Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Tanrıyı güzelliği gizler: böyle gizliyorsun sen de yıldızlarını.
Konuşmuyorsun: böyle gizliyorsun bana bilgeliğini.
Uğuldayan denizin üstünden sessizce doğdun bugün bana, senin sevgin ve senin utancın ilhamdır hiddetlenen gönlüme.
Güzelce geldiğin için bana güzelliğine bürünerek, sessizce konuştuğun için benimle, açıkça, bilgeliğinle:
Ah, nasıl da bilmem ruhunun tüm utançlığını! Güneşten önce geldin bana, en yalnıza
Kamburu alınırsa kamburdan, tini alınmış olur ondan - budur halkın öğrettiği. Ve gözleri açılırsa körün, öyle fena şeyler görür ki yeryüzünde: beddua eder kendisini iyileştirene. Bir felçliyi yürüten, en büyük zararı verir ona: çünkü yürümeye başlar başlamaz günahları da yürür onunla birlikte.
"Güneş çoktan battı," dedi sonunda; "çayır ıslak, ormandan geliyor serinlik.
Yabancı biri var etrafımda ve düşünceli düşünceli bakıyor bana. Ne? Yaşıyor musun hâlâ, Zerdüşt?
Neden? Niçin? Neyle? Nereye? Nerede? Nasıl? Budalalık değil mi hâlâ yaşıyor olmak?
Ah, dostlarım, akşamdır bana bunları sorduran. Bağışlayın hüznümü!
Akşam oldu: Bağışlayın akşam oluşunu!"