Karamazov kardeşler Dostoyevski’nin ölmeden önce tamamladığı son romanı benimse bunca zamandır okumamış olduğum için bir miktar suçluluk hissettiğim ama okuduktan sonra da iyi ki şimdi okumuşum dediğim bir kitap. Bunun nedeninden en son bahsedeceğim
1020 sayfalık bu klasiği konusuna girmeden anlatmak biraz zor ama ben bunu başaracağım
Rus ve dünya edebiyatının başyapıtlarından olan bu eser için Dostoyevski’nin edebi anlamda tam olarak olgunlaşıp yazdığı ustalık eseri eseri demek de mümkündür sanırım. Bu eseri yorumlamak gibi bir işe kalkışmayacağım ancak fikirlerimi belirteceğim.
Belki hatırlayanlar vardır -hatırlamayanlara da geriye dönüp bakmalarını tavsiye ederim- oblomov kitabını anlattığım önderimde kitabım rus dilinde bir bakıma tembelliği simgeleyen bir kavram kattığındann bahsetmiştim. İşte karamazovluk da aynı oblomovluk gibi rus diline geçmiş bir kavram. Karamazovluğun ne demek olduğunu okumadan net olarak anlayamayacağınızı düşünsem bile kavga ve şevk duygularının aynı anda yaşanması gibi düşünülebilir.
Çoğu klasikte olduğunu düşündüğüm gibi bu kitapta da önemli olan şeyin olaylardan ziyade karakterlerin ruh halleri ve onlar üzerinden aktarılan düşünceler olduğunu düşünüyorum. Özellikle en küçük kardeş Aloysa ve ortanca kardeş Ivan karakteri üzerinden din Ve toplum ile alakalı fikirler, büyük kardeş Dimitri üzerinden Müthiş psikolojik ve felsefi çözümlemeler var. Daha psikolojik çözümleme diye bir kavramın olmadığı günlerde yapılmış müthiş psikolojik çözümlemeler...
Okunması kolay bir kitap olmasa da sonlara doğru çok akıcılaşıyor ve işin içinde merak duygusu da olduğundan dolayı hızlıca okunabiliyor ancak yer yer yukarıda da bahsettiğim din ve toplum üzerine fikirlerin aktarıldığı kısımlarda okuma gayet yavaşlıyor. Bir de yine çoğu Rus romanındaki gibi
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Yıl 1846. Dostoyevski henüz 23 yaşında. İlk romanı İnsancıklar’ı tamamlar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç’e okutur. Grigoroviç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor’un boynuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov’a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski’ye... “Yeni Gogol doğdu!” der, Nekrasov daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski’ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: “Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevski’niz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!”
Belinski’nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: “Ve işte... beni onun yanına götürdüler. Belinski’yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar’ımla alay edecek, diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu... Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. ‘Siz kendiniz anlıyor musunuz?’ diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, ‘Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok... Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız.’”
Öyle de oldu. Dostoyevski bundan yüzlerce yıl sonra bile hala toplumsal tespitleriyle, karakterleriyle hayatımızda.
İlk romanı İnsancıklar biribirine sevgiyle bağlı iki kişinin mektuplaşmalarından meydana geliyor. Makar yaşlı bir memur,
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201877bin okunma