Cansel K

Cansel K
Yarayla alay eder yaralanmamış olan
Puan vermedi·224 syf.·
2020 6. kitabı
Belki spoiler içerir. Samsa'nın bir günde değişen hayatı gibi Josef K'nın da hayatı bir günde değişti. Bir sabah uyandığında kendini nedenini bile bilmediği ve kitap boyunca öğrenemediğimiz bir suç yüzünden tutuklanmış olarak buldu. Soğukkanlılıkla toplumdaki pek de düşük olmayan konumunun ardına saklanıp sükûnet maskesini taktı. Fakat ,düzen içinde gittikçe bulanıklaşan durumunun farkına vardı ve en nihayetinde kalbine saplanan bıçak darbesiyle yaşamı son buldu. Josef K neden tutuklandı? Josef K neden öldü? Nedenini ancak tahmin edebiliriz. Kafka'nın babasının sert ve otoriter mizacı dolayısıyla ömrü boyunca silik ve otoritenin kendisiyle problemli oluşu bilinen bir gerçek. Bu durumun eserlerine yansımasını da görebiliyoruz. Dava' da da ulaşılamayan bir hukuk düzeni var. Kimsenin sonuca ulaşamadığı, yozlaşmış, bürokratik karmaşaya itilmiş ve tüm bunlar olurken dilediğini dilediği şekilde mahkum edip ceza kesen bir hukuk düzeni. Belirsiz davalardan karar çıkması ne kadar mümkün ki? Hiç mümkün olmuyor. Adaleti düşlemenin ötesinde sonuca ulaşmanın, tamamlanmışlığı görmenin ateşiyle kavruluyor davalılar. Yeter ki bitsin diyerek insanlıktan çıkıp alçalabiliyor bile. Düzene ne yaparsak yapalım direnemeyeceğimiz çok açık. Sistemin karmaşası bizim çok üstümüzdedir. Aslında gerçek manası sistemsizlikle harmanlanmış bu üst yapı bizi yıldırıp usandırır ve en sonunda kendisinden sonra bile yaşayacak utanca terk eder. Kasvetli, okuyucuya havasızlığı belki de dibine kadar yaşatan bu eser ile ilgili yazmak istediklerimin sonuna geldim. En çarpıldığım kısımdan bir alıntıyla ve devamında "Noviembre" adlı filmden kitabın havasına yakışacak bir replik ile incelememi tamamlayacağım. s. 216 "K. kapanmakta olan gözleriyle, yüzüne iyice yanaşmış iki adamın adeta yanak yanağa
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202164bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
5/10
·330 syf.·
2020 5. kitabı
Tam 36 günde bitirdim. Elbette bunda son zamanlarda meydana gelen üzücü olaylar da etkili fakat kitapla ve yazarlar ilgili sebepleri de var. Kısaca bahsetmeliyim. Livaneli' den Serenad ve Son Ada kitaplarını okumuş fazla etkilenemeden üçüncü bir şans vermiştim fakat tekrar okumak istediğim bir yazar değil artık. Çünkü Livaneli' nin üç kitabında da aynı sorunlar var. Katman katman olaylar yaratılıyor fakat olayların ve karakterlerin içi yeterince dolmuyor. Yazar sanki çok okkalı laflar ediyor ama siz ee tamam ne var bunda diyorsunuz. Esprisine gülünmeyen adamı okuyor gibi hissediyorum. Kardeşimin Hikayesi'nde sonu evet şaşırtıcı bir sondu ama hikayenin oturtulduğu ana fikir "Aşkta her şey mübahtır, cinayet bile" fikri ve aşkın çok uçlarda delilik çizgisinde yaşanan bir şey olarak işlenmesi ve işleniş tarzı kötüydü zannımca. Karakterlerin içi yine bomboştu. Ahmet karakteri geçmişi ve hisleriyle vardı ama gazeteci kız saf saçma tepkileriyle o kadar ait değildi ki kitaba. Sürekli bitmeyen hikaye anlatma çabasında zoraki şaşıran -uyumazsa tabii- kızdı. Diyaloglar edebi bir haz vermeyi geç, gerçekçi olmasını geç, yeterince kurgusal bile değildi. Kitabın çok fazla seveni var, yazarın Yaşar Kemal gibi bir destekçisi var. Bu durum biraz bir şeyleri kaçırıyor muyum hissi uyandırsa da sevemedim. İyi okumalar herkese...
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma
Ekmek yoksa pasta yesinler!
Puan vermedi·135 syf.·
2019 39. kitabı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin kurucu hocalarından, hukuk mezunu, devletler hukuku ve siyasi düşünce tarihi alanında uzmanlıkları bulunan ülkemiz için kıymetli bir profesörün eseri. Fransız İhtilali'nin Napolyon' un iktidarına kadar olan süreci kitapta yer alıyor. Sonrasını da yazarın adeta roman okuyormuş hissi veren akıcı dilinden okumayı isterdim doğrusu. Şimdi gelelim neden okumalıyız bu eseri? Yıllardır ders kitaplarında "aman da hapishaneyi basmışlar, halk da ne güzel almış hakkını, ekmek de bulamıyorlarsa pasta yesinlermiş, ah ne hoş milliyetçilik" kıvamında anlatılan yüzeysel bir Fransız İhtilali anlatımından daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Ortada sömürülen bir halk var ama bu devrim onları acaba daha iyi koşullara mı getirdi? Burjuva ne durumdaydı, asiller ne durumdaydı, krala ne oldu, kimin işine yaradı aslında bu şanlı devrim? Ben bilmiyordum dostlar, millet kavramının bile uydurma, birleştirici gücün bile burjuvazinin işine yarayana kadar olduğunu bilmiyordum. İşin güzel yanı daha bilmediğim pek çok şeyi kabaca öğrendim. Önemli düşünürlerin fikirlerine, sınıfların devrimden önce ve sonrasındaki durumlarına da yer verilmesi ayrıca çok güzeldi. Çünkü her şey şöyle oldu, böyle oldu diye anlatmak kadar basit degil. Devrimlerin fikirsel aşamasını, olayların perde arkasını, detayları bilmek sonucu bilmekten daha mühim. Kabaca dahi olsa bana çok şey katan bir eser oldu. İlerleyen süreçte meydana gelen işçi devrimleri, ayaklanmalar için, dünyanın tarihsel düzlemdeki seyrini anlamak için okuyunuz ilginiz varsa.( Dilerim ki olayların devamını ben de okuyup anlayabilirim) Çok uzun ve kitap için yazılan tek inceleme oldu, belki dağınık da oldu, yazmak istediklerimi bile yazamadım, okuyan da olmaz. Ama yazmak istedim sadece
100 Soruda Fransız İhtilaliMurat Sarıca · Gerçek Yayınevi · 198136 okunma
8/10
·288 syf.·
2019 40. kitabı
Bazı kitapları okuyup bitirdiğinizde içinizde tatlı bir sızı olur ya Renklerden Moru benim için bu kitaplardan biri oldu. Celie dünyaya pek çok açıdan eksik olarak geldi, pek çokları gibi. Kadındı, zenciydi, çirkindi . Ama aslında anlatılan yalnızca onun hikayesi de değildi. Altta Celie'nin öyküsüyle ilerleyen baska hikayelerde vardı; başka kadınlar başka sömürüler ve baska sömürülenler... Bunlardan beni en çok etkileyeni kardeşi Nettie' nin öyküsüydü. Afrika'ya açılan bir pencere sundu bize. Beyaz adamın kendi üretim sistemini devam ettirebilmesi için yerli halkı hiçe sayıp talan etmesini gördük o pencereden. Yazar halkına dair sosyolojik tespitlerde yapmıştı bir bakıma. -Ama galiba uyuya halkların özellikleri ırk, din, dil ayrımı gozetmiyor; ortaklık icinde.- Karakterler statik değildi hepsi başladığı noktadan bambaska bir yerdeydi. Değiştiler, dönüştüler, olgunlastılar tıpkı hayatta oldugu gibi. Değişmeyenler ise öldü zaten. Yazar tanrıya, kadına, erkeğe, topluma, ırkçılığa, acıya, dayanışmaya ve daha atlamış olabileceğim pek çok değere yer verip bunları öyle güzel eritmiş ki birbiri icinde, hiçbiri fazla gelmiyor okuyana. Sorgulanması gerekenleri, soruları hatırlatıyor adeta. Bu inceleme okumanız icin bir şey ifade etmiyor olabilir, yazarın Pulitzer'i olduğunu hatırlatmalıyım...
Renklerden MoruAlice Walker · İnkilap Kitabevi · 19821,079 okunma
9/10
·592 syf.·
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Sofi'nin Dünyası ile tanışmamız çok eskilere dayanıyor. Okuduğu liseye devam etmek istemeyen ve kitaplarını elden çıkaran komşu kızımızın gazabından kurtardım onu. Degerini bilmiyordum ki yalnızca kitap diye alıp saklamak istedim. Ortaokul ve lise hayatım boyunca ise sürekli başlayıp sonunu görememem ile serüvenimiz devam etti. Çünkü henüz ben o kitabi anlayabilecek doygunlukta degildim. Yillar sonra üniversite çağımda tekrar aldım elime. Sindire sindire notlar ala ala okudum. Kitabımız bize başlangıcından 20. yüzyıla değin felsefe ve bir anlamda düşünce tarihinden bahsediyor. Elbette yüzeysel ve ana hatlarıyla.Genel çerçeveyi gördükten sonra ilgisi olan detaylı okumalar yapabilir zaten. Yazarın dili asla sıkmıyor. Anlaması zor görünen felsefi problemleri bir küçük kızla filozofun sohbetine öyle güzel yedirmiş ki büyülenmemek elde değil. Kitabın kurgusu da bir başka güzel. Adeta postmodern etkiler barındırıyor. Hayal ile gercek iç içe . Okuyucu bir yerden sonra şaşırıyor. Kurmaca dünyanın kendi içinde yarattığı kurmacalığı veriyor yazar. Roman içinde roman. Bu yolla mesajını da veriyor biz okuyuculara: Ya bir başkasının kaleminden dökülen bir romandaysan ya iradeden yoksunsan ve yazanın kaleminin götürdüğü yere gitmek mecburiyetindeysen ? O zaman kaçmak mümkün olur mu böylesi bir yönlendirmeden? Kim bilebilir ki! Teşekkür ederim Sofi, teşekkür ederim Hilde... NOT!! Kitabı çok şanslıyım ki Gülay Kutal çevirisinden okudum. Yeni basımını okumak istiyordum ama o samimiyeti ve sıcaklığı vermediğini düşünüyorum çevirinin, fazla mekanik. İmkanı olan Gülay Kutal çevirisinden okumalı.
Sofi'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 199543,7bin okunma