Ne kadar ütopik bir kitap konusu olsa bile okuması keyifliydi. Çalıştığım için kitabı bitirmek biraz daha uzun sürdü yoksa kısa sürede okunabilecek bir kitaptı. Akıcı ve tavsiye edebileceğim bir kitap.
Dünya ve İtalyan edebiyatının en önemli isimlerinden biri de
Dino Buzzati
Dino Buzzati'dir. Buzzati, Venedikli bir ailenin ikinci çocuğu olarak Bellona'da dünyaya geliyor. Varlıklı bir ailede dünyaya geldiği için kendisini çok yönlü olarak yetiştiriyor. Asıl mesleği gazetecilik olmasına rağmen, edebiyat, şiir ve resimle de çok yakından ilgileniyor.
• • •
En önemli eseri sayılan "
Tatar Çölü
Tatar Çölü"yle dünya edebiyatında önemli bir yer ediniyor. Melankolik bir modern zaman eleştirisi olarak görülen eser, varoluşcu edebiyatın temel köşe taşlarından biri olarak ifade ediliyor. Bunun nedenini romanın kahramanı teğmen Giovanni Drogo'nun hikâyesini okurken daha iyi anlıyor insan.
• • •
Teğmen Drogo'nun hikâyesi askeri okulu bitirip, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer olan Bastiani Kalesi'ne atanması ve bir eylül sabahı yola çıkmasıyla başlıyor. Buzzati, teğmen Drogo'nun hikâyesi üzerinden umudu, umutsuzluğu, yanlış tercihleri, bağlanmayı, tekdüze yaşamı, monotonluğu, yalnızlığı, bekleyişi, inatlaşmayı, insanın kendi kendini kandırmasını harika bir şekilde gözler önüne seriyor. Bunu öyle güzel ve nahif bir dille yapıyor ki insanın yaşamı bir sinema şeridinden akar gibi gözlerinin önünden geçiyor.
• • •
Buzatti tüm bunları yaparken kale, çöl ve Tatarları bir metafor olarak kullanıyor. Öyle ki teğmen Drogo'nun, Bastiani Kalesi'nde kendisi için inşa ettiği dünyanın esaretine girmesi karşısında bizlere, ellerimizle inşa ettiğimiz kalelerimizin dört duvarı arasına kendimizi bir ömür boyu nasıl hapsettiğimizi hatırlatıyor. Yine teğmen Drogo'nun çölün insana sonsuzluk duygusu veren ikliminde kendine bir umut yaratıp ömrünü heder etmesi karşısında bizlere, yapmak istediklerimizi belirsiz bir geleceğe sürekli erteleyerek yaşamımızın bir kuş gibi ellerimizden nasıl uçup gidebileceği
Ursula K. Le Guin nun hayal dünyasına kalemine hayran kaldım. Kitapı okumak ve anlamak için ihtiyacımız olan sakin ortam ve taze bir beyin yapısı . Bir kere de okunup anlaşılması biraz güç gibime geldi : İnsanın, bir topluluğun olduğu yerde, güç ve mülk edinme arzusu var. bu arzu olmasa bile kendini düşünce tarzıyla bile ayırma eğilimi var.Anlatımıyla empati rekoru kırmanızı sağlar. Teoride kusursuz görünen toplumun insan doğası karşısındaki var olma savaşı bir tarafta, kusursuzluktan gelen bireyin başından sonuna kusurlu sistemi eleştirisi ve özenmeleri diğer taraftadır. Ne düşüneceğinizi, hangisinin size daha uygun olacağını bilemez hale gelirsiniz. Kitabı bitirir ve tüm toplum düzeni kavramlarını tekrar araştırmaya başlarsınız. Sonuç olarak; başyapıt!