Farklıydı çünkü artık başkalarının hayalini gerçekleştirmek için yaşamak zorunda hissetmiyordu kendini. Hayalindeki mükemmel evlat,kız kardeş, partner,eş,anne,çalışan olmaya uğraşmaktansa doyum verici bir hayatı ancak yalnızca insan olarak, kendi amacının yörüngesinde dönerek, bir tek kendine hesap vererek yaşayabileceğini artık anlamıştı.
Kendi üstüne kapanan birey, taşınabilir bir dünya kazanır; bu dünyanın baştan çıkarıcılığını korumaya, daima yeni duyumlar keşfetmeye, sınırları daha öteye itmeye çalışır, bedenini ayrıcalıklı partner konumuna terfi ettirir. Faili, kendi varoluşuna ten katmak için bedenini dert edinmeye iten şey, pekâlâ dünyanın teninin kaybedilmiş olmasıdır. İnsan, yanı başında bulamadığı müşfik ve suç ortağı partneri kendinde bulur. Aynı zamanda, bedenin dert edildiği yerler de geçici ve sıcak karşılaşmalara açık, kendini çok kaptırmadan keyifli saatler geçirilebilecek yerlerdir. Beden tutkusu, bedeni daha ziyade insanlık halinin çaresizliği olarak gören ikiciliğin geleneksel içeriğini kuşkusuz değiştirir. Modernitenin bu veçhesinde beden tartışılmaz bir değerle ilişkilendirilir ve bu hayranlık onu psikolojikleştirme, ona bir tür ruh katarak (simge katarak) mutlu mesut yaşanılabilir bir yer kılma eğilimindedir. Beden, başkasının yerini tutan bir şeyi kişi ölçeğinde canlandırır. Görünüşle ilgili bu kaygı, bu gösterişçilik, insanı koşmaya ya da para harcamaya yönelten bu "iyi olma" istemi, bedenin toplumsal bakımdan silinmekte olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmez. Bedenin üstü örtülmeye devam etmektedir; bunu en iyi ortaya çıkaransa yaşlılara, ölmekte olan insanlara, engellilere reva görülen akıbet ve hepimizde bulunan yaşlanma korkusudur. Bir tür kişiselleştirilmiş ikicilik güç kazanmaktadır; bunu "özgürleşme"yle karıştırmamak gerekir. Bu bakımdan insan, ancak bedenle ilgili her türlü kaygı ortadan kalktığı zaman özgürleşecektir.
Sayfa 53
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi orgazmının kontrolü bırakın kadında olsun. Birçok kız çocuğu orgazmın ve cinsel hazzın erkek arkadaşı ya da kocası olduğunda tecrübe edeceği bir şey olduğuna inandırılarak yetiştiriliyor. Sonuç olarak kızlar, partnerleri olduğunda (erkek arkadaş, koca ya da kız arkadaş ya da kadın eş) genellikle onlara orgazm yaşatma görevinin bu kişilere ait olduğuna inanıyorlar. Buna karşılık erkek çocukları, partnerleri olmadan çok önce kendi başlarına cinsel hazzı tecrübe etmeyi öğreniyorlar. Kuşkusuz harika bir partner, bir kadının enfes orgazmlar yaşamasına ve bolca cinsel haz almasına yardım eder. Ancak birçok kadın, orgazmının partnerinin sorumluluğunda olduğunu düşünme hatasına düşüyor sanıyorlar ki uzanıp keyiflerine bakacaklar. Orgazm olmuyorlarsa ya da orgazmları zayıf ve istikrarsız oluyorsa partnerlerini suçluyorlar. Partnerleri de yoksa orgazm departmanında şansın yaver gitmediğini düşünüyorlar.
Birbirimize destek olmak zorundayız. Bunu da yapmazsak neye yararız ki..
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Partnerlerimiz dünyada ki gelişimimizi büyük ölçüde etkiliyor. Bunun aksi imkansız sadece kendimizle ilgili nasıl hissettiğimizi etkilemekle kalmıyorlar, ayrıca kendimize inancımızda ve hayallerimizi,umutlarımızı gerçekleştirmemizde de etkiler. Doğuştan gelen bağlanma ihtiyaçlarımıza cevap veren bir partnerle birlikte olmak ve güvenli bir dayanak bularak rahat hareket etmek, bizi fiziksel ve duygusal açıdan daha sağlıklı kılar ve daha uzun yaşarız. varlığı ve desteği tutarsız bir partner gerçekten moral bozucu ve güçsüzleştirici bir deneyimdir,gelişimimiz sahiden durur ve sağlığımız sekteye uğrar.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı
İnsanlar genellikle farkında olmadan yaralarını tetikleyecek bir eş seçerler. Böylelikle kendilerinin acı dolu ve tepkili taraflarını görme, sahiplenme ve iyileştirme fırsatları olur. Mükemmel bir ayna gibi seçilen partner diğerinin kalbindeki sahiplenilmemiş ve bitirilmemiş şeyleri yansıtır.