Tarihsel ve ekonomik olarak kadının önüne konulan tek meşru kariyer kapısı evliliktir. Evlenmeyen kadın, ataerkil yapının gözünde ya ailesinin sırtındaki bir "asalak" ya da toplumun kıyısına itilmiş bir "parya" (dışlanmış) muamelesi görür. Dolayısıyla genç kız için evlilik, romantik bir fanteziden ziyade, hayatta kalabilmek, ekonomik güvenceye kavuşabilmek ve toplumsal olarak "biri" sayılabilmek için girmek zorunda olduğu yegane kurumdur. Bu durum, kadının seçme özgürlüğünü radikal bir biçimde sakatlar ve onu edilgin bir kabullenişe zorlar.
Genç kızın seçme özgürlüğü öteden beri son derece dardır, bekârlıksa —kutsal bir nitelik kazandığı ender durumlar bir yana—, genç kızı asalak ya da parya haline getirmektedir, evlilik, biricik geçim yolu, varoluşunu doğrulamaya yarayacak biricik toplumsal kurumdur
"Parya" diye bir kelime vardır. Insan toplumunda bu kelime başarısızları, ezikleri, ahlaksızları belirtmek için kullanılır. Ben doğduğumdan beri kendimi bir parya gibi hissettim ve toplumun da böyle damgalanmaya layık gördüğü biriyle tanıştığımda her zaman derin bir şefkat duygusu hissederim.