Kendini sevmekle ötekini sevmeyi, bağımsızlık arzusu ile etkileşim özlemini, çiftin istikrarı ile toplumun evrimini uzlaştırmak gerekiyor. Günümüzde çift, tek bir birlik halinde kaynaşmaktan ziyade iki birimin toplamıdır.
Dengeli ilişkide bağ ve özgürlük kavramları iç içe geçer, "ben" ile "biz" arasında incelikli bir dozaj vardır: herkes yeterli bir özerklikten yararlanır, fakat hâlâ çok şey paylaşılır.
1975 yılında yasalaşan karşılıklı anlaşarak boşanma yalnızca mutlak ayrılıkları teşvik etmekle kalmadı, dahası zihniyetler üzerinde de önemli bir etki gösterdi: Bağları "koparma"nın o kadar ciddi olmadığı artık biliniyor. Buradan yola çıkarak, önceden resmiyet kazandırılmamış bağları “koparma”nın çok daha kolay olduğunu düşünmek de mümkündür: Boşanma olgusuna paralel olarak, özgür ilişkilerin artışına da tanık olunuyor. Çift olma fikri artık kurumsal bağlanma fikrine kesin olarak bağlı değil.
Her evlilik engellerle, güçlüklerle, anlaşmazlıklarla karşılaşır. Eşlerden biri daima diğerine hâkim olmak, hep haklı çıkmak ister. Çok sayıda çiftin şansına bu durum düşer; insan ilişkilerinde nispeten yaygın bir dinamiktir bu. Buna karşılık, narsistik sapkın işi partnerinin kişiliğini keyfince şekillendirmeye kadar vardırır. Partnerinin iradesini, özsaygısını, geleceğini, coşkusunu... yaşamını elinden alır.