisiye romanlarına başlamamla oldu. Hangi yaşta olursanız olun cinayet/polisiye romanlarının akışı sizi alıp götürüyor. Aslında cinayet romanı okumanın da ne yaşı ne de zamanı olmadığını anlamış oldum diyebilirim. Claps’e içim parçalandı, öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Ayrıca kitabın türü ne olursa olsun bana mutlaka bir şeyler öğretmesi hoşuma gidiyor. Claps sayesinde artık “afazi” diye bir rahatsızlığı ve bu rahatsızlığın ne olduğunu da öğrenmiş bulunmaktayım. Beyinde yaşanan bir hasar nedeniyle konuşma/anlama bozukluğu diyebiliriz kısacası. Greta’nın yaşadıklarını da sanki bizzat ben yaşadım. Bazen heyecan o kadar doruktaydı ki resmen o anda Greta bendim. İşte tam da bu yüzden özlemişim cinayet romanı okumayı. Karakteri iliklerime kadar hissetmek bana çok haz veriyor. Bu ünlü gazeteci/sunucunun da yaşadığı gerilim dolu dakikalar bana çok iyi geldi. Sensi ise o gudubetliğiyle resmen benim huysuz ve sevimsiz tarafımdı. Her ne kadar çoğu kişinin soğuk nevale olarak adlandırabileceği bir karakter olsa da Sensi gibi insanlar olmasa toplum olarak dağılır giderdik. Biraz da o despot karakterlerin ağırlığına ihtiyacımız var. Uzun zamandır sürükleyici bir roman okumamış ve sürüklemek için can atanlara keyifli okumalar dilerim.
Şah MatMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20219bin okunma
yakışıklı bebiş Josh
7/10
·456 syf.··
2026 54. kitabı
Selam ya YŞNE BEN GELDİİİİMM Şaka maka ama uzun zamandır smut okumuyordum, özellikle smut olan bir kitaba başlamak biraz ağır kaçtı… ya neyse, seviyoruz okuyoruz işte kardeşim. Kitap cidden ne diyorsa verdi. Başta pffff bunu mu okuyorlarmış demedim değil, çünkü gerçekten garipti yani. Bir ara bıraksam mı dedim ama sınav senemdi ve ben kitaplara aç bir öğrenciyim. Okudum bitti yani, napabilirim? Neyse artık ciddi kişiliğini bir tarafa bırakıp yorum yapmak istiyorum özlemişim çünkü dowkfmwldka Ben normalde çatır çatır okurum smut’ı gerçekten ama bu kitapta yeter kardeşim gidin kısırlaştırın kendinizi diye bağıracaktım. Okey türü bu ama her sayfa değiştirişimde libidoları artıyo sonra taktaktaktak yani iyi ki böyle komik bir dili vardı yoksa okuyamazdım. Kırdığım üç puanların ikisi buradan gitti birisini de kitabın arka kapağında Josh’tan daha fazla stalk yapan bir adamdan bahsedilmişti, yani kanka sadece dört sayfa sürdü adam eve girdi işte sonra bir baktık bizimkiler bayıltmış adamı, ailesinin evinin önüne köpeğe ekmek atar gibi atacaklar adamı, sonra bir baktık pat Josh adamı yanlışlıkla öldürmüş. -_- Yani tamam bu da hafif değildi ama Josh’u geçmezdi yazar abartmış sanki bir tık? Ayrıca Josh’un babasının yaptığı kazara yamyamlık mevzusu derinleştirilmemişti, elbette babasının ne halt olduğunu az buçuk söyledi yazar, tamamen dememesi normal ama keşke biraz daha açsaydı konuyu. Ya ne diyeyim baya kabarık bir trigger listesi vardı ama bence hafif çıtır çerez bir kitaptı. Okuması kolaydı, sadece smut baydı bir noktadan sonra. Ama iyi diyebilirim. Josh’a sımsıkı sarılmak isterdim üzümlü kekim minik(1.93) Joshua’m ya :(
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025564 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:22
İrvin Yalom ve Marilyn Yalom'un birlikte yazdığı Marily'in ölümcül bir hastalık sebebiyle hayatının son zamanlarını ve ölümünden sonra 13 yaşından beri onu seven İrvin'in ( kitap yazıldığında yazar 88 yaşındaymış) yaşadığı yaş sürecini anlatan bir kitap. Ben yazarları ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum. Marilyn Yalom un dili inanılmaz iyidi, bu yazarı bu kadar zaman nasıl tanıyamadım nasıl okumadım diye hayıflandım resmen. Araştırma yaptığımda yazarın normalde farklı kitapları da olmasına rağmen Türkçe'ye iki üç tane kitabının çevrildiğini gördüm:( (şaşırdık mı!) İrvin Yalom'u uzun yıllardır okumamıştım onun bakış açısını aktarma tarzını ince ince aklınızda yer eden kalıpsal cümlelerini özlemişim. Özellik Marily'in öldükten sonra kendi kitaplarından destek alması, terapiye başlaması ve yazdığı o baş edilemez depresyon, boşluk hissi bence özellikle psikiyatri alanında çalışsak bile yaş sürecinde baş etmede zorlanılacağının açık kanıtlarından olmuş.
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022648 okunma
8/10
·464 syf.··
2026 27. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:25
Eskilere daldım ya, özlemişim böyle kitaplar okumayı. Hani şu 2000–2015 arası çıkan kitaplara burun kıvıran bir kitle var ya; “çöp”, “betimlemeler kötü”, “kız karakterler salak” deyip geçiyorlar. Oysa farkında değiller, çok şey kaçırıyorlar. Her kitaba, her seriye bir şans vermek gerek. İşte bu da o şansı hak edenlerden biri. Calla… Bazı anlarda fazlasıyla pasif kaldığını düşündüm. Ama buna rağmen sevdiğim bir karakter oldu. Dişi bir alfa ve bizim düşündüğümüz gibi değil hiçbir şey. Calla'nın dünyasının ne kadar baskıcı olduğunu iliklerine kadar hissettiriyor O Dünya “dişi alfa” fikrini bizim hayal ettiğimiz gibi yaşamıyor. Bizim kafamızda alfa olmak mutlak güç demek. Kimse karışamaz, kimse sınır koyamaz. Ama Calla’nın gerçekliği çok daha sert. Sürekli şekillendirilmeye çalışılıyor. Sürekli törpüleniyor: “Leydi gibi davran.” “Hanım hanımcık ol.” “Erkeğin yaptıklarını büyütme.” “Kavga çıkmasın diye geri dur.” “Güzel görün, dikkat çek.” Yani güç sahibi bir karakter yaratılıyor ama o gücü kullanmasına asla tam izin verilmiyor. Çünkü Calla bir dişi. Calla’nın kendi sürüsü var, Silüet. Kendi düzenini kurmuş, kendi alanını çizmiş. Birde bir başka sürü var Mahkumlar ve lideri Reiner. Reiner devreye girdiği anda bütün dengeler kayıyor. Evlenecekler eyvallah. O klasik ritüel meselesi olacak ve sonrasında olan şey: Calla’nın sürüsü artık Calla’ya değil, Reiner’a bağlanıyor. .d şaka mı bu? Bu sadece bir olay örgüsü değil; bu, açık açık bir güç devri. Ve bunun alt metni fazlasıyla rahatsız edici. Çünkü ne kadar “alfa” olursan ol, sonunda sistem seni bir erkeğin gölgesine itiyor. Bunu okurken sinirlenmemek çok zordu. Bir de Calla'nın annesi… zaten sevmemiştim o kadını ama o tokat sahnesinden sonra karakterle aramda geri dönülmez bir mesafe oluştu.
1000Kitap
SilüetAndrea Cremer · Pegasus Yayınları · 201394 okunma
Reklam
Reklam