Bazı bölümlerde çok aşırı bulduğum oldu yazarın görüşlerini.Çokça kendi kitaplarından bahsetmesini de kaleminin acemiliği olarak değerlendirdim.Ancak toplumdaki ‘kadın’ figürü üzerindeki baskıyı, gereksiz beklentileri ve cinsiyet eşitsizliğini son derece çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Biz kadınların dünyaya peşin bir kimlikle geldiğimizi ve bunu aşmanın resmen bir yeniden doğma savaşı olması gerçeği, toplumumuzun cinsiyete kavramına yaklaşımındaki tutarsızlıklar ve adaletsizlikleri deyim yerindeyse gözler önüne sermiş yazar. Düşüncelerine katıldığım da oldu, aykırı bulduğum da..Ama yine de kadınların okuduğunda başka bir pencereden topluma ve kendi hayatlarına bakacaklarına inanıyorum.
Eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek... Bunu, yalnız şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş. Toplumun görenekleri, kuralları insanların yarı çıplak yaşadıkları bu köstebek yuvalarında da aynı şiddetle hüküm sürüyormuş.
Nasıl anlatılır böyle bir kahraman? Nasıl yeter bu yüce vatan aşkını, bayrak aşkını, peygamber aşkını anlatmaya kelimeler, bilemiyorum. Okurken gözlerinizden yaşların süzüleceği, gururlanacağınız, bazen mahcup olacağınız, çok kızacağınız, ama minnet duygusunu en derinden hissedeceğiniz, her Türk gencinin okuması gereken bir kitap.. Ecdadın şehadete nasıl korkusuzca yürüdüğünü, hiçbir şeyin ne açlık, ne hastalık, ne sıcak onları etkilemediğini hayretle ve hayranlıkla okudum..Onları biraz olsun anlayabildiğim için çok mutluyum. Allah’a şükürler olsun böyle paşalarımız, böyle kahraman askerlerimiz varmış..Şükürler olsun bu ecdadın torunlarıyız..Şiddetle tavsiye ediyorum