Aslnda tasarım hiçbir biçimde gerçek bir alternatif değildir çünkü çözdüğünden bile büyük bir sorunu, yani tasarımcıyı kim tasarladı sorununu doğurur. Hem şans hem de tasarım istatistiksel olasılıksızlığa bir çözüm olmayı başaramaz, çünkü biri sorunun kendisidir öteki ise o sorunu bir sonsuz döngüye sokar. Doğal seçilim gerçek çözümdür ve şu ana kadar öne sürülmüş işe yarayabilecek tek çözümdür. Ve sadece işe yarayabilecek bir çözüm olmakla kalmaz, aynı zamanda hayret verici zarafete ve güce sahiptir.
Pasifikte bir adada bulunan Alfred Russell Wallace isimli bir doğabilimci de aynı sonuca ulaşmıştı. "Birkaç yıl sonra" ifadesine dikkat etmiş olabilirsiniz. Darwin evrim teorisini tamamlamadan yayınlamak istemiyordu. Bu yüzden Wallace ona kendi teorisini yazdığında, Darwin'in birkaç yakın arkadaşı dışında dünya henüz Darwin'in teorisini öğrenmemişti. Bu yüzden aslında pratikte birbirlerinden habersiz iki bilim insanı aynı anda aynı gerçeğe ulaşmıştı. Wallace, Darwin'e yazdığı teori üzerinde Darwin'in zaten çalışmakta olduğunu öğrenince, bir centilmene yakışır şekilde itiraz etmeden teorinin kaşifliği onurunu Darwin'e bıraktı (ve muhtemelen Darwin'in bu teoriyi kendisinden önce bulduğuna ikna olmuştu). Bu hikayenin ayrıntılı incelemesi için yazarın Ruhtaki Bilim kitabına bakabilirsiniz.
İnsanların düşüncelere, algılara, kavramlara sürekli sahip olduğu varsayımı doğal olarak hayvanların da bunlara sürekli sahip olduğu sonucunu doğurmaktadır; zira bir av köpeğinin itaat ettigi sahibine ve ona getirdiği ava dair bir
fikri olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Köpeğin hafızaya sahip olduğu ve birkaç fikri birleştirebildiği aşikârdır.
Öyleyse, şayet insanın düşüncesi ruhunun özü ise köpeğin düşüncesi de onun ruhunun özüdür ve şayet insan daima
düşünceye sahip ise hayvanların da daima düşünceye sahip olması gerekmektedir.