Funda'dan...
Puan vermedi·384 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:20
​Eğer kafanı boşaltmak, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle keyifli vakit geçirmek ve biraz da pembe diziler tadında şehvetli bir fantastik-romans okumak istiyorsan, bu kitap tam bir biçilmiş kaftan! ​P.C. Cast’in bu serideki tarzını sevdim; antik mitolojiyi alıp günümüzün popüler kültürüyle öyle bir çarpıştırıyor ki ortaya inanılmaz eğlenceli diyaloglar çıkıyor. Hele Venüs’ün modern dünyaya, arabalara, kıyafetlere ve tabii ki modern erkeklere verdiği tepkiler gerçekten kahkaha attıracak cinsten. Tanrıça’nın antik tanrılara ettikleri o renkli ve bol "argolu" yeminler kitabı çok canlı kılıyor. ​Beni en çok etkileyen ne oldu dersen: Kitap ilk bakışta sadece çerezlik, seksi bir romantik komedi gibi duruyor ama derinlerinde kadınlara dair çok güzel bir mesaj barındırıyor. Pea karakteri üzerinden bize şunu fısıldıyor: Bir kadının bir erkeği etkilemesi ya da mutlu olması için kusursuz bir bedene ihtiyacı yoktur; asıl büyü, kadının kendi içindeki özgüveni, yani "içindeki tanrıçayı" keşfetmesidir. Sevgi, insanı değiştirmek değil, onun örtülü kalmış güzelliğini ortaya çıkarmaktır. Kendine güvenen bir kadının karşısında hiçbir erkeğin (ve hatta tanrının) duramayacağını çok tatlı bir dille anlatıyor.
Aşk TanrıçasıP. C. Cast · Pegasus Yayınları · 2012582 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
2026 4. kitabı
Şu an olduğum dünyadan beni öyle güzel kopartıp içine aldı ki… Sayfaları çevirdikçe ben de kitabın dünyasına dahil oldum. Beni gerçeklikten koparıp yüzyıllar öncesine, deniz altına ve güzel bir aşk hikâyesinin içine düşürdü. Hikâyenin bir parçasıymışım gibi okudum. Çok güzel bir dünyaydı; tıpkı yazarın diğer kitapları gibi… Kafasını dağıtmak isteyip kendi gerçekliğine ara vermek isteyenlere öneririm.
Deniz TanrıçasıP. C. Cast · Pegasus Yayınları · 20151,370 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·152 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:39
“Şayet insanlık uzayda denklerine veya kendinden üstün olanlara rastlarsa, hakikaten ne olacaktı?” Okuduğum en garip kitaplardan biriydi. Hatta bu kitabı okuyana kadar Bunny benim için “okuduğum en tuhaf kitap” unvanını taşıyordu… ta ki All Tomorrows ile karşılaşana kadar. Kitabı bitirdiğimde üzerimde gerçekten tuhaf bir his bıraktı; hatta ciddi ciddi evrim korkusu yarattı diyebilirim. İnsanlığın yarını ne olacak? Bizi nasıl bir evrim bekliyor? Günün birinde tamamen tanınmaz hâle mi geleceğiz? Kitap boyunca zihnimde dönüp duran sorular bunlardı. Konuya gelirsek; insanlık Mars’a yerleşiyor ve bu kez savaşlar Dünya ile Mars arasında başlıyor. Sonrasında insanlar galakside farklı gezegenlere yayılıyor, dokundukları her yeri tüketip yok ediyorlar. Kitap boyunca hissedilen en güçlü şeylerden biri şu: İnsan, bulunduğu yere medeniyet değil çoğu zaman savaş götürüyor. Tam bu noktada devreye kadim ve neredeyse tanrısal bir uzaylı ırk olan Qu giriyor. İnsanlığın genleriyle oynuyorlar ve insan türü akıl almaz bir evrim sürecine sürükleniyor. Ama burada özellikle şunu söylemem lazım: Yazarın kendi çizdiği o tasvirler… gerçekten korkunçtu. Bazı sayfalara bakmak bile içimi daraltmaya yetti. İnsan bedeninin böylesine grotesk ve çaresiz şekillere dönüşmesini görmek rahatsız edici olduğu kadar büyüleyiciydi de. Kitap aslında insanlığın evrim tarihini anlatırken çok daha karanlık bir şey söylüyor: İnsan ne kadar değişirse değişsin, içinde taşıdığı yıkım dürtüsü pek değişmiyor. Türler, bedenler, medeniyetler farklılaşıyor ama savaş hep bir şekilde var olmaya devam ediyor. Anlatım tarzı klasik bir roman gibi değil; daha çok eski bir saha notu ya da çizim defteri okuyormuşsunuz hissi veriyor. Bu da kitaba ayrı bir tekinsizlik katmış. Body horror temasını sevenler için gerçekten eşsiz bir
All Tomorrows Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 032 okunma
Ana Tema ve Kurgusal Altyapı: Canlı Bir Evren
10/10
·78 syf.·
2026 1. kitabı
Kitabın en vurucu yönü, evreni mekanik ve cansız bir boşluk olarak değil; düşünebilen, hastalanabilen ve kendi kendini iyileştirebilen devasa bir "Bilinç" (Eva) olarak ele alması. Yazara göre: Galaksiler: Bu kozmik organizmanın sinir ağları, Yıldızlar: Canlı hücreleri, İnsanlık: Bu devasa bedenin içinde çoğalan, oradan oraya yayılan küçük birer mikroorganizma. Serhat Bayar, ezoterizmdeki "Makrokozmos-Mikrokozmos" (Evren büyük insandır, insan küçük evrendir) felsefesini modern ve bilimsel fantezi ögeleriyle harmanlıyor. İnsanlık galaksiler arası bir yolculuğa çıkıp yıldızlara yayılmaya başladıkça, aslında üzerinde yaşadıkları bu devasa organizmanın (Eva’nın) bağışıklık sistemini tetikliyorlar. "Bu bir yok oluş değil, bir dönüşümdü. Ölüm, yaşamın tuvaline düşen bir fırça darbesiydi." Kozmik Korku ve Antroposentrizm Eleştirisi Kitap felsefi olarak antroposentrizmi (insan merkezciliği) sert bir şekilde eleştiriyor. Yüzyıllardır süregelen "Evren insan için yaratıldı" ya da "İnsanlık uzayı fethedecek" mitini yerle bir ediyor. İnsanlığı evrenin hakimi değil, kozmik bir bedenin kenarında gelişmiş bir "yan etki" ya da geçici bir titreşim olarak konumluyor. Bu yönüyle anlatı, H.P. Lovecraft tarzı bir kozmik korku (cosmic horror) atmosferine yaklaşıyor. Ancak buradaki korku canavarlardan değil, evrenin muazzam büyüklüğü ve insanlığın mutlak önemsizliği karşısında duyulan varoluşsal bir çaresizlikten besleniyor. İnsanlığın önündeki ikilem çok net: Bu kozmik bilincin içinde filizlenen yeni, sağlıklı bir hücre mi olacağız, yoksa yok edilmesi gereken bir enfeksiyon mu? Dil, Anlatım ve Akıcılık Okuyucu yorumları ve kitabın genel dokusu incelendiğinde, Serhat Bayar’ın oldukça akıcı ve edebi derinliği yüksek bir dil kullandığı görülüyor. Kitap bilimsel bir iddia kanıtlama
Bilim-Kurgu
Eva’nın DoğuşuSerhat Bayar · Doa Yayınları · 202619 okunma
Bayıldımmmm
8/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitap başından sonuna kadar o kadar güzel şekilde aktı ki nasıl bitirdiğimi anlayamadım öncelikle kitabın başında kızımız aslında İngilizce öğretmeni ve bizim dünyamızda yaşıyor ama bir açık arttırmada aldığı vazo sonucu farklı bir dünyaya geçiyor bu dünyada kendisi tanrıça Real karnesi olarak görünüyor kızımızın bu dünya hakkında en ufak bir fikri yok ve kapıda savaş var ayriyeten hiç tanımadığı biriyle evleniyor kızımızın eşi de çok tatlı aralarındaki iletişim çok güzeldi baş karakterin o dünyayı yönetmesi Kitap aslında başında nasıl açıyorsa sonunda o şekilde bitiyor yani okurken sıkılmıyorsunuz sürekli sürekli belli bir düzey akıyor ben daha daha uzun olmasını tercih ederdim
Kutsal AşkP. C. Cast · Pegasus Yayınları · 2014263 okunma
10/10
·344 syf.·
2026 27. kitabı
Bu kitap şimdiye kadar okuduğum en ağır kitap olabilir. Hiçbir kitabı okurken bu kadar zorlanmamıştım. Her insan bunca acıyı, işkenceyi okumağı kaldıramaz diye düşünüyorum. Çok fazla tetikleyici ünsür var ve çok fazla acı çekdiriyor. Kızın başına gelenleri tüm bedenimde hissediyordum sanki. Şuana kadar okuduğum hem en ağır hem de en iyi dark romance oldu. Kitabın konusu önceden biliyorsunuz diye düşünüyorum, o yüzden anlatmağa gerek yok ama ana karakter kızın yaşadıklarının bir kısmını anlatmak istiyorum. Aslında SPOİLER uyarısı koymam lazım ama koymamam sizin yararınıza olur diye düşünüyorum. Az sonra yazacağım birkaç cümle ağır gelebilir, mideniz bulanabilir ama bunlar kızın yaşadıklarının sadece kısa özeti. Unutmayın kitap boyunca bu gibi kötü anları daha detaylı bir şekilde okuyacaksınız, şimdiden uyarı vereyim dedim. **Kızın ismi Tasmin. Ama maalesef kötü anlara şahit olan o acıları çeken Tasmin değil, Pim ya da Pimlico. Kızı sanki satılık m*l gibi pazara çıkardıktan sonra satın alan ş*refsiz p*ç 2 yıl boyunca kızı kendi çıkarları için kullandı. 2 yıl her gün kıza defalarca t*cavüz ediyor, kız karşı çıkdığında ise yumruklarını ya da daha fazla acı verecek iş*ence aletlerini dahil ediyordu. 2 yıl boyunca tamamile savunmasız kalsın diye kızın asla kıyafet giymesine izin vermemiş, üstelik kızın odasına rahatça girsin diye kapıyı yerinden koparmış. Hatta bu ş*refsizin kendisi gibi ş*refsiz 3 arkadaşı da istediği zaman kızın odasına rahat giribiliyor ve kıza istediklerini etmekte özgürler. Allahım okurken de şuan bunları yazarak anlatırken de çıldırıyorum. Hatta öyle bir şey okudum ki birgün arkadaşlarından biri gelmemiş kız iyi bari 4 kişi yerine 3 kişi olucak diye az da olsa içi rahatlıyor, şaka gibi gerçekten. Ve kızın sol elini ve sağ bacağını
PenniesPepper Winters · Pukka Yayınları · 2024613 okunma