İnandığını yaşarsın sözünün kadercilikle baglaminin en güzel örneğidir kral oidipus. Kehanetlere inanmasa ne babası oğlunu atar ne oğul ana babayı terk eder. Kaderciligin kötülüğü de diyebiliriz bir bakıma. Oğlun babayı öldürmesi de bir başka mana taşır. İran edebiyatında firdevsî'nin şehnâmes'indeki Rüstem ve sûhrap efsanesindeki konu başka türlü seyreder. Kurnaz baba hileyle oğlu öldürür. Ancak burada ne baba ne de oğul kaderden haberdar değildir. Batıda modernite geleneği yenerken doğuda gelenek moderniteyi yener. Bu günün dünyasına baktığımızda hikayeler ve efsaneler bir bakıma kendilerini var etmişler.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Hikayelerden oluşan bir roman diyebilirim. Dublinlileri önce çocuklukları üzerine hikayelerle anlatıyor sonra gencliklikleriyle ve son olarak yaşlılık ve Orta yaş üstü hikayelerle bitiriyor. İki küçük kız kardeşin hikayesiyle başlayan kitap en uzun hikâye olan" ölüler" le son buluyor. Yani hiç bir hikâye kitabının bu kadar bütünlüklü olduğunu daha önce tecrübe etmedim ve sanırım yok da. Yazar dublinlileri anlatırken onların umutlarını , acılarını , politik çatışmalarını, dini bağnazlıklarini, bir çocuğun iç dünyasındaki yalnızlığını ve anlaşılmaz ligi ve daha bir çok dublinleli hemserisinin hayat, toplum,aile arasında bıçak sırtı benliklerini dile getiriyor.
Okuyun demek dışında bir şey söylemek istemiyorum. Zira sözcükler yetersiz kalacak.( Kitapta da öyle demiyor mu?) Hayata evrensel bir kavrayışla sarılmak isteyenler! Siddartha yi okuyun.....
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
1930’lu yıllarda Moskova’da sıcak bir bahar günü… Günbatımına yakın saatlerde Şeytan, iyi giyimli ve yabancı görünümlü bir beyefendi kılığında şehre iner ve kendini kara büyü uzmanı Profesör Woland
Merhaba arkadaşlar;
İncelemeleri karakter üzerinden yapmak belki daha aydınlatıcı olabilir fakat bu yontem tatsız tuzsuz gibi geliyor bana. O yüzden ben biraz daha ne hissetigimi aktarayım:
İsmi aslında pek bir fikir vermiyor ama okuyunca neden uğultulu tepeler olduğunu anlıyorsunuz. Bizim elimizde olmayan kaderin,bizim elimizde olmayan aşkın bizim elimizde olan ihanetle ve yine bizim elimizde olan intikamla nelere yol açabileceğini en çarpıcı şekilde anlatan bir kitap. Kendi duygularına ihanet edip hırsına ve kibrine yenilen genç ve güzel bir kadının deliliğe varan bir halde erken ölümü ve intikam duygusunun zincirlerini boynunda tıpkı bir haç gibi taşıyan yüreği taşlaşmış bir adamın herkesin hayatına tıpkı bir karabasan gibi çökmesi. Neticede her iki âşık da ruhlarına ihanet ederler. Öldükten sonra da ruhları bu dünyayı terk etmez. Ne cennetin neden cehennemin kabul etmediği bu iki âşık ruhlarına ihanetin bedeli olarak mı yoksa büyük aşklarının ödülü olarak mı bilinmez uğultulu tepeler de kırlarda dolaşan iki hayalet olurlar.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Engin Yayıncılık · 200257,7bin okunma