Yaşama sanatı her şeyde mucizevi olanı görmek midir? O zaman gündelik hayata damgasını vuran ve hiç de mucizevi olmayan şeyler değersizleşir, oysa onlarla yaşamak da yaşama sanatının bir parçasıdır.
Eğer yaratan bir Tanrı varsa, erkek olsun, kadın olsun ya da hangi zamir ile anılıyor olursa olsun, hiç bir şey bilmeden ve anlamadan tapan kalın kafalı birini tercih eder miydi ? Yoksa, taraftarlarının gerçek evrene bütün giriftligiyle hayranlık duyanını mı tercih eder?