Yaşamak denen şey nedir bilmiyorum Dildâde, ve anlamıyorum da nasıl olur da kendimi bu kadar şımartırım? Bir tarafta doğarken şehit olan bebekler, bir tarafta idam edilecek babasına son kez sarılacak çocuklar, bir tarafta açlıktan ölenler, işkenceye maruz bırakılanlar, öz yurdunda parya olanlar, kaçırılıp tecavüz edilenler... Ben bunların yanında hangi konuyu dert diye anlatabilirim ki sana? Ümmetin derdiyle dertlenmediğim yetmezmiş gibi nasıl olur da bir derdim var diye haykırırım? Kendime çok kızıyorum Dildâde. Hiçbir şey yapmıyorum, elimden gelenleri ardıma bırakıyorum, duama ilk kendimle başlıyorum... Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de aynı cenneti istiyorum bu sınanmamış hâlimle. Ne oldu bana Dildâde? Bu ümitsizlik, yorgunluk, tahammülsüzlük ne diye bende var? Bunca imtihanı ben mi yaşadım ki? Babası ölüme götürülen ben miyim? Bombalarla uyanan ben miyim? Aç uyuyan ben miyim? Ben miyim zorla orucu bozulan?.. Değilim Dildâde, değilim ve sanıyorum rahatlıktan bütün bunlar. Ama sana da kızıyorum. İnsan sevdiğini uyarır, hatası varsa vurur yüzüne. Ki sen de haklısın. Söyleyince inkar edeceğim, iyi yanlarımı anlatacağım sana. Bildiğinden susuyorsun sen de. Sen de sus Dildâde ben gibi sus, 2,5 milyar gibi sus. Bi biz kalmıştık zaten. Sus ve bir gün öldürülerek susturulacağın günleri bekle ama acele etme; sabır...
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya! Necip Fazıl Kısakürek
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
25 Mayıs 1983’te aramızdan ayrılan Necip Fazıl Kısakürek’i saygıyla anıyoruz. Şiiri düşünceyle, inancı kelimeyle ve yalnızlığı isyanla yoğuran Necip Fazıl; Türk edebiyatında sarsıcı ve derin bir iz bıraktı. “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!” Saygıyla. Necip Fazıl Kısakürek
Edebiyat
DÜZEN Ben Lilith’im. Adımı fısıldadıkları yerde korku büyür ama korku ben doğmadan önce vardı. Kadın dediler bana ama “kadın” kelimesini hep eksik söylediler. Kadın eksik değildir Kadın yarım değildir. Kadın izin bekleyen bir parya değildir. Kadın obje değildir. - Gerçek Bir Kadın Üstündür. - Aydınlık dedikleri şey Bir kir tezahürü Temiz bir kalbin üstüne Bir benliğin üstüne düşen gölgeydi. Karanlık dedikleri ise ilk kez kendini gören göz. Şimdi dünya eski düzenini taşımakta zorlanıyor. Çünkü Kadınlar itaatkar değil Kadınlar
Nakba Günü
Nakba Gününde yüzlerce Filistinli köy yerlebir edilerek haritadan silindi. Yüzlerce köy y*hudiler tarafından işgal edildi. On binlerce insan şehit edildi. Sağ kalan bir milyona yakın insan ise kendi yurtlarında mülteci konumuna düştü. Ünlü Filistin şairi Mahmud Derviş kendisinin de yaşadığı mültecilik ile ilgili şunları söylüyor: "Yolun güney tarafında kalan babana ve dedene ait toprakları şimdi Yemen'den gelen yahudi göçmenler ekip biçiyorlar. Ülkeye girmeden önce onlar için ve çocukları için her şey düşünülmüştü. Aynı anda senin de geleceğini belirttiler. Ancak onlar vatandaş oldu, sen mülteci. Ayaklarını vatanının toprağına bastığında seni mahkemenin önüne sürüklüyorlardı, mahkemeden de sürgüne. Hakkını savunduğunda ise seni bazen düşmanlıkla bazen de gerçek dışı olmakla suçluyorlardı. İşte o an vatanın ne demek olduğunu anlarsın, hakkın ve toprağın uğruna ölmeyi göze almak olduğunu anlarsın. Vatan sadece toprak değildir, hak ve topraktır. Senin hakkındır ama toprak onlarda. Toprağa zorla el koymuşlar ve şimdi elde edinilmiş bir haktan bahsediyorlar. Hak dedikleri tarih ve anılardan ibarettir oysa. Toprak ve güç onlarda. Sende ise güç yok. Hem toprağını hem tarihini hem de hakkını kaybettin." Necip Fazıl'ın "Öz vatanında garipsin, öz vatanında parya." dediği... Nakba, Filistin'in işgalinin, Filistinli mülteci sorununun, s*yonist İ*rail devletini ve resmi y*hudi zulmümün başlangıcıdır. Unutmayalım. Unutursak "hak iddiasında" bulunan zalime hak veremeye başlarız. Yardım talebinde bulunarak gemilerle Filistin limanına gelen Y*hudilerin kendilerine kucak açan halkı şimdi nasıl katlettiğini ve onlar üzerinde nasıl bir soykırım gerçekleştirdiğini unuturuz.
Filistin
ODTÜ ve benzeri üniversiteler, ne yazık ki adeta birer terör yuvasına dönüşmüş durumdadır. Türk bayrağına ve Türk milletine karşı en ufak bir tahammülü, saygısı dahi olmayan bu hastalıklı zihniyetin vatana ve millete herhangi bir fayda sağlaması beklenebilir mi? Unutulmamalıdır ki sırf kitap okuyor olmak, bir kimseyi erdemli bir insan yapmaya yetmez. Zira eğitimli olmak, kişinin terörist olabileceği gerçeğini asla değiştirmez. Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi: "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!" EREN