Ya Da Modern Prometheus

Frankenstein

Mary Shelley
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·264 syf.··
2024 29. kitabı
Müthiş bir felsefeydi Mary Shelleyi tebrik ederek okudum. Atmosferi çok güçlüydü o dünyadan kopmak kitabı bırakmak çok zor oldu her seferinde. 1818deki ilk haliyle çevirmiş ötüken ama arkasında Shelleyin 1831de yaptığı değişimler sonrası tekrar yayına sunduğu halinide çevirmiş çevirmenimiz Gülsüm Canlı. Çok güzel bir çeviri ve iş olmuş
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
Spoiler içerebilir!
9/10
·264 syf.··
2025 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 04:24
Bu güzel kitabı nasıl anlatsam bilmiyorum. 18 yaşındaki Mary Shelly bunu nasıl yazdı gerçekten hayret edici. Çevirisini diyecek hiçbir sözüm yok. O kadar güzel çevrilmişti ki adeta bir Türk'ün yazdığı eseri okuyor gibi hissettim. Zeki ve öğrenmeye aç bir adam; Tanrı'nın işine girişimi sonucunda çirkin bir dev yaratıyor fakat yarattığından korkup bu sefer de onu dışlayınca yaratığımız adamın çevresine musallat oluyor. Kendi yaratıcısını da adeta çile çektiriyor. Belki Frankenstein çirkin bir yaratık yerine daha güzel birini yaratsaydı ve onunla ilgilenseydi bunlar olmazdı. Fakat yaratık her seferinde insanlara iyi yaklaşıyor, insanlardan sadece anlayış ve sohbet istiyordu. Fakat insanlar insan olmayandan korktukları için onu itip kakmış, onu öldürmeye çalışıp yaratığın insanlardan nefret etmesini sağlamıştır. Çok güzel ve üzücü hikayede dikkatimi fazlasıyla çeken bir yer vardı. Arap kız ve Türk baba. Yazarımızın o zamanlardaki Müslümanlığa ve Türklere bakış açısı oldukça sığ ve kötü. Başta Türk bir erkeğin mantıken Türk bir kızı olur diye düşündüm. Fakat kızının Müslüman olmaması ve annesi gibi Hristiyan olması sanırım onu Türk yapmamış. Uzun bir incelemeden sonra bu kitabı tavsiye ediyorum. Eminim ki herkes bu hikayeden kendine dersler çıkaracaktır.
Duygu ve Düşünce
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2024 76. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 23:14
Victor Frankensteın, akıllı, cesur ve meraklı. Bir dönem Stoacılık'a merak salması ve okul hayatında modern bilimle harmanlanan zihni, hayal gücünün etkisiyle, gerçekleşmesi imkansız gibi görünen ve sonrasında pişman olacağı deneyini hayata geçirir. Victor, bir insan yaratmayı başarmış ancak eserinin devasa boyutu ve çirkinliği yarattığı varlığı yüzüstü bırakarak kaçmasına, büyük pişmanlıklar yaşamasına sebep olmuştur. Victor, yıllar sonra yarattığı canavarla tekrar karşılaşacak, bu karşılaşma ona ilk hissettiği tiksinme ve pişmanlıktan çok daha fazlasına mal olacaktır. Oysa canavar olarak gördüğü yaratığının hassas bir kalbi vardır. Görüntüsünden dolayı ebedi bir yalnızlığa mahkum olan bu canavar, zeki olduğu kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. Ancak terk edilmişlik ve insanların onu korkunç ,vahşi bir yaratık olarak görmesi kalbini öfke ve intikam duygusuyla saracaktır. Oysa istediği tek şey sevgi ve kabul görmektir. Yazar, öyle güzel noktalara değinmiş ki, canavarla üzülüp yaratıcısının zalimliğiyle öfke, nefret ve hüznü yaşıyorsunuz. Sinemaya da uyarlanan, ilginç konusu ve akıcı anlatımıyla okuma listesine eklenmeyi fazlasıyla hak eden bir kitap. Beklentimin çok üzerinde bir kitap okudum. Beni gerçekten çok derinden etkiledi. Sevgiyle kalın. Keyifli okumalar.
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
Kalbim kırıldı.
8/10
·264 syf.··
2023 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2023 00:00
Frankenstein okurken insanlık tarihi kadar eski ikilemlere düştüm. Her sayfayı, her cümleyi tekrar tekrar okudum. "HAKLI MI?", "HAKSIZ MI?!" "İNSANLARDAN KÖTÜLÜK GÖRMEYEN BİRİ KÖTÜ OLUR MU?", "NEDEN HİÇ SEVGİ GÖRMEDİ SANKİ!" düşündüm durdum boyuna. Açık konuşalım çok uzun süre yaratığı destekledim. Yaratıcısına ise nefret duydum. Sonra metaforların içinde boğuldum. Aslında bizler de yaratık değil miydik? Frankenstein çok iyiydi. "Neden bu kadar erteledim?" diye kızdım kendime. Bulduğunuz yerde alın, okuyun. Çok şey katar. Frankenstein
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
7/10
·264 syf.··
2022 111. kitabı
V. Frankenstein'ın yarattığı canavarın, biz insanlarda olduğu gibi sevgi ve ilgiye muhtaç olduğunu ve bu hisleri, kendisi her ne kadar düşünceli ve aklı başında olsa da dış görünüşü yüzünden diğer insanlardan alamayışının yaşattığı düş kırıklığı ve öfke patlamasını çok iyi anlattı "fakat" kitabı okurken zaman zaman gereksiz uzatıldığını hissettiğim bir serüvendi.
İnsan ve Duygular
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
Frankenstein ya da Modern Prometheus
8/10
·264 syf.··
2022 63. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2022 00:00
Kitaba Dair: 1818 yılında yayımlanan bu kitap 1831 yılında bazı noktalarda değişiklikler yapılarak tekrar yayımlanmıştır. 1818 ve 1831 yıllarında yayımlanan kitaplar arasındaki fark ise kader ile alakalı bazı görüşlerin değişikleridir. Kitaba başlamadan önce, çoğu kişide de olduğu gibi, Frankenstein'ı bir canavar olarak bilmemdi. Tabi sonradan öğrendim Frankenstein'ın canavarı yaratan kişi olduğunu. Kitabı okumaya başladığımda olaya direkt olarak girmemesi biraz sıkıcı oldu benim için ama belli bir sayfadan, yaratığın yaratılma sürecinden, sonra akıcı bir şekilde okumaya devam ettim. Kitapta anlatılmak istenen konuya gelecek olursak, kitapta açıkça Tanrı'ya atıfta bulunulmuştur. Tanrı'nın bizi neden yarattığı ve neden başıboş bir şekilde Dünya'ya bıraktığı ile ilgili sorgulamalar vardır. Yaratık kendisini yaratan kişiye yakınırken aslında onun yakındığı şeyleri düşünmemizi sağlamakta. Ayrıca Frankenstein ve Prometheus arasındaki benzetmeye vurgu da güzel bir atıf olmuştur. (Kısaca Prometheus, ateşi çalıp insanlara veren ve insanları yaratan titandır.) Kitabı okumanızı öneririm.
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · Ötüken Neşriyat · 202121,8bin okunma
Yarattın Ama Neden Sevmedin?
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 12:21
Bazı hikâyeler tek bir yerden okunmaz. Frankenstein tam olarak böyle bir metin. Onu yalnızca bir korku hikâyesi olarak görmek mümkün. Bilimin sınırlarını zorlayan bir deney olarak okumak mümkün. Ölümsüzlük arzusunun trajedisi olarak görmek de mümkün. Ama hangi kapıdan girilirse girilsin, içeride karşılaşılan şey aynı: yaratılmış bir varlığın, onu var eden güce yönelttiği derin bir serzeniş. Filmle kitabın tutunduğu ortak nokta “yaratık”ın doğuşu. Fakat kitapta mesele yalnızca o an değil; yaratımın sorumluluğu. Victor’un korkusu ve kaçışı kadar, yaratığın adım adım bilinç kazanışı da metnin asıl omurgası. Ateşi keşfetmesi, doğayı çözmesi, insanları gözlemleyerek insanlığı öğrenmesi… Bu süreç sadece bireysel bir gelişim değil, insanlık tarihinin hızlandırılmış bir özeti gibi. Üstelik bu gelişim, Mary Shelley’nin özellikle seçtiği metinlerle derinleşir: Volney'nin Yıkıntılar, Plutarkhos'un Hayatlar VI Perikles - Fabius Maximus'ı, Genç Werther'in Acıları ve Kayıp Cennet yaratığın zihinsel inşasının parçalarıdır. Bu atıflar tesadüf değildir; yaratığın bilinci büyük metinlerle şekillenir. Tarihi, erdemi, kahramanlığı, umutsuzluğu ve düşüşü bu kitaplar üzerinden öğrenir. Böylece o sadece fiziksel olarak değil, düşünsel olarak da “inşa edilir”. Metnin en çarpıcı yanı şu: Yazar, insanın Tanrı’ya söyleyemediklerini doğrudan söylemez; sanki yaratığın ağzından söylettirir. Bu, açık bir meydan okuma değil, ama güçlü bir yankıdır. “Yarattın ama neden sevmedin?” sorusu yalnızca Victor’a yöneltilmiş değildir; daha yukarıya doğru uzanan bir imadır. Yaratmak kudret olabilir, fakat sevmeden yaratmak trajedidir. Filmi önce izledim. Bu yüzden metni okurken farkları özellikle ayırt etmeye çalıştım. Film görsel olarak etkileyici; müzik, atmosfer ve korku estetiği yoğun bir biçimde kurulmuş. Yazarın kitabın sonunda anlattığı o karanlık, ürkütücü
FrankensteinMary Shelley · Bilgi Yayınevi · 202021,8bin okunma
Beni Yaratan O Korkunç İrade, Şimdi Beni Mi Yargılıyor!
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 23:57
Kitap+Film Bazı romanlar vardır, okur bitirdiğinde “Keşke şöyle bitseydi…” diye iç geçirir. Frankenstein ise ilginç biçimde, bu isteğe hem kitapta hem de filmde farklı cevaplar veriyor. Mary Shelley’nin karanlık trajedisi, 2025 uyarlamasında yerini umuda, affetmeye ve yeni bir başlangıç hissine bıraktığını söylemek mümkün. Aynı hikâyenin iki ayrı duygusal sona sahip olabilmesi hem umut veriyor hem de tartışma yaratıyor. Çocukluğumdan aklımda kalan iki sahne vardı: yıldırımla canlanma ve yanan yel değirmeni. Oysa bu sahnelerin romanda hiç yer almadığını öğrenmek beni şaşırttı. Popüler kültürün yarattığı Frankenstein imgesi, Shelley’nin aslında yazdığı şeyle neredeyse çok az ortak paydada birleşiyor diyebilirim. Çünkü Shelley’nin derdi bir yaratığın “nasıl yaratıldığı” değil; insanın yaratma hırsının ve ahlaki sorumluluğunun nerede çatladığı. Romanın en çok tartışılan tarafı, Shelley’nin bilimi neredeyse tamamen perde arkasına atması. Victor’un bedenleri nereden bulduğu, ne tür bir yöntemle canlıyı yarattığı, hangi deneyleri yaptığı… hepsi karanlıkta. Shelley bunu 1831 baskısının önsözünde bilinçli bir tercihle açıklıyor: “Yöntemi yazarsam insanlar gerçekten denemeye kalkabilir.” Modern okura bu açıklama hafif bir bahane gibi gelebilir ama dönemin galvanizm deneylerini düşününce Shelley’nin korkusunun bir tarafı anlaşılır hâle geliyor. 1800’lerde elektrikle ölü bedenlerde kas hareketi oluşturulan deneyler insanların gözünde bir nevi “hayatı taklit edebilirim” inancına dönüşmüştü. Yine de roman birkaç küçük bilimsel kırıntı verseydi dramatik gücü artabilirdi, diye düşünmeden edemiyorum. Shelley, bilimi anlatmak yerine odağı daha çetin bir soruya çeviriyor: “Bir şey yaratmak seni Tanrı yapmaz; ama yarattığın şeye sırtını dönmek seni canavar yapabilir mi?” Victor’un
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Hadi gelin kendi canavarımızla yüzleşelim..
Puan vermedi·256 syf.·
2026 3. kitabı
Wictor ah Wictor, sen ne yaptın böyle… Madem böyle bir saçmalığa kalkıştın, hiç düşünmedin mi yaptığını sevmen gerektiğini; sevgisizliğin nelere yol açacağını? Okuduğum Frankenstein kitabının ,yazarı hakkında küçük bir notla incelememe başlamak istiyorum. Yazarımız Mary Shelley, bir akşam toplantısında “Hadi herkes bir korku hikâyesi yazsın” denilen bir ortamdayken henüz 17 yaşındadır. Bu meydan okumanın ardından oturup romanını kısa bir sürede kaleme alır. Kitap yayımlandığında ise dönemin koşulları gereği kadınların yazar olması kabul edilemez görüldüğünden, eser isimsiz olarak basılır. Ancak adı açıklandığında Mary Shelley, edebiyat tarihine ilk bilim kurgu romanını yazan kadın yazar olarak geçer. Kitap, insanın kendi yarattığı karanlıkla yüzleşmekten korkmasını ele alır. Bana göre canavar, insanın kendi gölgesidir. Wictor bu hikâyede Tanrı rolünü üstlenir; aslında kendi yaratır ve sonra yarattığından korkar. Canavar ne tam anlamıyla yaşar ne de ölebilir. Arada kalmış bir varlıktır;tıpkı bizler gibi. Sevilmeden, anlaşılmadan anlamını kaybetmiş bir dünyada dolaşır. İnsanın kaderi de budur: yaşamakla ölmek arasında kalmak. Bana göre insanlık da kendi canavarından kaçamaz, çünkü o canavar hepimizin içindedir. Ve Frankenstein bize tek bir şey söyler: Eğer yüreğin buna razıysa, kendini affederek var ol. Yaşa;başka ne yapabilirsin ki? Okuduğum en ilgi çekici ve en çok iz bırakan eserlerden biri oldu. Herkese tavsiye ediyor, hepinize keyifli okumalar diliyorum.
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,8bin okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2022 3. kitabı
CENNETİ YİTİRMEYİ YENİDEN GÖZE ALMAK YA DA PROMETHEUS'A TEKRAR HIRSIZLIK YAPTIRMAK "Hepimiz için bir hayâlet hikayesi yazalım" dedi Lord Byron. 1816 yılında Mary Shelley ve eşi Percy Bysshe Shelley İsviçre'ye gittikerinde genç şair Byron Childe Harold'u yazmaktaydı. John Polidori'nin de dahil olduğu bu grubu hayâlet hikayesi yazmak, başlangıçta cezbetse de heveslerinden kısa sürede vazgeçip şiirin koynuna geri döndüler. Ama Mary farklıydı... Mary Shelley... Bugün bu ismi, kendisi, Frankenstein'ın ünlü yazarı ve bilim kurgunun ilk rahminin sahibi olarak tanımak bir şans değil. Shelley için şans olan ebeveynleri ve arkadaş çevresi olabilir bile diyemiyorum çünkü kurmaca yazmak için büyük bir hayal gücü gerekiyor. Onun çevresi sadece hayal gücünü besleyen unsurlardan ibaret. Mary 1797 yılında Londra'da yaşama merhaba dediğinde,  'Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi' ni yazarak yüzlerce yıllık kokuşmuş eşitsizliğe kafa tutan anne Mary Wollstonecraft kızına ancak elveda diyebilmişti. Dünyaya annesiz devam etmek zorunda kalan Mary, babası  siyasetçi yazar William Godwin ile birlikte büyüdü.  Daha ilk gençlik yıllarında hikayeler yazan Mary, ilerleyen yaşlarında felsefeye ilgi duyarak edebiyat sevgisini büyüttü. 17 yaşına geldiğinde o dönem evli olan romantik şair Percy Bysshe Shelley'ye aşık oldu. Bu ilişki hem Mary'nin babasını hem de Shelley'nin eşini çok üzdü. Evlilikleri ancak iki yıl sonra, Shelley'nin eşi öldüğünde mümkün olabildi, o zamana kadar kaçaktılar. Mary Shelley'nin evliliği düşünsel dünyasını fazlasıyla etkiledi. Şair eşi bir romantikti, Darwin'e (?) de uzak değildi. Byron'un da katıldığı toplantılarda bilimsel gelişmeler hakkında konuşulur ve daha çok genç yaştaki Mary Shelley de bu anlardan her anlamda beslenir. Mary'nin Çağı 18. yy. Prometheus'un
Edebiyat
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma

Yazar Hakkında

Mary ShelleyYazar · 14 kitap
1797 yılında Londra'da doğdu. Babası William Godwin, radikal siyasal görüşleriyle tanınan bir yazar, annesi Mary Wollstonecraft ise dönemin etkili bir kadın hakları savunucusuydu. Annesi doğumu sırasında ölünce, babası tarafından büyütüldü ve doğal olarak ondan ve arkadaş çevresinden oldukça etkilendi. Bu şartlar altında edebiyat ve felsefe'nin başlıca ilgi alanları olması kaçınılmazdı. Çocukluğunun büyük bölümünü kitap okuyarak, hikayeler yazarak geçiren Mary 1814'de, dönemin en gözde romantik şairlerinden Percy Bysshe Shelley'e aşık oldu. Percy Shelley'in evli olması nedeniyle İsviçre'ye kaçmak zorunda kaldıklarında Mary henüz 17 yaşındaydı. Babası William Godwin bu ilişkiye karşı çıktı. İki sevgili, Percy'nin eşinin 1816'da ölümünden sonra Londra'ya dönüp evlenebildiler. Ardından İtalya'ya yerleştiler. Frankenstein'in düşüncesi; Mary'de, 1816 yazında yarı uyanık olarak gördüğü bir kabus sebebiyle oluştu ve hikayeyi geliştirmesi için eşi tarafından desteklendi. Frankenstein ya da Modern Prometheus 1818 başlarında yayımlandı. Romanın doğuşunda, İngiltere'deki sanayi devriminin, Locke ve Hobbes gibi düşünürlerin etkisini de görmek mümkündür. 1822 yılında eşini bir tekne kazasında kaybeden Mary, Londra'ya döndü ve 1851 yılında ölünceye kadar profesyonel yazarlık yaptı. Frankenstein; kuşaktan kuşağa bir korku klasiği olarak aktarılsa da, öyküde doğrudan korkuya yapılan bir gönderme yoktur aslında. Katil, canavar denilen yaratık ve yaratıcısı Dr. Frankenstein kurbandır aslında. Modern çağa ve rasyonel aklın egemenliğine karşı romantik başkaldırının metaforudur onlar. Yani toplum dışına itilen, kendi savaşını veren ve bu savaşta yenilen farklı insanların acıklı öyküsüdür. Daha çok Frankenstein ile anılan Mary Shelley ayrıca, Lodore, Falkner (1837), Perkin Warbeck ve insanlığın yavaş yavaş yok oluşunu inceleyen ve 1826'da yayımlanan apokaliptik bir roman olan The Last Man'in de yazarıdır.