"Korkuyorsun çünkü senden güçlü, nefret ediyorsun çünkü korkuyorsun, seviyorsun, çünkü ona boyun eğdiremiyorsun. Ne de olsa sadece boyun eğdiremediğini sever insan."
Göğü allak bullak, kül rengi sessizliği paramparça eden fırtınalar, kasırgalar - yeryüzünün en güzel şeyi onlardır ve hep onlar olacak, yeryüzü yaşlanıncaya, Laodikya Kilisesi'nin meleği gibi ılık entropinin içinde uykuya dalıncaya kadar en güzel şeyler hep onlar olacak. İnsanların kanı kızıl ve ateşli oldukça, insanlık genç oldukça hep isyanlar, hep devrimler olacak. Olmak zorundalar zaten - tıpkı fırtınalar gibi: Güneş ışıl ışıl, hava berrak, çiçekler kokulu olsun diye.
Zulme, sindirmeye ve sansüre -kurumsallaşmış bir iktidarın olduğu her yerde sansür de vardır- galip gelmenin tek yolu bunları reddetmektir. Benim sesimi kesmeye kalkışırsanız ben de sizin sesinizi keserim de dahil, hiçbir şekilde karşılık vermeksizin, her şekilde ve ne olursa olsun reddetmek. Sonsuza kadar üstesinden gelmek için. Aşmak için.