PulseoftheBook

Puan vermedi·344 syf.··
2025 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 00:51
Yetişkinlerin Yalan Hayatı ~ Elena Ferrante Merhaba sevgili kitapseverler; Elena Ferrante ile tanışma kitabım oldu. Konusu özellikle benim dünyama hitap etmese de, bir çırpıda bitirdim. Kitap, çocukluktan ergenliğe geçişteki o sert ve inciten yüzleşmeleri anlatıyor. “Halana benziyorsun” cümlesi, genç Giovanna’nın hayatında bir şimşek çakması etkisi yaratıyor. Arka kapak yazısı bana onun geçmişini araştıracağı bir gizem hikâyesi vaat ediyor gibiydi. Oysa Ferrante, daha doğrudan ve rahatsız edici bir yol seçerek, onu birden halasının karşısına çıkarıyor. Roman, doğrudan ergenliğe seslenen bir gençlik kitabı değil. Ama ergenliğin buhranlarını, yetişkinliğe geçişteki o sancılı yüzleşmeleri çıplak bir dille anlatıyor. Kimler okumalı? Ferrante’nin dilini keşfetmek isteyenler veya ergenliğin o sert, iç hesaplaşmalı dönemini anlatan romanlardan hoşlananlar için ideal. Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
Yetişkinlerin Yalan HayatıElena Ferrante · Everest Yayınları · 2020634 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·96 syf.··
2025 63. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 10:16
Proleterka ~ Fleur Jaeggy Merhaba sevgili kitapseverler; Roman, Johannes’in kızı olarak kendini tanımlayan 14 yaşındaki bir kız çocuğunun babasıyla çıktığı bir gemi yolculuğunu anlatıyor; ama yolculuk, baba–kız yakınlaşması yerine yabancılığın derinleştiği bir deneyime dönüşüyor. Asıl anlatılan, bu yolculuğun içinde yankılanan yalnızlık, kırılma ve mesafe. Proleterka, olayların değil, duyguların izini süren bir roman. Anlatıcı neredeyse buz gibi bir yetişkin soğukkanlılığıyla konuşuyor. Annesine ve babasına “anne- baba” diyemeyip adıyla hitap etmesi, daha ilk satırlarda aile bağlarının kopukluğunu sezdiriyor. Kitap, terk edilmişlik ve yalnızlık üzerine kurulmuş. “Çocuklar terk edildiklerinde anne babalarına ilgisizdirler” cümlesi, romanın kalbini açığa çıkarıyor: sevginin eksikliği, duygusuzluk değil; acımasız bir kararlılık. Ve gemide, bir çocuğun henüz hazır olmadığı karşılaşmalara sürüklenmesiyle, yalnızlığının daha da ağırlaştığını görüyoruz. O anlar, anlatının gölgesine yerleşiyor ve o gölge, roman boyunca genç kızın üzerine düşmeye devam ediyor. Yazarın dili oldukça kısa, oldukça keskin ve oldukça mesafeli. Olayların değil, duyguların yankısını takip ediyoruz. Sahnelerden çok hatırlanış biçimleri var. Bu yüzden bazı okurlar “hiçbir şey anlatılmıyor” diye düşünebilir. Ama aslında anlatılan bir çocuğun yalnızlığa hapsedilmiş bedeninde yankılanan duygu durumu. Yugoslav bandralı Proleterka, bir çocuğun dilinden dünyanın en ağır yalnızlığını anlatıyor Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
ProleterkaFleur Jaeggy · Can Yayınları · 202573 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2025 62. kitabı
Küçük Umutlar ~ Gönül Kıvılcım Herkese merhaba kitapseverler; Küçük Umutlar’da Tophane’nin dar sokaklarında bir bakkalın suskunluğu ile bir yazarın susturulmaya çalışılan sesi yan yana geliyor. Mahalle atmosferiyle siyasal iklimi birbirine dokunduran roman, korkunun ve baskının gündelik hayattaki izlerini takip ediyor. Gezi sonrasının baskılarını, İstanbul’un yoksullaşan sokaklarını ve iç içe geçmiş hayatları anlatan güçlü bir dönem portresi sunuyor. Ancak metnin edebi boyutu, bu politik gövdenin gerisinde kalıyor. Kurguda öyle anlar var ki, fazla kolay çözümler ve tesadüfler romanın inandırıcılığını zayıflatıyor. Çay bardaklarının oturmamış tadı gibi, hikâye de tam oturmamış bir izlenim bıraktı bende. Okurken kurguda o kadar çok yanlış buldum ki alıntı yerine onların altını çizdim durdum. Politik tonu güçlü ama kurgu ve karakter derinliği benim için gölgede kaldı. Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
Küçük UmutlarGönül Kıvılcım · Everest Yayınları · 202426 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 61. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 15:57
Firuzan ~ Fatih Gezer Herkese merhaba kitapseverler; Firuzan’ı okurken sık sık şu soruyu sordum kendime: “Yine mi aynı halk anlatısı?” Kadınların kuşaklar boyunca aktarılan acısı, artık edebiyatımızda neredeyse klişe bir şablon hâline geldi. Yazarın kaleminde bu acının tonları derinleşse de, bana tekdüze geldi. Bir zenginlik ya da anlatıda beklenen kırılma anları yerine, uzak bir “araf” duygusu hâkimdi. Evet, bu stil birçok okurun ruhunu derinden titretebilir; çünkü masalsı bir uzaklıkla konuşan ölü bir kadının sesi yankılanıyor sayfalarda. Ama benim beklentim daha yenileyici, daha farklı bir şeydi. Bende yüreğimi dağlayan bir iz bırakmadı, sadece tanıdık bir ağıtın tekrarını işittim. Yine de şunu da söylemeliyim: bu konuda yalnız değilim. Kitaba hayran kalanlar kadar, benim gibi eleştirel yaklaşan okurlar da var. Belki de mesele kitabın ne anlattığından çok, aynı hikâyeyi kaç kez duymayı göze alabildiğimizde saklıdır. Herkese keyifli okumalar, sevgiyle
FiruzanFatih Gezer · Everest Yayınları · 2025469 okunma
Çocuklar terk edildikleri zaman, anne ve babalarına ilgisizdirler. Duygusal değildirler. Tutkulu ve soğukturlar. Bir anlamda , bazı insanlar sevdiklerini ve duygularını sanki birer eşyaymış gibi terk ederler. Üzüntü duymadan, kararlılıkla.