Sözlerde midir gerçek sevgi?İnsan sözlere dökmeden de gösteremez mi sevdiğini?
Shakespear'i okumak, onun dünyasına bir adım atmak istedim bi kaç kitabıyla. İlk başta alışık olmadığım gerçeklikte karakterle karşılaşmak beni şaşırttı diyebilirim. Derinlemesine analiz yapmama gerek kalmadan kendilerini ifade eden, iyi tanımlanmış karakterlerle tanıştım diyebilirim. Şaşırtıcı derecede net karakterler. Zamanla alıştım tabii. Özellikle bu kitabı hakkında yazmak istedim. Daha tanıdık duygular hissedince de soluksuz okudum diyebilirim.
Sevgi nedir? Nasıl gösterilir? Eylemlerde midir, sözlerde midir? Ya da sadece hisseder misin varlığını görmeden? Bu soruların cevapları herkeste farklıdır tabii. Sevgiyi farklı yorumlamamız belki de sebeptir sevdiklerimizi kaybetmemize.
Kral Lear'ın 3 kızı vardır. Topraklarını bu üç kızına paylaştıracaktır, onların bağlılığı ve sevgisine göre. Büyük ve ortanca kız epeyce abartılı laflarla anlatırlar sevgilerini ve sonsuz bağlılıklarını. Küçük kızımız ise sevgisini sözlere dökemeyen, çekingen biridir. Tabi Lear istediği sözleri duyamayınca ona olan sevgisini de bastıran egosu ile reddeder kızını. Tabi o da bilemez sonunda onu gerçekte tek seven kişinin küçük kızı olduğunu.
Kral Lear'ın bu kadar kolay vazgeçmesi gerçek sevgi midir peki tartışılır ya da belki de gururudur sevgisini bastıran. Bir insanı seviyorken onun seni, senin kadar sevmiyor oluşu engel midir sevmeye? Bu bir bencillik midir? Yoksa kaldıramaz mı insanın egosu birini beklentisiz sevmeye? Kimin sevgisi gerçekti değildi bilemesek de sevgiyi ifade etmenin tek çeşidi olmadığını biliyoruz galiba.