Roma da sıradan bir gezide neler olabilir ki?
3/10
·336 syf.··
2025 71. kitabı
İnsanların bu kitabı çok övdüler ben de bu kitabın kapağını ve yazarı çok sevdiğimden aldım. Konusu ilgi çekiciydi ama mantık hataları ile doluydu. Örneğin anakarakter zamanda yolculuk yapıyor ve kendini MS 79 Romasında buluyor. Bir tünelde geçiyor tünelde telefonu çalışmıyor. Ana karakterin arkadaşı da “Bu tünelde mağarada 21. Yüzyıl aletleri çalışmaz.” Diyor ama mağarada tünel artık her neyse el feneri çalışıyor. Yahu el feneri 21.Yüzyıl aleti değil mi? Meşale deseniz olmaz mıydı? Neyse işte ana karakterimiz MS 79 yılının Romasında buluyor kendini. Ama ne Roma MS 79 dediğime bakmayın ütü basmak tabiri, saç maşası, günümüz hizmetçi kıyafetleri kullanıyor. Ya kitapta MS 79 yılının Romasında bildiğimiz trampetli bando takımı var. Daha bunun gibi bir sürü mantık hataları var. Ben mantık hatalarına takılan biriyimdir. Özellikle de tarihi fantastik romanlarda.Bir de zengin Romalıların şişman tasvir edilmesi. Antik Roma da şişman varsa da çok az vardır. Bazı karakterlerin hikayeleri daha iyi anlatılabilirdi. Örneğin Leo ve Rom ya da Mirabella. Ya Mirabella neden o palyaço balıklarının gözlerini yiyor. Ona sihirli güçler mi veriyor, gençlik mi güzellik mi veriyor? Hiçbir sebebi yok. Ayrıca palyaço balıkları göz yaşı dökmez. Hele kanlı hiç…Yazar balıkların sihirli olduğunudan falan da bahsetmiyor. Ya ana karakterin Fen lisesine gitme Anadolu lisesine gitme olayı çok oldu bittiye getirilmiş. Sonu güzeldi bazı karakterlerin hikayesi güzeldi ama kitap çok saçmaydı. Okunur mu? Bence kesinlikle okunmaz.
Son Bakış KöprüsüNehir Aydın Gökduman · Timaş Genç Yayınları · 202541 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 93. kitabı
Palyaçonun listesi -kendine dönüş -korkularından arın -eyleme geç Hayatda ancak baharı görmüş biri anlam arayışında bulmaz kendini,sürüden ayrılıp bir öteki olmak için insan ne kadar ağır şey yaşar,ne kadar dibe batar? 8 yaşında annesi tarafından terk edilmiş,babasından şiddet görmüş,bir araba kazasında doğmamış bebeği ile beraber iki çocuğunu kaybetmiş bir palyaço...daha sonra kendisinide kaybeder Yanına hayatta kalmak için bir kaç eşya alarak evden ayrılıp bir yolculuğa,anlam arayışına çıkar.Başlarda neden böyle yaptığını anlamadım doğrusu sonlarda anladım. Yazarın mukaddimede de yazdığı gibi "bu kitapda,güzel çiçekli bahçelerde,neşe içinde,umutlu bir geleceğe doğru el ele koşan renkli gözlü çocuklar bulamayacaksınız" Öyle kitaplardan ziyade yeraltından bahseden kitapları seviyorum çünkü insanın ufkunu genişletiyor,kitap karakteri ile birlikte okuyucuyu da bir yolculuğa çıkarıyor.
Palyaçonun ListesiEmre Timur · Az Kitap · 2018353 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·240 syf.··
2026 157. kitabı
Küçük Yerler 4 - Boş Gülüşler #okudumbitti “Küçük Yerler Dörtlemesi”nin finali Boş Gülüşleri bitirdim ve şu an içimde tuhaf bir boşluk var… Hani bazı seriler bittiğinde “tamam güzel kapandı” dersin ya; burada hem kapandı hissi var hem de o kasabanın sisi üzerime sinmiş gibi. Bu kitapta beni en çok çarpan şey şu oldu: Ollie’nin yokluğunun ağırlığı. Üç aydır kayıp olması, geride kalanların “acaba…?” duygusuyla yaşaması, bir yandan da umudu bırakmaması… Coco, Brian ve Phil’in o inatçı arkadaşlık hâli var ya, işte o şey kalbimi sımsıkı tuttu. Çünkü bu seri korkutmayı biliyor ama aynı anda “birlikte olunca dayanılır” duygusunu da çok iyi veriyor. Ve tabii Gezici panayır… Korku türü için “kolay lokma” gibi görünen bir mekân ama yazar bunu bildiğin kabusa çevirmiş. Panayırın o yapay neşesi, ışıkları, gürültüsü, arkadaki çürük his… Bir sayfada “eğlence” gibi duran şey, diğer sayfada “ben burada niye huzursuzum?”a dönüşüyor. Palyaço, oyuncak, lunapark gibi detaylar bende zaten tedirginlik tetikler; burada resmen üstüne basa basa o tedirginliği büyütmüş. Gülümseyen Adam’la ilgili sevdiğim şey şu: Klasik “kötü kötü olduğu için kötüdür” çizgisinin biraz dışına taşıp, oyun kuran bir tehdide dönüşmesi. Sanki her hamlesi “korkutayım” değil de “ikna edeyim, kandırayım, merak ettireyim” gibi. Özellikle Ollie’nin sisin ötesindeki tarafta tek başına sıkışıp kalması ve orada ipuçlarını kovalamaya çalışması… Ollie’nin cesareti burada daha “olgun” bir şeye dönüşüyor; korkuyor ama korkunun elinden tutup yürüyor gibi. Final kitaplarında hep bir risk vardır ya; ya fazla uzar, ya da “hadi bitsin” diye koşturur. Ben burada genel olarak çok tatmin oldum, çünkü tempo bir an bile düşmedi. O “SONRA NE OLUYOR?” hissi gerçekten hiç bırakmıyor. Bölümler kısa, akış hızlı, bir de araya serinin genel
Boş GülüşlerKatherine Arden · Olimpos Çocuk Yayınları · 20264 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Hiçbir kitabı bu kadar çok altını çizmemiştim, kendim hakkında bu kadar çok not almamıştım. Kahraman önemsiz, rahatsız edici, itici, niteliksiz ve özgünlükten yoksun olarak doğuyor ve hayat tarafından dışlanmış hissederek büyüyor. Uyum sağlamak için, tamamen dışlanmış hissetmemek adına palyaço gibi davranmak zorunda kalan bir kişi. Dünyada yalnız başına, asla kabul etmediği ve onu korkutan insanlar arasında kalan bir palyaço, hiçbir şey hissetmemeye karar veriyor, bağımlılıkların ve kadınların parasının arkasına saklanıyor. Bir ömür boyu her şeyin, hatta şiddetin bile, üzerinden kayıp gitmesine izin veriyor. Beceriksiz, sahte bir suçlu, sahte bir deli, dışlanmış bir kişi. Milyarlarca mikrobun her gün aramızda yaşadığını, çoğaldığını ve kıvrandığını söylemek bilimsel olarak doğrudur. Ve aynı şekilde, onlarla tüm teması kesersek ve onları görmezden gelirsek, onları bilimin sadece geçici hayaletlerine indirgediğimiz de doğrudur, diye öğrendim.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 17:58
Heinrich Böll 'ün Palyaço eseri 2.Dünya Savaşı sonrası Almanya 'sındaki iki yüzlü burjuva sınıfının ahlaki değerlerini ve dini bağnazlıklarını eleştiren,aşk ve yabancılaşma etrafında yazılmış bir eserdir.Palyaço Hans Schnier karakterinin gözünden anlatılmaktadır. Schnier varlıklı burjuva sınıfının bir üyesidir. Hans kendi sınıfından ve dininden olmayan Marie 'ye aşık olur .Kitapta Protestanlık- Katolik dini çok karşı karşıya getirilmiştir. Böll, Katolik kilisesinin katı dogmalarını ve dini çıkarlarına alet eden yobaz zihniyeti sert bir dille eleştirir. Hans ile Marie kilise veya devlet nikahı yapmadıkları için Katolik olan Marie çevresi tarafından hep zina yapan kişi olarak adlandırılır. Marie 'nin bağnaz çevresine kapılarak Hans'ı terk etmesiyle Hans 'ın içine düştüğü depresyon sonucu işi de hayatı da iyiye gitmez her geçen gün daha da kötüleşir. Hans 'ın içine düştüğü depresyon, alkolizm ve yalnızlık,kimi ararsa herkesin birer yalan ile yüz çevirmesi,babası , annesi ve erkek kardeşi Leo'nun bile yanında olmaması dönemin "yabancılaşmış birey "temasını çok başarılı bir şekilde yansıtır. Hans mesleği icabı yüzünü boyayan biridir. Bu metafor bile yazarın toplumun maskeli, yapmacık ilişkilere ve asıl yüzleri yerine maskeli yüzlerini gösteren insanlara bir göndermedir. Severek okuduğum bir kitap oldu. #mineilebirlikteokuyoruz kitap kulübünün Mayıs ayı kitabıydı. PDF olarak okudum.Akıcı bir dili var . İyi okumalar dilerim.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,907 okunma
10/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 23:05
"Anubis Kapıları" okumaya başladığımda, klasik bir zaman yolculuğu anlatısının içine girdim diye düşündüm; ama Tim Powers'ın, zamanı olayları taşıyan bir araç olarak betimlediğini anladığım an, insan kimliğinin parçalanmasını gösteren metafizik bir labirente düştüm. Brendan Doyle karakteri ilk bakışta akademik dünyaya sıkışmış, içine kapanık ve tarihsel metinlere gömülmüş bir araştırmacı gibi görünse de, anlatı ilerledikçe zamanın içinde savrulan bir kimlik enkazına dönüştüğünü görüyoruz. Doyle’un yaşadığı dönüşüm yalnızca fiziksel bir hayatta kalma mücadelesi değildir; Powers burada insanın tarih karşısındaki çaresizliğini, geçmişe hükmetmeye çalışırken geçmişin bir parçasına dönüşmesini anlatıyor. Romanın olay örgüsü inanılmaz derecede karmaşık; 1810 Londra’sı, dilenciler loncası, büyücüler, Mısır mitolojisi, beden değiştirme ritüelleri, şiirsel referanslar ve zaman kırılmaları kaotik gibi görünüyor; fakat Powers bütün bu parçaları gotik bir matematik hassasiyetiyle birbirine bağlıyor. Özellikle Dr. Romany, Horrabin ve palyaço görünümünün ardında grotesk bir trajedi taşıyan Dog-Face Joe gibi karakterler yalnızca olay ilerletmek için yazılmamış, her biri insanın yozlaşmış arzularının farklı bir temsilidir. Alt metninde en güçlü şekilde hissedilen unsur, zamanın insanı tüketmesi fikri. Powers geçmişi romantikleştirmiyor, aksine geçmişin kirli, salgın dolu, vahşi ve acımasız tarafını göstererek tarihsel nostalji sergiliyor. Londra sokaklarının betimlenişi neredeyse çürüyen bir organizma; sis, lağım, açlık ve kalabalık roman boyunca yaşayan bir karakter gibi. Bu atmosfer sayesinde eser fantastik oluşunun yanı sıra, gotik bir korku romanına dönüşüyor. Tim Powers’ın anlatım üslubu aşırı yoğun, detaycı ve bilinçli şekilde olayları içinden çıkılmaz bir duruma sürüklüyor.
1000Kitap
Anubis KapılarıTim Powers · Alfa Yayınları · 202074 okunma