Puan vermedi·264 syf.·
2026 410. kitabı
. insanların maskenin ardındaki gerçek sizi görmesinden ve yargılayacaklarından korktuğunuz için kendinizi sosyal ilişkilerden bütünüyle geri çekersiniz. Kendinizi zayıf yönlerinizle tanımlamaya başlarsınız. Benliğinizin gerçekten kusurlu olduğunu düşünür ve insanların gerçek sizi gördüklerinde sizi hoyratça reddedexeğini varsaymaya başlarsınız." Richard C. Schwartz kendimizi anlama ve kendimizle ilişki kurma konusunda devrim niteliğinde bir paradigma öğretiyor; bizi içsel uyuma getiren, özşefkati artıran ve ruhsal uyanışın kapılarını açan bir yöntem. İçsel Aile Sistemleri (IFS) terapisi ve insan olarak her birimizin acı ve hayal kırıklığıyla mücadele edebilmek adına aşırı rollere bürünmeye zorlanmış kıymetli parçalar içerdiği anlayışı, travma terapisi alanında yaşanan en büyük gelişmelerden biridir.. "Sıklıkla görürüz ki, bir duygu ya da düşünceden ne kadar çok kurtulmaya çabalarsak, o duygu ya da düşünce aynı oranda güçlenir." S:28 Bu parçaların hayatta kalmamızda oynadıkları rolleri anlamak ve kök travmalarının yükünden kurtulmayı başarmak kişiyi içsel uyuma ve özşefkate götürür. Varlığımızın tüm parçalarını kucaklama anlayışı gerçek manada bir devrimdir ve özkabule, özliderliğe uzanan yolun önünü alabildiğine açar. IFS, etkili ve sonuçları/etkisi kalıcı olacak travma terapilerinin mihenk taşlarından biridir. Bozuk Parçan Yok İlişkilerimizdeki engellerin çoğu, bir başkasının davranışının içsel sistemlerimizde yaratacağı karmaşadan korkmamızdır. S:210
Araştırma-İnceleme
Bozuk Parçan YokRichard C. Schwartz · Okuyan Us · 202241 okunma
Türk Bilim İnsanı Türker Kılıç Bilime Vicdan Katıyor
Puan vermedi·192 syf.··
2026 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 13:55
Harvard’da yürüttüğü beyin tümörleri araştırmalarıyla daha sonra kanser tedavisinde kullanılan Glivec ilacının geliştirilme sürecine katkı sunmuş, Einstein ve Bertrand Russell’ın da kurucu fikirleri arasında yer aldığı Dünya Sanat ve Bilim Akademisi ile Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi’ne seçilen dünyaca tanınmış Türk nörobilimci ve beyin cerrahı Türk Bilim İnsanı Türker Kılıç'ın bu eseri, yalnızca popüler bilim kategorisinde değerlendirilemeyecek kadar geniş bir düşünsel çerçeveye sahiptir. Kitap; nörobilimden ontolojiye, sistem teorisinden etik ve medeniyet tartışmalarına kadar uzanan disiplinlerarası bir yaklaşım ortaya koyar. Bu yönüyle eser, modern insanın yaşadığı epistemolojik ve varoluşsal krize karşı yeni bir paradigma önerisi geliştirmeye çalışan çağdaş düşünce metinlerinden biri olarak okunabilir. Eserin en güçlü tarafı, bilimi yalnızca teknik bir bilgi üretim alanı olarak görmemesidir. Türker Kılıç, modern bilimin ulaştığı sonuçların insanlık tasavvurunu da dönüştürmesi gerektiğini savunur. Özellikle beynin çalışma biçiminden hareketle geliştirdiği “bağlantısallık” yaklaşımı, kitabın hem bilimsel hem de felsefi omurgasını oluşturur. Kılıç’a göre gerçeklik; birbirinden kopuk nesnelerin toplamı değil, ilişkiler ağıdır. Kılıç, insanın zihinsel süreçlerini bir "enformasyon ırmağı" olarak ele alır. 86 milyar nörondan oluşan bu yapı, dış dünyayı salt fiziksel bir gerçeklik olarak değil, bir "ilişkiler ağı" ve "bilgi işleme modeli" olarak algılar. Bu bakış açısı, evrenin birbiriyle bağlantılı olduğu gerçeğini bilimsel bir temele oturtur. Beyindeki bilinç nasıl tek bir nöronda değil bağlantı örüntülerinde ortaya çıkıyorsa; toplum, kültür, etik ve medeniyet de ilişkisel bir bütünlük içinde anlam kazanır. Bu düşünce, klasik pozitivist ve indirgemeci bilim
Bilim/Felsefe
Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: YaşamdaşlıkTürker Kılıç · Ayrıntı Yayınları · 2021270 okunma
Reklam
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEM
Puan vermedi
TARİHSEL SOSYOLOJİ VE SİYASAL TEOLOJİ BAĞLAMINDA DİNÎ SÖYLEMİN MEŞRUİYET ÜRETİMİ: ANTİK İMPARATORLUKLARDAN POST-SEKÜLER TÜRKİYE’YE BİR İKTİDAR ANALİZİ Din olgusu, insanlık tarihinin yalnızca metafizik ve aşkınlık eksenli bir fenomeni olarak değil; aynı zamanda siyasal egemenlik ilişkilerinin, ekonomik tahakküm biçimlerinin ve ideolojik hegemonya mekanizmalarının kurucu bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Tarihsel süreç içerisinde din, bireyin kutsalla kurduğu ontolojik ilişkinin ötesine taşınarak, devlet aygıtlarının meşruiyet üretiminde işlevsel bir aparat hâline dönüşmüştür. Bu bağlamda din, kimi zaman egemenliğin sembolik sermayesi, kimi zaman tahakkümün retorik zemini, kimi zaman ise ekonomik yeniden dağıtım ilişkilerinin kutsal referanslarla rasyonalize edilmesini sağlayan bir hegemonik diskur olarak tezahür etmiştir. Özellikle siyasal teoloji literatürünün işaret ettiği üzere, egemenlik ile kutsallık arasındaki ilişki tarihsel olarak birbirinden ayrıştırılamaz bir mahiyet taşımaktadır. Carl Schmitt’in “modern devlet kuramının bütün önemli kavramları dünyevileştirilmiş teolojik kavramlardır” önermesi, bu dönüşümün teorik çerçevesini sunmaktadır. Devlet, kutsalın dünyevî temsilcisi olarak kendisini aşkın bir otorite düzlemine yerleştirirken; din de siyasal iktidarın toplumsal rızayı üretme kapasitesini artıran bir ideolojik üstyapı unsuruna dönüşmektedir. Antik Yakın Doğu uygarlıklarında dinî söylem, modern dönemdeki ideolojik manipülasyon biçimlerinden farklı olarak daha çıplak bir iktidar pratiğinin metafizik çerçevesini oluşturuyordu. Yeni Asur İmparatorluğu , Ahameniş imparatorluğu ve Eski Mısır siyasal organizasyonlarında fetihlerin temel motivasyonu ekonomik artı-değerin denetimi, verimli tarım havzalarının kontrolü ve ticaret arterlerinin
Carl SchmittReinhard Mehring · Polity · 20131 okunma
Birinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi :)
10/10
·472 syf.·
2026 38. kitabı
Kitabın değerlendirmesine geçmeden önce Robert Musil'den birkaç cümle ile bahsetmenin yönlendirici gücü olduğuna inanıyorum. Musil Avusturyalı romancı, öykücü ve deneme yazarı. Askeri okulda başlayan eğitim hayatı ardından mühendislik ile devam ediyor. Sonrasında matematik, felsefe, fizik, psikoloji alanlarında doktora yapıyor. Düşünsel olarak rejime karşı çıktığı için Nazi döneminde eserleri yasaklanıyor, İsviçre'ye sürgün ediliyor. Eserini tamamlayamadan burada yaşamını yitiriyor. Kitabın ana karakteri niteliksiz adam Ulrich ile biyografik paralellik dikkat çekiyor. Çünkü bu çok katmanlı entelektüel formasyon, doğrudan doğruya Niteliksiz Adam’ın düşünsel mimarisine de yansıyor. Niteliksiz Adam 'a dönecek olursam; Robert Musil'in 1921 yılında 1942 yılına kadar üzerinde çalıştığı, 2100 sayfa içerikli devasa baş yapıt. Elimdeki serinin dördüncü kitabı ölümünden sonra esi tarafından, ardında bıraktığı notlardan derlenerek yayımlanmış. Kitap 'deneme roman' türünde yazılmış ve olay örgüsü dışında; matematik ve doğa bilimleri, felsefe ve epistemoloji, siyaset bilimi ve sosyoloji, psikoloji ve psikiyatri, hukuk bilimi ve felsefesi, sanat ve mistik ögretiler gibi alanlarda ilerliyor. Her bölüm sistematik bir okuma, derin analiz, düşünsel egzersiz ve entelektüel bir hesaplaşma içeriyor. Dili oldukça ağır ve anlaşılmak istiyor. Niteliksiz Adam’ın birinci cildinin yüzeysel konusu 1913 yılında Viyana’da geçer. Ana hikâye; Avusturya Macaristan İmparatorunun 70. yıl saltanat dönümü yaklaşmaktadır ve aynı yıl Alman İmparatoru Wilhelm'in de 30. saltanat yılı kutlanacaktır. Dönemde hâlâ monarşiyle yönetilen Avusturya Macaristan İmparatorluğu seçkinleri, Almanya'ya karşı milli şuur ve milliyetçilik anlayışı ile farklı ve bütün Dünya'ya örnek olacak bir kutlama planlamak için
Alıntı
Niteliksiz Adam 1Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 20181,390 okunma
Paradigma değişimi
10/10
·312 syf.··
2026 45. kitabı
Yapay zeka artık bir trend değil, bir zorunluluk. Erman Taylan ve Ahmet Bugra Ferah 'ın "Yapay Zeka" kitabı bu kavramı enine boyuna anlatan en güzel ve en güncel kitaplardan biri olabilir. Erman Taylan , yapay zekadaki gelişmeleri çok yakından takip eden ve bu teknolojileri oldukça etkili kullanan değerli bir uzman. "Soft Commitment" bültenini takip etmenizi öneririm. Kendisini Dijital Liderlik Akademisi’nde tanımış, kitabının yeni çıktığını da orada duyurmuştu. Eğitimde artık paradigmanın değiştiğini çok net göstermişti. Ahmet Bugra Ferah ile birlikte yazdığı "Yapay Zeka" kitabı da bu dönüşümün her yönünü güncel bir şekilde anlatıyor. Hatta öyle ki, kitabın yazıldığı dönemin sonrasında yaşanabilecek gelişmelere de ışık tutuyor. Etkileşimli bir kitap hazırlamaları da konuya ne kadar önem verdiklerini gösteriyor. Kitabı okurken aynı zamanda quizlere, bilgi kartlarına ve sesli özetlere ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca kitaba özel hazırlanan GPT ile sohbet etmek de mümkün. Evet, kitabın bir dijital ikizi var :) Kitabı okumadan önce kitapla birlikte hazırlık yaptım. Gerçekten eşsiz bir deneyim .
Yapay ZekâA. Buğra Ferah · Oksipital Yayınları · 20254 okunma
7/10
·160 syf.··
2019 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2019 00:00
7’den 77’ye tüm insanlığın okuması tavsiye edilen Alice serisi, ne yazık ki birçoklarınca “çocuk edebiyatı” kategorisine yerleştirilmiş, kabul edilmiş. Gelin görün ki, bu seri, özellikle Alice Harikalar Diyarında, eleştirel kuramlarda, sanat öğelerinde, filmlere ve felsefi argümanlara kaynaklık etmiş, kimi zaman sorun çözücü rol bile oynamıştır. Lewis Carroll mahlaslı Oxfordlu matematikçi, papaz ve fotoğrafçı Charles Lutwidge Dodgson, çalıştığı okulun dekanının küçük kızı Alice Liddell için yazdı “Alice Harikalar Diyarın”ı. Kitap, yukarıda da söylediğimiz gibi, bol tartışmaya neden olan “Tavşan Deliği (Down The Rabbit Hole)” teorisi üzerinden okuyucuyu da düşüşün asla bitmeyecek hissini yansıtarak dahil ediyor. Alice, bu ülkede pek çok macerayla karşılaşıyor elbette. “Alice Aynanın İçinde” ise benzer temalar işleniyor. Bu iki kitap, paradigma, izafiyet teorisi, bilme üzerine, saatleri ayarlama, değişmek ve neyi bildiğini bilmek üzere konular içeriyor. Tek yapmak gereken, dikkatli okumak ve mesajları yakalamak. Okumadıysanız, ertelemeyin, herkese tavsiye ederek. Not: Her iki kitap da, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap seçkisinden!
Alice Aynanın İçindeLewis Carroll · Alfa yayınları · 20171,857 okunma
Reklam
Reklam