Puan vermedi·1062 syf.··
2026 7. kitabı
Lev Tolstoy’un 1877 tarihli başyapıtı Anna Karenina, "Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır" meşhur açılış cümlesiyle başlar. Eser; mutsuz evlilik, tutku, sadakat, kıskançlık ve 19. yüzyıl Rus aristokrasisinin ahlaki çöküşünü ustaca işleyen kusursuz bir psikolojik romandır.Roman, dönem Rusyasında kadın ve erkek ahlakı arasındaki derin çifte standardı şiddetle eleştirir. Vronski’nin yasak ilişki yaşaması toplum tarafından hoş görülürken, Anna sosyal bir parya haline gelir ve dışlanır. Tolstoy, ataerkil sistemin ve aristokratik yapının riyakârlığını, Anna'nın tecrit edilmişliği üzerinden gözler önüne serer.Tolstoy’un edebi dehası, karakterlerin iç çatışmalarını yansıtmadaki başarısında yatar. Anna'nın Vronski'ye duyduğu tutkulu aşkın zamanla nasıl saplantılı bir kıskançlığa ve ruhsal çöküntüye dönüştüğü (günümüzde Anna Karenina Sendromu olarak da bilinen süreç) adım adım işlenir. Anna Karenina, bireyin kendi mutluluğunu arama hakkı ile toplumun geleneksel kurallarına uyma zorunluluğu arasındaki çatışmayı inceler. Anna, tutkusunu seçerek evliliğine, annelik görevlerine ve toplumsal ahlaka başkaldırır. Ancak Tolstoy, geleneksel aile kurumunu yıkan bu isyanı cezalandırır; romanın sonunda huzur, Tolstoy’un değer verdiği toprağa bağlılık ve geleneksel aile yapısını koruyan Levin ile Kiti'de bulur. Edebiyat eleştirmenleri tarafından sıkça "tarihin en mükemmel ve en kusursuz romanı" olarak nitelendirilen eser, sadece bir aşk hikâyesi değildir. Sanayileşme, tarım reformları ve değişen kültürel yapının arka planda ustaca işlendiği roman, insan ruhunun derinliklerine inen sosyolojik ve felsefi bir başyapıttır.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 10:27
İngiliz bir alimin hakikat arayışında yolu Hindistan’a düşer. Orda brahmanların piri denilen bi zata yönlendirirler kendisini. Kafile ayarlarlar alime, onlarla uzunca bir yol gider. Varır pirin makamına; hakikatle ilgili birkaç soru sorar ama verilen cevaplar kendisini tatmin etmez. Gece yola çıkmak zorunda kalır kafilesiyle beraber. Fırtınalı havada ulaşım zordur, yolda hint kulübesine rastlarlar. Sahibi “parya” diye kafile girmek istemez, alim konuk olur bu kulübeye. Küçümsenen paryayla konuşmaya başlar alim…
Hintli KulübesiB. S. Pierre · Gür Kitabevi · 197261 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanlığımı Yitirirken
7/10
·128 syf.··
2026 2. kitabı
[Spoiler içeren yazı] Bu kitapta zengin tasvirler ve ders niteliğinde bir anafikir bulunmuyor. Onun yerine sağlam bir gerçeklik ve yazarın ruhsal kırılmalarını bize fısıldayan bazı derinlikli sekanslar var. Bu yüzden bu kitabı okurken Nightcrawler veya Taxi Driver filmlerini izlerken ne hissettiysem onu hissettim. Yani bütüne bakıldığında çok keyif aldığımı söyleyemesem de bazı kritik yerlerin yarattığı kaldıraç etkisi kitaba bakışımı değiştirdi. Zira bu eserin herhangi bir didaktik anlatı yerine okuyucuya bir empati ve tanıklık imkanı sunma kaygısıyla ortaya konduğunu kabullendim ve beklentimi şekillendirdim. Yozo'nun insanlardan nefret etse de onlardan kopamadığını kabullenerek geliştirdiği soytarı kimliği, aslında varlık kavramına bakışını da bize anlatıyor. İsyan etmek veya başkaldırmak yerine yenilgiyi kabullenerek hayatına devam etmeye çalışması onu var eden olgunun "diğer her şey" olmasına boyun eğdiğini gösteriyor. Ne kadar "toplum aslında bireydir" savından yana olsa da büründüğü kimlik ile bu sav çelişiyor. Bu çelişkinin Yozo'da yarattığı ızdırap o kadar şiddetli ki kendi iradesini ortaya koymaktan, arzularını ve fikirlerini dile getirmekten aciz bir vaziyette. Toplumun kötülüğünden, bencilliğinden ve ikiyüzlülüğünden bahsederken o da zaten kendi olamıyor. Gerçi bunun kararını da karşısındaki insana göre veriyor. Bir yerde paryaya duyduğu şefkatin ardından gelen hayranlıktan bahsediyor ki o da bu durumu kanıtlar nitelikte. Bir parya ile konuştuğunda onun çıplak bir biçimde karşısında olması etkileyiciyken, o bunu topluma karşı yapamıyor. Hatta soytarı maskesini takarak okuldaki arkadaşlarını güldürmek için bilerek düştüğünde, arkadaşlarından biri bunu mahsus yaptığını Yozo'ya söylüyor; Yozo'nun yaşadığı bu kalıcı paranoyanın sebebi biraz da kendi
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Cam Tavanlardan Kast Sistemine: Üç Farklı Hayat Tek Bir Düğüm
Puan vermedi·188 syf.··
2026 1. kitabı
Fransa’da yayımlandığı dönem fırtınalar koparan ve listeleri altüst eden bu roman, okuru ağır edebi tasvirlere boğmadan, son derece sürükleyici ve akıcı bir dille kadınların tarih boyu süregelen var olma mücadelesinin tam ortasına bırakıyor. Hikaye, dünyanın üç farklı ucunda, birbirlerinden tamamen habersiz ama kaderleri aynı direniş ipiyle örülen üç kadının etrafında şekilleniyor: Giulia (İtalya): Babasının geçirdiği kaza sonrası komaya girmesiyle aile atölyesinin yükünü omuzlayan, kendi kazancından çok yanında çalışan emekçi kadınların mağdur olmaması için çırpınan fedakar bir ruh. Smita (Hindistan): Sırf kadın ve "parya" olduğu için tüm hakları yok sayılan, kızının da kendisi gibi lağım temizleyicisi olmaması adına kaderine başkaldıran ve okuması için insanüstü bir savaş veren bir anne. Sarah (Kanada): Kariyerini her şeyin önüne koyup o meşhur cam tavanları paramparça eden, ancak yakalandığı kanserle o parçaların kendi üstüne yıkılmasına şahit olan başarılı bir avukat. Farklı coğrafyalar, farklı kültürler ve bambaşka hayatlar... Ancak hepsinin ortak noktası eşitlik, özgürlük ve ayağa kalkma çabası. Yolların birleşeceği noktayı kurgunun gidişatından tahmin edebiliyorsunuz, sonu sizi büyük bir ters köşeye yatırmıyor. Hatta finali hafiften o içimizi ısıtan "Türk filmi" tadında. Fakat o üç kadının hayatının kesiştiği anlarda yine de gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz. Kitabın yormayan, kelimenin tam anlamıyla "çerezlik" diyebileceğimiz ama hissi çok güçlü bir dili var. Olay örgüsü o kadar akıcı ki her yerde, her fırsatta elinize alıp okuyabilirsiniz. Benim için kitabın tek eksiği, Hindistan’daki Smita’nın hikayesinin finalde biraz havada kalmasıydı. O zorlu mücadeleden sonra "Acaba o yeni hayata gerçekten tutunabildiler mi?" diye sormadan edemedim, keşke yazar orayı
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
10/10
·188 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 00:17
Ne güzel bir kitaptı. Hiç bitmesin istediğim bir film gibiydi, ben bitirmek istemedikçe o aktı gitti. Birbirinden uzakta ama oldukça zorlu hayat yaşayan 3 kadının hikayesi. Hindistan, İtalya,Kanada… hangisine daha çok üzüldüm, hangisini daha çok içselleştirdim bilmiyorum. Üstüne biraz düşünmem gerekiyor. Üst tabakanın dışkılarını toplayan parya Smita mı ? Güçlü, kendi ayaklarının üstünde duran ama kansere yakalanan ve hayatı değişen Sarah mı? Yoksa saç atölyesini babasının ölümünden sonra iflastan kurtaran Giulia mı? Hepsinin hikayesi üzücü… Üç kadının hikayesini tıpkı saç örgüsü gibi bir ondan bir diğerinden bahsederek anlatmış ve bu çok güzel bir kurgu olmuş. Saç örgüsüne benzettiğim bu üç kadının hikayesinin kitabın sonunda birleşmesi ise örgünün ucuna bağlanılan toka gibi hissettirdi. Kitabın sadece son sayfası bile beni etkilemeye yeterdi. Yazılan her şey çok anlamlı. Her biri biraz ben… Aklımda kalan en güzel sözle bitireyim “ Bir insanı kurtaran, bütün dünyayı kurtarmış sayılır.”
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
Elimden hiç bırakmadan okudum, okumadığımda aklım kitaptaydı
Puan vermedi·440 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 11:30
Kitap çok kafa açıcı, çok yoğun.. yazar oldukça donanımlı,bir sürü bilmediğim konuyu akademik düzeyde araştırmış gözüküyor. kitaptan filmden sanata ekonomiden eski istanbul ve adalar yaşantısına, aynı zamanda dönemin Türkiyesine de değinerek anlatıyor hikayeyi. Beni hayli etkiledi. Her fırsatta okumak istedim. Lümpen, retorik, parya, ondülin, robin wittek, What Does Sociology of Economics Tell Women,wajda, artikülasyon, Rabarba, Monokl gibi kelime, yönetmen ve kitabı hayatıma kattı kitap.
Duygu ve Düşünce
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma