"Afganistan'da iyi bir kız babasının söylediklerini kabul eder. İyi bir kız bulaşıkları yıkar ve evde oturur. Ve ne yazık ki ben kötü bir kızım çünkü okula gidiyor eğitim alıyorum. İnsan olarak haklarımı istiyorum; sevdiğim şeyi yapmak istiyorum." Geçenlerde bir kitapçıda kitapları karıştırırken karşıma bu kitap çıktı. Kitabın arkasındaki alıntı bu kitabı almam için yeterli olmuştu. Beni derinden etkilemişti. İyi ki de alıp okumuşum diyorum. Yoksa bu dünyada "Zarifa Adiba" adında birinin özgürlüğü ve eğitimi için verdiği çabayı hiçbir zaman öğrenemeyecektim. Sadece bir anlığına kendinizi Afganistan'da Taliban'ın yönettiği bir ülkede kadın olarak yaşadığınızı düşünün. Size hiç saygı duyulmadığını, sizin sadece erkeklere bakmaları gereken, çocuk doğurup büyütmek, ev işleriyle uğraşmak dışında başka bir statüye sahip olmayan olamayan kadınlar. Kaç kişi böyle bir dünyada kendi ailesini ülkesini karşısına alıp onların dayattığı hayat yerine kendi özgürlüğü için savaşır? Bu kitabı okurken yazarının başından geçenler beni fazlasıyla etkiledi. Bir kadın olarak bir kere daha laik bir ülkede olmanın verdiği mutluluğu yaşadım. İstediğimizi giymekte ve istediğimiz eğitimi almakta özgür olmak ne büyük nimetmiş meğer. Bir kere daha bunun farkına varmama vesile oldu. Daha önce Malala'yı okuduğumda ya da " Bin Muhteşem Güneş" kitabını okuduğumda aynı duyguları hissetmiştim. Oradaki kadınlar için müthiş bir üzüntü. Şeriatın sadece kadınlara uygulandığı; müziğin, eğitimin, sporun ve kültürün yok olduğu bir ülke nasıl ilerleyebilir ki. Atatürk'ün de dediği gibi "Dünyada her şey kadının eseridir." Kadının değer görmediği bir toplum hiçbir zaman gelişmişlik seviyesine ulaşamaz. Toparlayacak olursak bu kitap bana tekrardan okumanın ve bir kadın olarak yaşamanın en iyi yolunun kendini