Gazinin kızıla çalan kurt sarışınlığı; engin deniz ufku, mavi gözleri...
Genç kız, hiç de etkilenmişe benzemiyordu, hep öyle rahat ve kendinden emin dedi ki:
"... Paşa Hazretleri, rahatsız ettiğimin farkındayım: ismim Latife, Uşakizade Muammer Bey'in kerimesiyim: ahdım vardı, elinizi öpmeye geldim..."
İnönü, kümes nöbetindeki bir kızın azık torbasını görmek istemiş. Yiyeceğinin yanında Sophokles'in "Antigone" kitabını görünce, gururlanarak çevresindekilere ve yanındaki 2. Ordu müfettişine, “Paşam, bu klasikler daha yeni çıktı. Ankara'da bile okunmuyor. Bak benim çocuklarım Antigone'yi okuyorlar. Ne zaman köylümüz, şehirlimiz, erlerimiz, generallerimiz, kitabı da kumanyasının yanına koyacak duruma gelirse o gün Türkiye gerçekten kurtulmuş olur,” demiş.
Kafkas Cephesi'nde iken Arapça olarak yazdığı 'İşaratü'l-İ'caz adlı eserini bir daha gozden geçirdikten sonra Enver Paşa'nın desteğiyle bastırdı. Eğitime fevkalade önem veren bir komutandı Enver Paşa. Aynı zamanda son derece gözü kara birisiydi. Yaptığı bütün işler "Ya herru ya merru" türündendi Paşa, bir gün Bediüzzaman'ı Genel Kurmay Başkanlığına çağırmış, karargâhta kendisinı göz ucuyla süzen meraklı paşalara
"Bu hocayı görüyor musunuz? Şarktaki savaşlarda Ruslara karşı koyan hoca işte budur" demişti.
Askeri erkân dağıldıktan sonra Enver Paşa'yla odasında hususi olarak görüşmüşlerdı. Kendisine üç ay ellişer liradan yüz elli lira ve savaşlarda gösterdiğı başarılarından dolayı da harp madalyası verdi. Parayı paşanın ısrarı ile kabul etmişti. Aslında paşanın onu karargahına çağırmasının başka önemli bir sebebi daha vardı. Bunu anlamakta gecikmeyen Bediüzzaman "Paşam, eğer bana dünyevi bir maişet için vazife verecekseniz istemem. İlm ü irfana ait bir hizmet varsa başka. Benim şimdi istirahate ihtiyacım var. Çünkü esarette çok zulüm ve meşakkat çektim" dedi.
Enver Paşa, teklifi onaylar tarzda başını salladı. Bediüzzaman da belirli bir süre istirahate çekildikten sonra şeyhülislama bağlı faaliyet gösteren Darü'l Hikmeti'l İslamiye'de görev aldı. Bediüzzaman'ın at sırtında yazdığı İşaratü'l-İ'caz eserini İstanbul'da peş peşe yayımladığı başka eserleri takip etti. İman hakikatlerinin ispatını anlattığı, "Nokta"; ayet ve hadisleri yorumladığı "Sünühat"; insanlığın medar-ı iftiharı olan Sevgili Peygamberimizin peygamber olduğunu ispat eden, "Şuaat"; Kur'an'ın mucize oluşunu anlatan "Rumuz"; Allah'ın birliğini anlattığı "Katre", sosyal meseleler için yazdığı, "Tulûat", ahlaktan ve maneviyattan bahsettiği, "Habbe. Zerre, Şemme ve Lemeat" adlı eserlerini kaleme aldı. Dârü'l