Aşık Olma Korkusu I
7/10
·496 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
**" Kimse olduğu gibi kalmaz. Hayat onu bir şekilde değiştirir. Olmak istediğimiz kişiyle olduğumuz kişi arasında gidip geliriz. -Han " ** Herkesin kendisinden birgün uzaklaşacağını düşünen Elisa Tanyeli, daha doğrusu onun içindeki gerçek Elisa'nın hikayesini okudum ben bu satırlarda. Ailesinin kendisinden gitmesiyle birlikte herkesin kendisine sırtını dönmüş bir şekilde bulan bir karakter. Dört yıl önce gözlerinden operasyon geçiren ve o sırada hayatındaki en derin noktalardan bir koku alan bir karakter Elisa... Dört yıl önce kendisini hastane koridorlarında en gizli noktasında keşfeden bir karakter Han. Yoksa diğer adını mı söyleyeyim. Hayır, bunu siz bulun... Dahlia Parfüm'ün gizli ortağı, Elisa'nın kendisini keşfetmesine izin verdiği ama bir türlü bulamadığı Derin Nota. Hangisini bulacak acaba. Bunu bende çok  erik ediyordum açıkcası. Sürekli bir aksiyon olmasa da kitabın sonlarına doğru gerilim seviyesi biraz da olsa yükseliyor. Rs'den çıkmaya çalışırken okuduğum kitaplardan birisidir Aşık Olma Korkusu. Kendimi nasıl bu satırlarsa buldum bende bilmiyorum. Yazımına gelirsek, bence akıcı ama çok detay verilmiş. Aksiyon tarafı istenilen kadar olmasa da biraz gizem var. Bolca kıskançlık, azcık entrika ama çokca sevgi... Evet, evet... İstediğimiz romantık komedi temasında işlenilen bir kitap. Hem de tek değil. İkinci kitabı olan Aşkı Kaybetme Korkusu adlı fırından yeni çıkan birisi var. En kısa zamanda Aşkı Kaybetme Korkusu satırlarında buluşmak üzere. Ben şimdi buradan direkt Kızıl Sarmaşık'a geçiş yapıyorum. Sizlere iyi okumalar. Mutlaka yorumlarda nasıl geçtiğini, kitabı hangi duygularla okuduğunuzu bana yazın olur mu? " Sen kendini korumuyorsun. Sen kaçıyorsun. Biriyle bağ kurmaktan kaçıyorsun. Sevgiden. Aşktan. -Han " " Demek ki birilerini mutlu etmek
Aşık Olma KorkusuZeynep Sey · Athica Yayınları · 2024167 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 335. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:51
Nihayet bitti… Benim için adeta bir maratona, hatta upuzun bir yolculuğa dönüşen bir kitabın son sayfasını kapattım bugün. 38 günde bitirdim bu kitabı bu kadar uzun bir vakitte okumam halbuki. Kitabı tamamen elimden bırakıp kaçmadım belki ama araya tam 5 farklı kitap soktum, onları bitirdim, sonra dönüp yine bu kitabın sayfalarına baktım. Bu kadar uzamasının sebebi kitabın kötü olması kesinlikle değildi; tamamen benim dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemiydi. Bazen zihnimiz öyle bir hal alıyor ki, satırlar akıp giderken biz o dünyanın içine bir türlü tam kapasiteyle yerleşemiyoruz. kitabın konusuna geçiyorum uzatmadan… Kitap, en kaba haliyle ölümsüzlüğün sırrını arayan bir çiftin; eski bir Bohemya kralı olan Kudra ile yoldaşı Alobar’ın yüzyıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Ama olay sadece bununla sınırlı değil. İşin içine modern dünyadan parfüm üreticileri, kokuların gizemli dili, hatta keçibacaklı mitolojik tanrı Pan bile giriyor. Tom Robbins öyle bir dünya kurmuş ki; tarih, mitoloji, felsefe ve modern yaşam tek bir parfüm şişesinin içinde çalkalanıp duruyor. Yazarın dili gerçekten çok nevi şahsına münhasır. Tom Robbins, kelimelerle adeta dans ediyor. Alışılagelmiş, düz bir anlatımı yok. Çok zeki, ironik, bazen fazlasıyla absürt ama kesinlikle derinlikli bir üslubu var. Mesela kitaptan zihnime kazınan, yazarın o hayata bakışını özetleyen bir örnek var sayfaların arasında; “Pancar en hüzünlü sebzedir, oysa hüzünlenmek için hiçbir nedeni yoktur." Tom Robbins tam olarak bu bana göre. Bir sebzeden yola çıkıp insan psikolojisine, yaşamın köklerine öyle bir bağlanıyor ki, odaklanma sorunu yaşarken bile zekasına hayran kalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kokuların insanların kaderini nasıl değiştirdiğini, insanoğlunun ölümsüzlük ve kalıcılık arzusunun
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
8/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
“Mahşerin Dördüncü Atlısı”, dünya tarihi boyunca insanlığın, adeta bir üst organizma tarafından nasıl şekillendiğini ve toplumsal olayların ölümle kol kola gezen bir olgu tarafından nasıl etkilendiğini anlatır. Kitap, ölümle iç içe olmanın hissini aktarırken, yüzyıllar boyunca aralıklarla değişen salgınları—tifüs, sıtma, veba, frengi gibi salgın hastalıkları—ve bunların etkilerini de ele alır. Örneğin cüzzam için, Mısırlılar ona “ölümden önce ölüm” adını vermiştir ve Avrupa’ya bıraktığı en etkileyici miras, çokça bulunan cüzzam evlerinin, ilerleyen dönemlerde hastanelerin temeline öncülük etmesidir. Veba ise, 1348 yılında başlayıp, adeta bir kasap gibi Avrupa’nın üçte birini çok kısa sürede yok etmiştir. Hatta bazı doktorlar ve rahipler, bu hastalığın tedavisini, o dönemin yetersiz tıp bilgileriyle çaresizce aramış; ısırgan otu yedirmiş, güvercin pisliği kullandırmış; hatta çocukları kesip etleriyle beslenmenin tedavi olacağını düşünmüşlerdir. Bu dönemde, doktorlara ve rahiplere karşı ciddi bir güven kaybı yaşanmıştır. Vebanın bir diğer yönü ise, dünya çapında, özellikle Avrupa’daki feodalizmin sonunu getirmesidir. Çok fazla ölüm nedeniyle işçi sayısı azalmış, topraklar bölünmüş ve toprak sahipleri, daha önce ömür boyu emeklerine sahip olduklarını düşündükleri insanlara kiralamaya başlamışlardır. Böylelikle işçi maliyeti o denli yükselmiş ki, haftada iki gün çalışarak bile geçinmek mümkün olmuştur. Frengi için ise yazar, özellikle 14. yüzyılda, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi bölgelerde hamam kültürünün yaygın ve insanların bugünkünden bile fazla yıkandığı bir dönemde, frenginin yayılmasıyla hamam kültürünün tamamen yok olduğunu ve yasaklandığını belirtir. Bu süreçte insanlar daha az yıkanmaya başlamış, yün elbiseler kokmasın diye iç çamaşırı ve akabinde parfüm
Mahşerin Dördüncü AtlısıAndrew Nikiforuk · İletişim Yayıncılık · 2022247 okunma
9/10
·320 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:11
Uzun süredir romcom okumuyordum ve bu kitap bana ilaç gibi geldi. Okurken sürekli kitabı kapatıp birazcık Hudson ve o tatlı düşünceli aynı zamanda kıskanç tavırlarına kıkırdadım. Öncelikle Stella’dan başlamak istiyorum. Stella kimya mezunu olduğu için kadına aşırı ısındım. Ben de umarım yakın zamanda diplomamı alacağım fakat Stella gibi üstün bir koklama yetim olmadığı için parfüm işinden uzak duracağım. Stella çok tatlıydı ve özellikle hobi olarak başkalarının günlüklerini toplayıp okuması çok kaliteli bir hobiydi bence. Günlükleri Hudson’a detaylı anlatırken fark ettiğim bir küçük detay oldu ve doğru da çıktı. SPOİLER SPOİLER; o günlüğün Hudson’ın ex karısına ait olduğu çok belliydi bence ama Charlie ile ilgili olan kısım baya sürprizdi yani. Hudson Bey’imize gelince ise adam flörtöz, düşünceli, kıskanç ve başarılı. Benim için ideal biri. Kıskanç tavırları bazılarını rahatsız edebilir ama benim çok hoşuma gitti, ilişkide olması gereken dozdaydı bence ve asla Stella’yı kısıtlamadı önemli olan bu. Hudson kitap boyunca bir sürü güzel jestler yaptı ama kalbimi fetheden Stella’nın beğendiği bir kitabı ertesi gün hemen okumasıydı. Baby where the hell is my husband yani ya. Ben de istiyorum senden bir tane Hudsonn. Ayrıca Hudson’ın çocuğu Charlie aşırı tatlıydı ve Stella ile olan sahnelerine bayıldım. Hudson’ın Charlie’ye yaptığı gibi meyvelerin üzerine küçük notlar yazıp Stella’ya vermesi de çok hoştu. Genel olarak kitabı severek okudum. Vi Keeland’ın kalemini beğeniyorum yakın zamanda umarım başka kitaplarını da okuma fırsatı bulurum.
Duygu ve Düşünce
DavetiyeVi Keeland · Yabancı · 01,067 okunma
Türkçe Dublajlı "Zeki" Seri katil kitabı
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Öncelikle selamlarrrrrr!!! SPOİLER İÇERİR Öncelikle kitap gayet akıcıydı. Hatta Türkçe dublajlı film izliyormuşum gibiydi. Çeviri gibi yani. Ancak hiç bir karakteri sevemedim. Rebecca birazcık hoşuma gitti. Noa zaten üçüncü kadın olunca bitti benim için. Ayrıca birazcık dark romance okuduysanız katilin Paul olduğunu ilk 100 sayfadan anlarsınız ilk tanışmadan hatta. Ayrıca Rose öldürüldüğünde tüm kan akana kadar başında beklediğini biliyorsun, yaraları diktiğini biliyorsun kan koltuğu için üstüne abartı şekilde parfüm sıktığını anlayamıyor musun? Hayır yani telefona bakıyor diye şüpheleniyorsun ama bundan şüphelenmiyorsun. Onun dışında gayet güzeldi. Normalde ikinci kitabı merak etmezdim ama sonda joanne yaşıyormuş falan bayağı merak ettim büyük ihtimalle okurum. Neyse, şimdilik bu kadar. Bıyyy!
1000Kitap
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,744 okunma
8/10
·192 syf.··
2026 52. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 08:09
Anooshirvan Miandji’nin Aromatik Adam kitabı, klasik anlamda bir “olay romanı” değil; daha çok koku, hafıza, yalnızlık ve insan ruhu üzerine kurulmuş içsel bir yolculuk. Kitabı farklı yapan şey de tam olarak bu. Hikâye anlatmaktan çok bir ruh hâli yaşatıyor. Miandji’nin parfüm dünyasından geliyor oluşu kitabın her satırına sinmiş durumda. Kokular burada yalnızca fiziksel bir unsur değil; geçmişin, arzuların, travmaların ve insanın özüyle kurduğu ilişkinin sembolü hâline geliyor. Kitabı okurken bazen bir karakterin zihninde değil de bir anının kokusunda dolaşıyormuş hissi oluşuyor. Eserde modern insanın yalnızlığı belirgin bir tema. Özellikle erkeklik, kimlik ve aidiyet meseleleri sert bir söylemle değil; daha melankolik ve düşünsel bir dille işlenmiş. Bu yüzden kitap, bağırarak değil fısıldayarak konuşuyor. Okurdan da hız değil dikkat istiyor. Anlatım dili zaman zaman şiirsel ve metaforik. Bazı bölümlerde roman okuyor gibi değil de kişisel bir günlük ya da felsefi deneme okuyormuş hissi oluşabiliyor. Bu durum bazı okurlar için büyüleyici olurken bazıları için yorucu olabilir. Çünkü kitap net cevaplar vermiyor; daha çok çağrışımlar bırakıyor. Tasavvufi ve doğu düşüncesine yakın bir alt katman da hissediliyor. Özellikle insanın özünü araması, dış dünyadan iç dünyaya dönmesi ve “gerçek benlik” meselesi satır aralarında sürekli kendini gösteriyor. Bu yönüyle yalnızca bir roman değil, aynı zamanda içsel bir sorgulama metni gibi. Kitabın en güçlü yanı atmosferi. Okuduktan sonra olayları değil hisleri hatırlıyorsunuz. En zayıf yanı ise herkes için uygun olmaması. Daha hızlı akan, net olay örgülü kitaplar seven biri kitabı durağan bulabilir. Genel olarak Aromatik Adam, kokular üzerinden insan ruhunu anlamaya çalışan; melankolik, düşünsel ve sembolik bir eser. Sessiz ama derin
Aromatik AdamAnooshirvan Miandji · Bilgi Yayınevi · 2020450 okunma