Özlem

Özlem
Few people, many books.
8/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 16:10
Zihnimiz bize oyunlar oynuyor mu ? Peki oynayabilir mi? Kontrol ettiğimizi düşünürken aslında ediliyor muyuz? Tüm bu sorularla birlikte cevaplarında bulunduğu, onlarca bilimsel araştırmalardan oluşan açıklayıcı bir kitap. Peki beynimize ne kadar güvenebiliriz? Decartes'in duyular hakkında da dediği gibi: "En çok güvendiklerimiz bizi en kolay kandırabilecek olanlardır." Sıradan veya zeki biri olsakta beynimiz, duyulardan algıladıklarımıza ulaşmaya çalışırken birçok etken ile karşılaşıyor. Önyargılar, kendimiz ile ilgili iyi veya kötü inançlarımız, beklentilerimiz... ile birlikte özellikle de konu kendimiz olunca beynimizin aslında bizi nasıl yanılttığını, nasıl bir makine olduğunu birçok akademik çalışmanın örneği ile açıklanıyor. • Kitabın yazarı olan #cordeliafine 'dan aşırı derecede etkilenmemin sebebi, cevaplarının belkide zor bulunacağı konulara değinip, cevap niteliğinde birçok çalışmayı bir araya getirmesi oldu. Akademiye ilgili olan Makale okumayı seven biri olarak aşırı sevdim !
Başına Buyruk BeyinCordelia Fine · Sel Yayıncılık · 201052 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Amor fati; yazgını seç, yazgını sev "
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 01:12
Daha önce Nietzsche hiç okumaya cesaret edememiş, onun fikirlerinin ya da felsefesini anlayabileceğim konusunda endişeliydim. Bu kitapta açık bir şekilde Nietzsche'nin felsefesini ve kendisini tanıdım, çok sevdim! Açıkçası beni kitaplarını okumak konusunda çok cesaretlendirdi. • Irvın D. Yalom'un belki de severek okuduğum ilk kitabı oldu. 19.yüzyıl Viyana'sında Psikoanalizin temellerinin daha şekillenmeye başladığı dönemde geçiyor kitap. Breuer'i ünlü vakası Anna O. ile tanıyordum sadece, hayatının derinliklerine bu kadar inileceği aklımın ucundan dahi geçmemişti kitabı okurken. Freud ise öğrencilik yıllarında, geleceğini şekillendirdiği dönemde. Onun psikanalizin temeline koyduğu belli başlı düşünceleri (bilinçaltı, hipnoz, rüyalar, cinsellik) dostu Breuer ile sohbetlerinde harika aktarılmış. Gelelim büyük düşünür, filozof Nietzsche'ye; hastalığı ümitsizlik ve şiddetli baş ağrılarıdır. Yalnızlığı seçmiş, büyük ihanetlere uğramış, Tanrı'yı öldürmüştür. Bu durumdan mutludur " Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır" der. Fakat içten içe, kitaplarının herkes tarafından okunmasını, yalnızlığının son bulmasını arzular... Bir şekilde Breuer ile bir tedaviye başlar. Karşılıklı alınan kararlar, karşılıklı girilen stratejik savaşlar, içten içe yapılan anlaşmalar ve birbirlerinin ümitsizliklerini tedavi etme biçimleri muhteşemdir. "Baca temizleme" tekniği ile başlayan konuşmaları aslında birbirlerine tuttuğu aynadır. Hem Breuer hem de Nietzsche özgürlüklerini, ümitsizliklerini, yalnızlıklarını anlayabilecekler midir? • Nietzsche'nin felsefesiyle, Breuer'in görüşleriyle harmanlanan bu tedavi sürecini ve dostluğu okurken hayran kaldım. Felsefe ve psikoloji adına harika bir kitap olduğunu düşünüyorum. Mutlaka okuyun, bence pişman olmayacaksınız #Irvin D. YalomIrvin D. Yalom Nietzsche AğladığındaNietzsche Ağladığında Nietzsche AğladığındaNietzsche Ağladığında
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2021 21:14
Tarihi bir gerçeği temel alarak yazılmış bir hikaye, dans vebası. İlk olarak 7. yüzyılda, en son bilineni ise 16. yüzyılda görülen bir "toplumsal histeri" vakasını kaleme almış yazar. Bir çok sebebi olduğu düşünülen bu histeri vakasında, yazar yoksullukla birlikte ortaya çıkışını anlatmış. İnsanları cinayete sürükleyen bir yokluğun hüküm sürdüğü zamanlarda, acısından ve ıstırabından aklını yitiren bir kadın, aniden sokaklarda durmadan dans etmeye başlar, ona katılanların sayısı git gide çoğalır. Durmadan, yemeden ve içmeden, bayılana, yaralanana hatta en kötüsü ölene kadar dans eden insanları düşünün; hükümet ve din adamları bu "dans vebası" karışısında ne yapacağını bilemez. • Hem toplumsal düzen, hem de toplum psikolojisini karanlık bir atmosfer hakim olsa da müthiş bir kurgu ile okuyorsunuz.. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
Puan vermedi·114 syf.··
2021 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2021 18:48
Küba'nın 47 yaşında intihar eden dâhi yazarı Guillermo Rosales'in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde yatırıldığı yere benzeyen bir bakımevini kaleme aldığı Felaketzedeler Evi'nin baş karakteri yine kendisi gibi tıbatıp aynı hastalığa sahip ve yazar olan William Figueras Küba'dan Miami'ye gelmiştir. Halası onu "bundan iyisi can sağlığı" diyerek göçmenlerin çoğunlukta olduğu bir bakımevine yerleştirince burda bambaşka bir dünya bulur. "Dışarıdan bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben" der William burası için. "Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan biriydi. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar vardı.".. Felaketzedeler Evi'nin sakinleri, yeryüzündeki kişisel felaketlerin cisimleşmiş özetini sunarlar adeta. Burda açlık, öfke, kötülük, insanlık ile ilgili hiçbir şeyin kalmadığı görülür fakat bir süre sonra William, kendisi gibi bir felaketzede olan Frencis'le tanışır. O güne dek içinde bir boşluk duygusu ve elinde İngiliz şairlerin kitabıyla yaşayıp giderken ruhunda bir umut filizlenir; yeniden hayal kurup planlar yapmaya ve Beatles şarkıları mırıldanmaya başlar.. • Yazarın sanırım son ve sağ çıkan tek kitaplarından biri. Girdiği şizofreni krizleri, belki de tatmin olmaması, beğenmemesi yazdığı birçok yapıtı yok etmesine sebep olmuş. Felaketzedeler Evi yazarı, yaşadıklarını tamamen yansıtabilir olmasıyla okurken daha da fazla şaşkınlık yaratıyor. Kitabı okumadan önce yazarı mutlaka araştırmalısınız şimdiden iyi okumalar
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,397 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2021 16:44
Yazar Jean-Louis Fourneir, bu kitabında anormal ya da normal çocuklara ve onlara sahip ebeveynlerine dikkat çekiyor. • Toplum tarafından anormal sayılan 2 özel çocuğa sahip bir ebeveynin açıkça düşüncelerini; zorluklarını, beklentilerini, hislerini, hayal kırıklıklarını, umutsuzluklarını ve umutlarını okuyoruz. Bazı sözleri çarpıcı nitelikte; kendi çocuklarını ve "normal" olarak adlandırılan çocukları, bu çocukların ebeveynlerini, kendisine olan tutumları net ifadelerle anlatıyor. Yer yer hüzünleneceğiniz, empati yapacağınız, bazen eleştireceğiniz fakat eninde sonunda içten içe aslında ne demek istediğini anlayabileceğiniz bir kitap. • Psikoloji derslerinde veya genel olarak sürekli "kime göre ya da neye göre anormal/normal ?" sorusu sorulmuştur hep. Aslında toplumun geneline göre anormal/normal kavramlar oluşmaktadır. Temelde anormal değilde aslında "Farklı ve Özel" bireylere sahip olmanın, koşulsuz sevginin, koşulsuz mutluluğun önemini görüyoruz. Etkileyici, hayatın içinden ve düşündüren bir kitap arıyorsanız mutlaka okumalısınız
Edebiyat
Nereye Gidiyoruz Baba?Jean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,1bin okunma