Bizim kızın ölmüş olması beni bir tık baya üzdü ama diğer kızında kurtulduğu için çok mutlu oldum.Paşam Drew ya çok üzüldün inşallah hayatını yoluna koyabilirsin.
Kazım Karabekir, harbiyelilerin mümtaz temsilcilerinden, Balkan Savaşında Edirne’de, cihan harbinde Çanakkale Cephesinde, Irak Cephesinde, Doğu Cephesinde bulunmuş; mütareke devrinde 15. Kolordu Komutanı olarak Erzurum’a görevlendirilmiştir. doğudaki milli direnişin başı olmuş, Mustafa Kemal’in askerlikten istifasının ardından”ben ve kolordum emrinizdeyim paşam” sözü kilometre taşı olmuş, Kars, Ardahan Artvin’i kurtarmış İstiklal Harbinin önemli komutanlarından birisi, yetimler babası…
Ancak Lozan Ant ve Cumhuriyetin ilanıyla bir şekilde fikirler ayrılıyor. Karabekir, önce muhalefet partisinde sonra maalesef İstiklal Mahkemesinde yılları sonra da yine chp milletvekili ve maalesef erken gelen bir ölüm…
Tüm bu sebeplerle bu kitap tabiiki de benim için önemli bir kitaptı. Okuyacaklara tavsiyem dönemle ilgili altyapınız yoksa başka hatıratları vs’yi okumadıysanız bu kitaptan başlamayın. Okuması zor ve yorucu. Hatırat olduğu için de bolca öznellik var, dönemin siyasi havası da yansımış tabii üsluba. Muhakkak haklı oldupu konular olmakla beraber biraz “ben” üslubunu fazla buldum kitapta, başka anılarda aksini okuduğum şeyler de vardı. Ben içimden ne olursa olsun askerliği bırakmasaydı diye geçirdim, böyle bi hayata askerlikten emekli olmak yakışırdı sanki.
Sözün özü hatıratlara hep bi “acaba”yla yaklaşmak gerektiğini ve şu anektodu unutmayalım. Atatürk ölüm döşeğindeyken Karabekir’le görüşmek istemiş, teklif kendisine ulaşmamış, bunu öğrenince kızı Karabekire gider miydin diye soruyor Karabekir:”Tabiiki giderdim, o Mustafa Kemal’dir gel dediği zaman gidilir.”
Türk milletinin büyük mareşali, halkın Çakmak Paşası Mustafa Fevzi Bey, vatanına aşık, ailesine bağlı, dinine sıkı sıkıya iman eden tam bir Osmanlı kuşağından yetişme Türk askeridir. Kendisi müthiş derecede strateji bilgisine sahiptir. Kitabımız Fevzi Paşa'yı akıcı bir dille ve bol kaynakça ile bizlere tanıtmıştır. Birçok yeni bilgi öğrendim diyebilirim. İsmet İnönü her ne kadar yetenekli bir komutan olsa da Fevzi Paşaya karşı tutumu büyük bir yanlıştır. Nitekim Fevzi Paşa ile aralarının bozulması da siyaset ile olmuştur. Mekanın cennet olsun Çakmak Paşam.
Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu kitap herkes tarafından mutlaka okunmalı. Çünkü bu kitap sadece Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmıyor; bize yıllardır eksik anlatılan, yanlış öğretilen, bazen de özellikle görmezden gelinen bir liderin gerçek yüzünü gösteriyor. Kitap ilk başta Mustafa Kemal’in çocukluğu, ailesi ve hayatına dair temel bilgilerle başlıyor ama ilerledikçe öyle detaylar çıkıyor ki insan hayret ediyor. Ben Mustafa Kemal’in çocukken karga kovaladığını biliyordum ama dünyanın farklı yerlerinden bilim insanları getirttiğini, sanata ve bilime verdiği önemi bu kadar derin bilmiyordum. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir komutan değil; düşünen, üreten, geleceği yıllar öncesinden görebilen bir liderle karşılaşıyorsunuz.
Kitabı okurken savaşın çetin şartlarını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. O dönemin yokluğunu, çaresizliğini, halkın içinde bulunduğu karanlığı ve en önemlisi cehaletin nasıl büyük bir düşman olduğunu görüyorsunuz. Ben bu kitapta şunu anladım: Cahillikle savaşmak, cephede savaşmaktan bile daha zor. Çünkü düşman bazen sınırın ötesinde değil, insanların zihinlerinde oluyor. Ve Mustafa Kemal, yalnızca bir ülkeyi kurtarmadı; düşünce yapısını değiştirmeye çalıştı. İşte onu asıl büyük yapan da buydu.
Kitabın beni en çok etkileyen yanlarından biri ise Atatürk’ün dine bakış açısının anlatıldığı bölümlerdi. Özellikle dini yanlış anlatılar yüzünden Atatürk’e mesafeli duran insanların bu kitabı mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü burada dine düşman bir adam değil; dini çıkar için kullananlara karşı duran, insanların inancını özgürce yaşayabilmesini isteyen bir lider görüyorsunuz. Dünya’nın hayran olduğu bir lideri bize yıllarca ne kadar eksik anlatmışlar diye düşünmeden edemiyor insan. O yüzden özellikle Atatürk’ü sevmeyenlere bir soru sormak
Cevat Çobanlı Paşa: Bir şey mi yapmayı düşünüyorsun Kemal?
M. Kemal Paşa: Evet Paşam, kesinlikle bir şeyler yapacağım.
Cevat Çobanlı: Tanrı yardımcın olsun, başarılar dilerim.
M. Kemal Paşa: Kesinlikle
başaracağım. S:14
Atatürk’ün yalnızca asker ve devlet adamı kimliğini değil; insana verdiği değeri, barışçıl yaklaşımını, kültür-sanata olan düşkünlüğünü ve evrensel insanlık sevgisini konu alır.Kitap, yazarın bizzat Atatürk ile olan tanışıklığına ve hatıralarına dayanır..
Hümanist Atatürk Ülkümen’in genç bir Cumhuriyet aydını olarak Atatürk ile kesişen yaşam öyküsü ve Meclis günleri anlatılır.İnsan Sevgisi: Atatürk’ün çevresindekilere, halka ve farklı kültürlere gösterdiği saygılı, eşitlikçi ve kucaklayıcı yaklaşım üzerinde durulur.
Atatürk'ün milletiyle kurduğu derin bağı, halkına duyduğu karşılıksız sevgiyi ve insan hakları temeline dayanan yönetim anlayışını aktarır.Cumhuriyetin Felsefesi: Devrimlerin ve cumhuriyetin kurulmasının ardındaki insani felsefeyi ve bu felsefenin evrensel değerlerle nasıl bütünleştiğini anlatır. Hümanist Atatürk
Atatürk için hayatının en önemli şeyi, yaptığı ve yapacağı inkılaplardı. Her şeyi bu ölçüden ele alır, her şeye bu açıdan bakardı. Hepimizin bildiği gibi inkılaplar insanda, insanlığın yeşermesi, toplum içinde onurlu varlıklar olarak, mutlulukla yaşayan kişilerin yetişmesi içindi. S:106
Ne Mutlu Türküm diyene
LOZAN
"Bütün Türk tarihinde hiçbir Türk devlet adamı, bu kadar karışık ve güç şartlar içinde memleketinin haklarını savunmak mecburiyetinde kalmamıştı."
☆
Lozan Konferansı, Cumhuriyet yolundaki en son ve en önemli adım olduğunu bilmeyen yoktur diye düşünüyorum..
Lozan Konferansı 20 Kasım 1922 'de başlar, Şubat - Nisan ayları arasında ara verilir.
Ne oldu Paşam?
"Ne olacak, hiç.. Esaret altına girmeyi kabul etmedik."
24 Temmuz 1923 'te tam saat üçü dokuz geçe İsviçre'de imzalanarak Kurtuluş Savaşı'nın askeri zaferlerini siyasi ve uluslararası alanda tesciller.
Ali Naci Karacan Türk basın tarihinin önemli gazeteci, yazar ve gazete sahiplerinden biridir. Aynı zamanda Lozan Barış Konferansı'nı yerinde izleyen Türk gazeteciler arasındaydı. Lozan'ı sadece bir antlaşma metni olarak değil, bir barış süreci ve yeni bir uluslararası düzenin kuruluşu olarak birinci elden belgelerle inceler.
İtilaf Devletleri'nin tutumunu, Türk temsilcilerinin İsmet Paşa liderliğindeki heyetin diplomatik mücadelesini ve perde arkasını okurken; bir madde ve bir kelime için günlerce nasıl tartışılır, bir kelimenin bile ne kadar büyük bir önem taşıdığını bu kitabı okurken öğrendim. İsmet İnönü 'ye saygım kat kat arttı, ciddi anlamda büyük bir mücadele verdi ve kazandı. Helal olsun..
Kitapta, İsmet İnönü 'den sonra İngiliz temsilcisi Lord Curzon 'un konuşmaları da fazlasıyla dikattimi çekti. İyi oynadı..
Savaşların sadece cephedeki çatışmalardan ibaret olmadığını, masada yapılan savaşların da çok önemli olduğunu bir kez daha anlamış oldum.
Bir tarafta Türkiye ve karşısında yedi devletin delegeleri..
Türk delegeler heyeti, Osmanlı İmparatorluğu'nun çürümüş enkazı arasından yeni Türkiye devletinin sağlam yapısını yükseltebilme sırrına erebildi..
İsmet Paşa, mükemmel bir asker olduğu kadar
LozanAli Naci Karacan · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2014193 okunma