Günler birbirini kovaladı.
Esmeralda'nın ruhu yavaş yavaş huzur buluyordu. Acı fazlalığı, neşe fazlalığı gibi kısa süren şiddetli bir şeydir. İnsan kalbi bir aşırılığı uzun süre yaşayamaz.
Onu ruhunun bütün şiddetiyle sevmek, en ufak bir gülümsemesi için kanını, organlarını, ününü, ruhunun kurtulușunu, ölümsüzlüğü ve sonsuzluğu, hem bu dünyayı hem öbür dünyayı verebileceğini hissetmek, ayaklarının altına daha büyük bir köle bulmak için bir kral, deha, imparator ya da baş melek olmadığına pişman olmak, onu gece gündüz düşlere ve düşüncelerle kucaklamak(.....)
Ah Tanrım! Ayaklarını, kollarını, omuzlarını sevmek, mavi damarlarını, esmer tenini hücrenin zemininde geceler boyu kıvranacak kadar düşünmek ve ona olan bütün şefkatin işkenceyle sonuçlandığını görmek! (....)
Ah! İki tahtanın arasında biçilen, dört atla çekiştirilip insan kim bilir ne mutludur!(...)
Genç kız, bana acı!(...) Şu korun üstüne biraz kül serp! Yalvarırım, alnımdan koca damlalar halinde akan șu terleri sil! Çocuk! Bir elinle işkence çektir bana, diğer elinle okşa! Acı bana genç kız! Acı bana!