"Çıkardığınız her sesin duyulduğunu, karanlıkta olmadığınız sürece her hareketinizin gözetlendiğini varsayarak yaşamak zorundaydınız; zorunda olmak ne söz, artık iç güdüye dönüşmüş bir alışkanlıkla öyle yaşıyordunuz."
“Uçsuz bucaksız alanlara inen kararsız, titrek, mavi renk dalgalanmaları gönüllere çoşku veriyor, insanın kafasında yeni yeni fikirler doğuruyor, çok yaşamak ve düşünmek arzusu veriyordu.”