EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA DUYURULAR...
ŞİLE BEZİ DEFİLESİ YAPILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 2 Haziran 2026 Salı günü,saat.21.00'de; ''Şile Atatürk Meydanı Şile-İstanbul'' adresinde, ''Şile Bezi Defilesi'' yapılacaktır. Şile Halk Eğitim Merkezi yılsonu defilesiyle adeta geçmişten geleceğe uzanan, bir moda şölenine dönüşecek. Defile koreografisi, ''Şile Bezi Sektörü''nün tanınan ismi modacı Ercan Arslan tarafından gerçekleşecek. Ünlü Modacıların ve yurtiçi-yurtdışı defilelerde müzik direktörlüğü yapan Ayhan Topaloğlu’nun özel müzikleriyle, defile zirveye taşınacak. Programı olup gelemeyen basın mensubu arkadaşlar, video veya fotoğraf isteğini maille veya cep numarasından mesaj yoluyla isteyebilirler. Nurcan Kırcalı Tel.0-507-246 23 70 silehabermerkezi@gmail.com **************************************************************************************************** AYDIN’IN KIZILCAKÖY KÖYÜNDE
duygusal olarak renk körüsün. doğru kelimeleri kullanıyorsun, doğru tavırları pandomim yapıyorsun ama hisler hiç gelmiyor.
Dexter
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
HOYRATLIK CIZIRTISI İçindeki her eşyanın, sanki ebedî bir sükuta büründüğü; âdeta heykel gibi sessiz ama estetik bir hâl aldığı; tüm bu lisân-ı sükûtiliğine rağmen, lisânıhâlleriyle tıpkı pandomim yaparcasına da konuştuğu ve sesi kısılmış bu çığlıklar meşherinin sıvası dökülmüş dört duvarını üstten kapaklayan “örümcek bağlamış tavanı” ile, tahtakurularına mesken olmuş ahşap zemini arasında sıkışıp kalmış, küçük ve şirin bir oda tasavvur ediniz... Şimdi de, küçük ve kapalı bir mukavvayı tahattur ya da tedâî eden/ettiren bu sevimli odanın kapısıyla kapı komşusu olan duvarına, kahverengi borularıyla temas eden ve aile efradını soğuk kış günlerinde etrafına toplayan bir “fırınlı soba” hayal ediniz... Modernitenin evlerimize soktuğu ya da değişen ve farklılaşan hayat şartlarımızın, yuvalarımıza/hanelerimize “leylî misafir” olarak davet edilmesiyle tanışıklık yaşadığımız kalorifer ve doğal gaz gibi, odalarımızın hepsine kadar sirayet eden ince boru ve petekleri olmasa da; içinde patates haşlayıp, sıcağında kestane pişirdiğimiz; aile efradının karnını besleyen nimetlerin, yemeklerimizin, yemek sonrası yudumladığımız çaylarımızın ana malzemesi olan suyu, o aziz nimeti üzerinde ısıtıp kıvama getirdiğimiz soba; tek bir odada ikamet edip, aileyi mıknatıs gibi etrafına toplaması itibarıyla, gönüllerimizde eşsiz ve nostaljik bir yere sahip olsa gerektir... İşte böyle otantik ve nostaljik bir eşyanın; üşüyen bedenimizle beraber, sohbetsizlikten buz kesmiş ruhlarımızın yalnızlık buzlarını da ısıtan sobanın cayır cayır yanan ateşinde; içi belki yarım, belki de lebalep su ile dolu bir bakır güğümün kurşuni rengine, suyun kaynamasıyla birlikte karışan kızgın, öfkeli ve başı dumanlı alev rengi de eklenince, güğümden öyle bir ses çıkar ki; kamışlıktan ayrılmış neyin inlemesi mi örnek
Metropol Kadını!
İçeriye giren, otuzlu yaşlarda tipik bir metropol kadınıydı. Kendini kimseye ait hissetmeyen ve kimseyi de sahiplenmek istemeyen bir kadın… Yalnızlığı bağımsızlık, kimsesizliği özgürlük zanneden ama aslında sevmeyi ve sevilmeyi bilmediği için içine düştüğü yalnızlığı güç gösterisi zanneden bir kadın tipi… Bunların ayakta kalabilmeleri mucize sayılır, çünkü aslını inkâr edip doğal fıtratlarından uzak bir yaşam biçimi seçerek girdikleri her ortamda modern olduklarını kanıtlamak için yorgun düşerler ve bu kimliksizliğin altında gönüllü olarak ezilirler. Bunların modernlikten ne anladıkları da meçhuldür. Çatal peçete medeniyetini modernlik zanneden tiplerdir bunlar. Daha trajik yanı da 'modern' kelimesinin manasını da bilmezler; ezbere giden, taklitçi, özünü reddeden, sıradan ve sürüden insanlardır. Modern kelimesi 'Bugüne ait' demektir ve literatüre girmesi de Hristiyanlığı benimseyen Romalıların, eski pagan kültüründen tamamen koptuklarını ve yeni bir kültür olduklarını belirtmek için kendilerine 'modern' demeye başlamalarıyla olmuştur. Modern olmak demek, başka bir kültürden ayrı olmak, o kültürü taklit etmekten kaçınmak, seni sen yapan öz değerlerini korumak ve o değerlere göre yaşamak demektir. Batı’ya özenip onları taklit ederek onlar gibi yaşamak, 'modernlik' zannediliyor. Batı’ya medeniyeti öğreten bizim atalarımızdı, fakat bunu unutturdular ne yazık ki. Bir insan, ahlakı güzel, sözleri rahatlatıcı, bakışı huzur verici, eli cömert, huyu yumuşak, dini ve milli değerlerine bağlı, ailesine, eşine, çocuğuna merhametli, kul hakkına dikkat eden, hiçbir canlıyı incitmeyen, hainlik yapmayan, topluma faydalı olan, kendini cahillikten kurtaran biri ise, işte o modern bir kişidir. Yoksa gavurdan örnek aldığı yemek masası düzeni, çağdaşlık adı altında vücudunu sergilemesi,
1000Kitap
Hem izah ister hem de..:) "Susma diyorum sana, dilini mi yuttun??.. :) Açıklamak zorundasın bana... Yaaa, kes sesini yaa.. pişkin pişkin konuşma bi' de!..." :) En güzeli pandomim..:)
Site, şimdi de pandomim yapmaya başlamış.. :)
Her Telden...