9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:52
Yazarın okuduğum bu ikinci romanı. Yine çok beğenerek okudum. Belli ki kaleminden nitelikli yazılar akıyor. Etkileyici, sürükleyici, efsanevi bir konu işlemiş. Kitabın konusu, 19. yy ortalarında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğindeki Lübnan'ın içinde bir köyü de barındıran dağlık kesimlerinde geçiyor. Dönemin siyasi ve yönetim şekli yoğun bir şekilde ele alınmış. Köyün güzel kadını Lamia'nın Tanios'u dünyaya getirmesi ile başlıyor herşey. Olaylar, kurgular Tanios'un etrafında dönüyor. Zira Tanios'un kimliği hayatı boyunca ona bir yük olacaktır. Tarihsel dönem olarak hikaye, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı'ya baş kaldırdığı dönemde geçiyor. İngiliz ve Fransız ajanlarının, misyonerlerin güç savaşı yürüttüğü bu dönem küçük bir köyün düzenini alt üst ediyor. Kitabın ortasında yazar heyecan katmayı bilmiş. Tanios bu güç savaşları, hırs, intikam arasında kalarak sürgün hayatı yaşamak zorunda kalıyor. Yazar ona tahmini zor bir son hazırlamış. Doğu Akdeniz'in kültür, coğrafya ve tarih dokusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Romanın konusu gerçek hayattan alınmış ve kurgularla birleştirilmiş. Böylece efsanevi bir eser ortaya çıkmış. Tavsiye ederim. Keyifle okuyun.
1000Kitap
Tanios KayasıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20267,8bin okunma
Handan... Yine Handan... Yine Handan...
6/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:18
Bu bir buhran, bu bir ihanet bu bir cinayet... Güzel olan her şeyin ölümünü izliyorsunuz bu kitapta; Eş sevgisi, evlat sevgisi, okuma sevgisi, sanat sevgisi, güven, sadakat... Neriman'ın abartılı bir şov halini alan Handan sevgisi , Refik Cemalin basiretsizliği ve Handan' ın çalkantılı ruhu. Kim iyi kim kötü kim haklı kim haksız karışmış bir halde kitap bitti. Geriye nedenini bilmediğim bir öfke bıraktı. Neriman , hastalık halini almış Handan sevgisini ilk günden itibaren eşine bulaştırmıştır. O kadar Handan' ı övmüştür ki o kadar onu anlatmıştır ki Handan eşi ile arasında yaşıyor gibidir adeta. Handan dan bir duvar örmüştür aralarına. Neriman rahatsız edici bir saflıkla Handan ile Refik Cemal'i birbirine itmiş gibidir. Sürekli onları yalnız bırakır, gezmelere gönderir gece erken yatıp saatlerce sohbetlerine izin verir. E ne olacaktı sonunda Neriman ? Sonu baştan yazıldı bu işin. Refik Cemal ise karısını sevmiştir sevmesine ama kibar sözlerle onu yavan bulduğunu da inkar etmez. Güzeldir, safdır, temizdir falan filan ama fikirleri sığdır entelektüel anlamda ona yetmez. Onu sever güya ama karısını aldatmaktan da çekinmez. Kendi elleri ile adım adım ördüğü bu hapishane için kim ona acıyabilir ki. Güya kalbini Neriman ile aklını da Handan dolduruyormuş. Oldu paşam, başka? Handan... Yaşını sonradan öğrenince biraz ona acımadım desem yalan olacak. 17 yaşında evlenmiş. Sevdiği adamı reddederek ölümüne neden olmuş ve son zamanlarda tanıdığım en pislik en zampara adamlardan biri olduğu adının geçtiği ilk anda belli olan Hüsnü Paşa ile evlenmiş. Hüsnü Paşa onu aldatmalara doymamış, bunu açıkça anlatmaktan çekinmemiş. Hatta kadın sohbetlerini Handan ile bile yapmış. Handan bu kadar akıllı bu kadar kendini geliştirmiş bir kadın olmasına rağmen kocasına hep göz yummuş.
1000Kitap
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:45
Özgürlük, insanlık düşüncesinin ürünüdür. Edebiyat-ı şahiha (Yalın Edebiyat) sözünü kullanmayı seven Namık Kemal, romantizmin etkisinde ve divan edebiyatının karşısındadır. Namık Kemal, romanı gerçekleşmemişse bile gerçekleşmesi mümkün olan bir olayı ahlaka, geleneklere, duygulara ve olasılıklara uygun ayrıntılarla anlatmak diye tanımlar; tiyatroyu, insanlığın durumunu anlatan eğlencelerin en faydalısı diye niteler. Gülnihal, Namık Kemal’in ikinci tiyatro eseridir. İsmet ile Muhtar birbirini seven iki gençtir. İsmet’in dadısı Gülnihal ile mutluluk içinde yaşamaktadırlar. Ancak, amca çocukları olan sancak Beyi kaplan Paşa, çok zalimdir. Halka yaptığı zulüm ve işkencelerle tanınmaktadır. Olaylar, çeşitli entrikalarla devam eder.
Tiyatro-Oyun-Senaryo
GülnihalNamık Kemal · Anonim Yayıncılık · 20132,408 okunma
Endülüs Tarihi
Puan vermedi·415 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:03
ENDÜLÜS Müslümanlar; İber yarımadasına 711 yılında girdiler, 1609 yılında bu coğrafya'ya veda ettiler. Tam dokuz asır yaşayan bu topluma Endülüs adını verdiler. Ve biz asırlar sonra bıraktıkları mirasla Endülüs Medeniyeti olarak anıyoruz. O dönemin İspanyasın da yaşayan Vizigot Krallığı, taht mücadelesi içinde Kuzey Afrika da fetih hareketlerini sürdüren Müslüman Berberiler ve Araplardan yardım talebi üzerine, Kuzey Afrika Valisi Mûsâ b. Nusayr.. Berberi asıllı Tarık b. Ziyad komutasında Dört bin kişilik Keşif birliğini göndererek, önce yardım talebine cevap vermiş zamanla da fetih mücadelesine başlamıştır. Şüphesiz İber yarım adasının kritik durumu Avrupa ile Afrika arasında hem ticaret hem de köprü olması müslümanları fetih hareketinde etkili olmuştur. Günümüz İspanya ve Portekiz sınırlarında ki bir çok yeri fetih gerçekleştirirken Kurtuba (Cordoba) başkent yapmışlardır. O dönem Vizigot krallığı, Portekiz krallığı, Kastilya krallığı, Yahudiler vs. ikâmet etmektedirler. Endülüs Müslümanları inanç, eğitim ve yaşayış tarzı ile vatan bildikleri bu toprakları imar faaliyetleri ile her türlü alanda yenilik getirmiş, zaman içinde adından söz ettiren söz sahibi olacak bir güce ulaşmışlardır. Kurmuş olduğu eğitim sistemi ile Avrupayı bile etkisi altına alacak.. İlim adamları, Alimler, filozoflar yetişmiş..Sonrasında gelen nesillere bir ışık, bir pusula olarak büyük bir miras, bir kılavuz bırakmıştır. İbn Hazm, İbn Habib, İbnü'l- Kûtiyye, Abdullah b. Bulukkin, Gırnatalı İbnü'l Hatib, Ahmed er-Râzi, Uzri, Bekri, İbn Bâcce, Ebu'l Kâsım Abbas b. Firnâs Zerkâli vs. gibi İlim adamlarının eserlerini çeviri yapılarak her alanda gelişme sağlanmıştır. "Müslüman Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda
Tarih
EndülüsMehmet Özdemir · İslami Araştırmalar (İSAM) · 2014198 okunma
Ne Harika Bir Anlatı!
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:36
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanına başlamadan önce bunun bir üçlemenin ilk kitabı olduğunu bilmiyordum ve kitabın ilk birkaç bölümünü bitirdiğimde hemen diğer iki kitabı da sipariş ettim. Kitabı bitirdiğimde ise aslında yazarın yalnızca işgal altındaki bir şehri değil, o şehrin içinde sıkışıp kalmış insanları da anlattığını fark ettim ve iyi ki gecikmeden diğer iki kitabı da sipariş etmişim diye düşündüm. Romanın en başarılı taraflarından biri, Kurtuluş Mücadelesi dönemini sadece cephede verilen bir savaş olarak ele almaması. Kemal Tahir, işgal altındaki İstanbul’da yaşayan insanların düşüncelerini, korkularını, çıkar çatışmalarını ve değişen şartlar karşısında aldıkları tavırları anlatıyor. Çünkü o dönemde mücadele sadece cephede değil; insanların kendi vicdanlarında, alışkanlıklarında ve seçimlerinde de yaşanıyordu. Romanın merkezindeki Kamil Bey’in yolculuğu bence klasik anlamda bir kahramanlaşma hikayesi değil, bir uyanış hikayesi. Paşa çocuğu olarak yetişmiş, iyi eğitim almış, sanatla ilgilenen ve belirli bir konfor içinde yaşamış bir insanın; zamanla içinde bulunduğu toplumu, dönemi ve kendi sorumluluklarını fark edişini okuyoruz. Bu değişimin en başarılı yanı ise aceleye getirilmemesi. Kamil Bey bir anda başka bir insana dönüşmüyor; önce görüyor, sonra anlamaya başlıyor ve en sonunda nerede durması gerektiğine karar veriyor. Aslında romanın ismi de burada daha anlamlı hale geliyor. İstanbul sadece askeri olarak işgal edilmiş bir şehir değildir; bazı insanlar da alışkanlıklarının, eski düzenlerinin, yetiştirildikleri çevrenin ve kaybetmek istemedikleri hayatlarının içinde esirdir. Burada vatan esir düşmüşken, kendi konforunu düşünen hiç kimsenin -fiziken esir olmasa bile- özgür olamayacağı, okuyucuya tane tane anlatılıyor diyebilirim. Kamil Bey’in
Edebiyat
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
10/10
·
Beğendi
TÜRK SANATININ BÜYÜK USTALARI HÜSEYİN ZEKAİ PAŞA NİLÜFER ÖNDİN "Türk Sanatının Büyük Ustaları"adlı seri ,Türk sanatının gelişim evrelerinde önemli yer alan büyük sanatçıları mercek altına alıyor. Seride yer alan kitaplar yalnızca birer yaşam öyküsü sunmakla kalmıyor,okura ,manzara ve natürmortlardan ibaretmiş gibi görünen ilk Türk resmi örneklerinde gözden kaçırmaması gereken nüansları nasıl yorumlayacağına dair bilgiler de sunuyor. Kitapta Hüseyin Zekai'nin hayat hikayesi yanında ayrıca ressam kimliği ele alınır .Işık, gölge, perspektif ve estetik algısına sahip bir sanatçı olarak detaylı incelenir. *** Hüseyin Zekai Paşa 1860 yılında Üsküdar'da doğar. Üsküdar İhsaniye'deki Fıstıklı Mektebinde ilköğretimini tamamladıktan sonra askeri rüştiyeye ve ardından da Kuleli Askeri İdadisine gider. Hüseyin Zekai Paşa Mektebi Harbiye'de okurken Süleyman Seyit'in öğrencisi olur. Natürmort ve peyzajlarıyla, perspektifi üç boyutlu izlenimi veren batı tarzı resim anlayışını benimseyen Süleyman Seyit resim bilgisini öğrencisi ile paylaşır. Sultan ikinci Abdülhamid'in takdirini kazanan Hüseyin Zekai Paşa Mektebi Harbiye'de öğrenci iken sarayda yaver olarak görevlendirilir. Yaver ressam olarak görev yapan paşa saraydan kendine bir eş seçer. Sanat kariyeri boyunca Yıldız Çini Fabrikası için tasarımlar da yapar. Sultan Hamit'in fotoğraf albümlerinin hazırlanması amacıyla kurulan komisyonda görev alır, askeri müze kurulması için oluşturulan komisyonun üyesi olur. Entelektüel kişiliği sayesinde mihmandarlık yaptığı ve aralarında Paul Signac'ın da bulunduğu pek çok Avrupa'lı sanatçıyı Üsküdar'daki evinde ağırlar. Manzara ve natürmort ağırlıklı eserleri ile dikkat çeken Hüseyin Zekai Paşa koleksiyonculuğuyla da saygı gören bir asker olarak yaşamın sonuna kadar
Edebiyat
Hüseyin Zekai PaşaNilüfer Öndin · Hayalperest Yayınevi · 202212 okunma