Onu yalnızca dokunarak yalnızca koklayarak bile tanırdım;kör olsam bile nefeslerinden ,ayaklarını yere vuruşundan tanırdım.Ölmüş olsam bile ,dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu .
Çünkü nerede olursam olayım - bir gemi güvertesinde, Paris'te bir sokak kahvesinde ya da Bangkok'da- hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım