9/10
·622 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:31
Yüzyıllar boyunca “tembelliği” ile bilinen Oblomov karakteri yalnızca uyuşuk bir insan tiplemesi değil, aynı zamanda toplumsal ataleti temsil eden bir semboldür. Yazar, dönemin kapitalist düzene uyum sağlayamayan, pasifleşmiş ve yabancılaşmış insanını eleştirmek için böyle bir karakter oluşturmuştur. Bu bağlamda Oblomov detaylı olarak incelendiğinde, onun eylemsizliği basit bir “tembellik” olmaktan ziyade bir düşünce yapısı ve yaşayış biçimi olarak nitelendirilebilir. Oblomov, daha eserin en başında okuyucuyu yatakta karşılar; başında iki önemli problem olmasına karşın bu problemleri çözmek için harekete geçemez. Eylemleri yalnızca zihninde kalır. Oblomov’un problemler karşısındaki bu pasifliği, onun çocukluk yıllarına dayanır. Oblomovka’da geçen çocukluk yılları; uşaklar ve bakıcılar arasında, “el bebek gül bebek” bir şekilde geçmiştir. En küçük sorumlulukları bile başkaları tarafından yerine getirilerek büyütülmüştür. Kendi ayakkabı bağcığını bile bağlamadan büyüyen bu çocuk, yetişkinlik yıllarında da karşısına çıkan her sorunda yalnızca düşünmekle kalmakta, harekete geçememektedir. Oblomov sıkıntıları üzerine düşünürken dairesine gidip gelen arkadaşları vardır. Bu arkadaşlarının kimi derdini, kimi ise sevincini ve heyecanını Oblomov’a aktarır; ancak sıra onun kendi sorunlarını paylaşmasına ve fikir almasına geldiğinde, dostlarının ilgisinin azaldığı, onu tam anlamıyla dinlemeden ortamdan ayrıldıkları görülür. Bu durum, yalnızca bireysel bir ilgisizlikten ziyade dönemin toplumsal yapısına dair önemli bir eleştiri sunar. Yazar burada ilişkilerin ne kadar yüzeyselleştiğini, empatiden yoksun olduğunu okuyucuya sunar. Herkes kendi derdinin peşindedir; ancak kimse diğer insanların duygularına kulak vermemektedir. Eserde toplumsal eleştiri, Oblomov ile Ştolts’un temsil
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Bir Günde Biten Kitaplar Kulübüne Hoş Geldin, Anlaşma.
8/10
·428 syf.·
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Herkese merhaba! Uzun süredir okuduğum kitapların çoğunu yarım bırakan ben, sonunda o meşhur reading slump’tan bir seri sayesinde çıkmayı başardım. Hangi seri mi? Off-Campus serisi. Açıkçası serinin Amazon uyarlamasının duyurulmasıyla birlikte merak edip bir şans vermek istemiştim. Sonuç mu? İlk kitabı yaklaşık 6-7 saat içinde bitirdim ve daha kapağını kapatır kapatmaz ikinci kitaba başladım. Şu an ise üçüncü kitaba geçmiş durumdayım. Sanırım bu bile kitap hakkında ne hissettiğimi anlatmaya yetiyor. The Deal (Anlaşma), öncelikle inanılmaz akıcı bir kitap. Uzun zamandır bir kitabın sayfalarını bu kadar hızlı çevirdiğimi hatırlamıyorum. Yazarın dili son derece sade ve akıcı. Gereksiz uzatmalar, yorucu betimlemeler ya da hikâyenin temposunu düşüren bölümler yok. Özellikle karakterler arasındaki diyaloglar kitabın en güçlü yanlarından biri. Garrett ve Hannah’nın karşılıklı atışmaları, esprileri ve zamanla gelişen arkadaşlıkları kitabı sürükleyici kılıyor. Bir diğer sevdiğim nokta ise atmosferdi. Üniversite ortamı, kampüs yaşamı ve sporcu karakterlerin dünyası hikâyeye hoş bir dinamizm katmış. Karakterlerden bahsedecek olursam, Garrett Graham kesinlikle kitabın yıldızıydı. Esprili, düşünceli, anlayışlı ve aynı zamanda olgun davranabilen bir karakterdi. Romantik kitaplarda erkek karakterler bazen fazla kusursuz ya da fazla yapay yazılabiliyor ancak Garrett bana oldukça doğal geldi. Üstelik sadece romantik partner olarak değil, arkadaş olarak da yanında olmak isteyeceğiniz türden bir karakterdi. Seride ileride okuyacağımız Logan, Dean ve Tucker karakterlerine dair merakımın artmasında da Garrett’ın etkisi büyük oldu diyebilirim. Özellikle Dean hakkında şimdiden çok fazla şey duyduğum için üçüncü kitaba ayrı bir heyecanla başladım. Hannah’yı ise genel olarak sevdim. Zeki,
Edebiyat
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20223,025 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·384 syf.··
2026 6. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 13:46
Modern toplumsal tabuları ve romantize edilmiş sadakat algılarını tamamen rafa kaldırarak, insan ilişkilerinin perde arkasındaki acımasız mikroskobik savaşı gözler önüne seriyor. Yazar, antropolojik verilerle evrimsel psikolojiyi harmanlayıp hikayeleştirilmiş vaka analizleri üzerinden ilerlerken; aldatma, kıskançlık, cinsel çekim ve üreme stratejilerinin aslında ahlaki seçimlerden ziyade, genlerimizi geleceğe aktarmak için programlanmış spermlerin ve yumurtaların milyonlarca yıllık hayatta kalma mücadelesinin birer sonucu olduğunu savunuyor. Kadın ve erkek anatomisinin, partner seçimi ve "sperm rekabeti" (sperm competition) esaslarına göre nasıl kusursuzca evrildiğini anatomi ve biyoloji ekseninde deşifre eden kitap, aşkı ve şehveti romantik bir masal olmaktan çıkarıp bilinçaltımızın yönettiği bir üreme stratejisi savaş alanına dönüştürerek okuyucuyu insan doğasının en ilkel, en karanlık ve en gerçekçi dürtüleriyle yüzleşmeye zorluyor.
1000Kitap
Sperm SavaşlarıRobin Baker · Paloma Yayınevi · 2013112 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 72. kitabı
Bu seride dördüncü kitap #çileklipankekevi ben ilk ikisini okudum üçü atlayıp dördü aldım birbirinden bağımsız olduğu için önümüzdeki günlerde üçü alabilirim. Yazarın kaleminden okuma yapmayı seviyorum akıp gidiyor, yetişkin içeriği rahatsızlık vermiyor. Her kitapta mahalleden ikili sevgili oluyor onların birbirine zamanla çekimini okuyoruz. Bu eserde de mahalleden beş yaşlarında kız çocuğuna sahip genç annenin erken vefatıyla çocuğunun varlığından bihaber Paris'te yaşayan baba dünyaca ünlü şef aşçı Archer'in kasabaya kızının velayetini almak için taşınmasıyla kızına yatılı bakıcı seçtiği yoga öğretmeni ve paraya eve ihtiyacı olan genç kızımız İrisin birbirine çekimine şahit oluyoruz. Minik kızın tatlı halleri, İris ve Archer aşkının sürpriz sonlu bitmesi içimizi sıcacık yaptı. Tavsiye ederim. Reklam değil. @lauriegilmore_author @juno_kitap ~ "Aile sayılarla ilgili değildir. Yani sahip olduklarının sayısıyla değil, seni seven insanlara sahip olmakla ilgilidir. Seni seven birileri olduğu sürece bir ailen var demektir." ~ "İnsanlar bu yüzden mi bir partner isterlerdi? Zor bir günün sonunda bir şeyleri birlikte atlatmış olmanın yarattığı o his yüzünden mi? Bunun güzel bir his olduğunu inkar edemezdi."
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202629 okunma
9/10
şunu söyleyebilirim ki sırf Flint karakteri için bile bir kitap daha okunur. huysuz ama zeki adamdi Yer yer beni inanılmaz sinir etti ama sevdiren tarafı da tam olarak buydu(Sürekli bir sal artık şu duvarları Flint diye diye okudum resmen.) Hikayenin çıkış noktası oldukça güçlü,Karısının ölümüne alkollü araç kullandığı için sebep olan, başarılı ama suçluluk duygusuyla yaşayan bir avukat Flint ve onun 12 yaşındaki otizmli oğlu Harrison.Baba-oğul sahneleri kitabın en güçlü taraflarından biriydi . Özellikle Harrison’la olan diyaloglar çok doğal ve sıcak yazılmıştı. Ellen karakteri de hikâyeye güzel bir enerji katıyor. Flintin Üst kattaki dairesini kiralıyor ama müzik terapisti olduğu için Flint’in sessizlik takıntısıyla çatışmaları başlıyor. Flint onu daireden çıkarmaya kararlı (hemde baya )fakat Ellen’ın Harrison’la kurduğu bağ işleri değiştiriyor. Harrison’ı müzikle tanıştırması, aralarındaki yakınlık ve Ellen’ın o tuhaf ama samimi halleri hikâyeyi taşıyan şeylerden biri . Bir de o fareleri… Kadın tam anlamıyla tatlı kaos. Yazarın kalemini gerçekten beğendim. Duyguyu geçirebiliyor, karakterleri de iyi kurmuş. Ama iki noktada zorlandım. İlki, dram dozunun fazla kaçmasıydı. Bazı bölümler beni hikâyeden kopardı çünkü sürekli bir ağırlık hissi vardı. Bence biraz daha az dram ve biraz daha fazla romantik kimya hikâyeyi çok daha etkileyici yapabilirmiş. İkinci eleştirim ise Flint’in dönüşümüyle ilgili. Ellen’ı evden çıkarmaya çalışan adamın bir anda “sana aşığım, seni istiyorum” noktasına gelişi bana biraz hızlı geçti. O geçişin duygusal altyapısını daha uzun okumak isterdim çünkü karakterin duvarları çok sert kurulmuştu. O yüzden kırılışını biraz daha hissetmeye ihtiyaç duydum. Onun dışında Flint gerçekten çok iyi yazılmış bir baba ve partner karakteriydi. Kitaptaki
Kalbim Sana AitJewel E. Ann · Nemesis Kitap · 2021306 okunma
Nasıl tatlı bir kitaptıııııı.....
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 12:24
Bizim yaş gurubumuz için buz pateninin ayrı bir önemi vardır. Çoğumuz çocukluğunda, gençliğinde geç saatlere kadar bekleyip; bu görsel şöleni izlemek için heyecan duymuştur. Hatta büyük bir çoğunluğumuz buz patenci olduğumuz hayaller kurmuşuzdur. İşte Lukova'dan sevgiler buz patenini hayatlarının merkezine oturtmuş iki artistik patinajcıyı anlatıyor. Jasmine, huysuz mizaçlı bir patencidir. Önceki eşi haber vermeden başka bir patenciyle eşleşince dünyası başına yıkılmıştır. Artık 26 yaşındadır ve herkes ne zaman emekli olacağını sormaktadır. Oysa o çok iyi bir patencidir ve henüz istediği başarıyı yakalayamamıştır. Ama kısa sürede bir paten eşi bulamazsa pek şansı yoktur. Buzun prensi Ivan Lukov ise pek çok altın madalyası ve dünya şampiyonluğu olan bir patencidir. Ailesi de çalıştıkları buz pateni kompleksinin sahibidir. Eşinden ayrıldığı dedikoduları ortada dolaşmaya başlayınca bütün kadın patencilerin ilgisini çekmiştir. Oysa Lukov, partner olarak Jasmine'i istemektedir. Ortada ikisinin birbirine tahammül edemediği gibi küçük bir sorun vardır ama buz patenine olan aşkları buna değecektir. Koçlarının baskısıyla ikisi de dilini tutmayı kabul ederek bir yıl için partner olmaya razı olurlar. Tabii ki birbirlerine katlanmaları ve alışmaları zaman alacaktır. Nasıl tatlı bir kitaptı, anlatamam. İkili arasındaki atışmalar çok eğlenceliydi. Neden şimdiye kadar okumamışım dediğim ve çok beğendiğim bir romandı. Bu tarzı sevenler için kesinlikle tavsiyemdir.
Lukov’dan SevgilerMariana Zapata · Nemesis Kitap · 20201,707 okunma