Anıların kırık aynasını ortalığa saçılmış incecik onca parçadan bir araya getirme çabasıyla bu unutulmuş kasabaya geri döndüğümde, yaşlılığının son demlerinde
onu bulduğum aynı hamakta yine aynı biçimde yatarken bakıp görmüştü o sabah oğlunu.
Bu noktada ciddi bir handikapla karşı karşıyayız. Kuteybelerin uyguladığı yollardan gerçekleştirilen bir
hidayetin vicdanını sokağa atmamış bir insanın sindiremeyeceği açık.
Hakeza Kuteybe gibilerini "kahramanı" olarak tanımlayan bir dinsel kavrayışın çağdaş insanlık değerleriyle uyum sağlayamayacağı da...