-Tarih kitapları bu girişimden söz etmez, söz etmemekte de hakları var. Çünkü biraz sonra, benim keşfettiğim bir şeyi öğreneceksiniz,Dr.Pavlov.
-Nedir o?
-Romanovlar konusundaki gerçeğin gizem, efsane ve yalanların altında gömülü olduğunu.
-Yaşlandım, önümde fazla zaman olmayabilir, onun için gerçek öyküyü duymanızı istiyorum,Dr.Pavlov.
-Hangi gerçek öyküyü?
-Bunca yıl önce, hep beraber kayboldukları o gece Romanovlar’a ne olduğunun öyküsünü. Bu, size tarih kitaplarının anlatacağı öykü değil. O gece korkunç kan döküldü, inanılmaz şiddet ve ölüm yaşandı; bu kadarı doğru. Ama gerçeğin ortaya çıkmaması çok farklı çıkarlara hizmet edecekti.
İşte güzel kızlarım, İtalya'nın bu 150. doğum gününde yüreğimin ta derinlerinde yeşeren bir arzum var. O da genç kadın ve erkeklerden oluşan, Avrupai bir bakış açısıyla yetişmiş olan, siyasi diyalektiği mahvetmiş olan ve yirmi i yıldan yıldan bu yana Bay B.ye karşı çığrından çıkmış olan mafyavari aileyi kayırma ve Pavlov mekanizmasını örtbas edebilecek bir politikacılar sınıfının doğuşunu görmek istiyorum. Hâlâ pek çok kişinin göklere çıkardığı üzere, bir davranışın arı ve duru oluşunu garanti eden siyasi imzalar değildir; bu ancak bireyin kendi vicdanı ile ilişkisiyle ortaya çıkabilir. Ülkemizin Külkedisi ya da bir öpücükle uyandırılacak Uyuyan Prenses'i, vicdandır. Ortak hayrımız adına yapılacak hareketlere izin verecek olan odur. Vicdan ölçülmez, rengi yoktur, kendini ortalıkta sergilemez, ne demagojik ne popülisttir ama belki de bireysel vicdanın uyanışı insanın kendi görevini böylesi doğru olduğu için doğru dürüst yapması- rotayı değiştirmek için izlenmesi gereken yolu açacaktır
Bir tokatta ölmeyecek kadar büyüdüğünüz andan itibaren dayak yersiniz. Eğer anne veya babanız bu büyüme hesabını iyi yapamamışlarsa, ölürsünüz. Bu kadar basit. Sonra okula gidersiniz. Öğreniminiz ders kitaplarıyla olur. Eğitiminiz ise itaat etme eğitimidir, tipik bir "Pavlov yöntemi" ile yapılır. İtaat etmezseniz dayak yersiniz. Sohunda itaat edersiniz. Burada da dayak gayrikanuni, ama meşrudur. Devlet sizin fizik, matematik ve edebiyat bilginize pek karışmaz. Önemli olan sessiz sadasız, başkaldırmayan iyi vatandaşlar olmanızdır.
Nefesinizi tutun. Birinci ve ikinci cihan harplerinde ABD ordusunda ateş hattında yer alan askerlerin ancak yüzde on beş ila yirmisinin silahlarını ateşlediği, Marshall istatistiği ile kayıtlara geçmiş. Bu fire, savaş mekanizması için büyük bir kayıp. İnsan büyük savaşların ortasında dahi insanı öldürmekten imtina ediyor. Sonra ABD'de bir gizli el önce televizyon, sonra bilgisayar ekranlarında insan öldürmeyi yaygınlaştırıyor, bir tür Pavlov'cu koşullanmayla, öldüren kişinin bir suçluluk değil, bir zafer hissiyle tanışmasını sağlıyor. Öldürme eylemi suçluluk hissinden arındırılıyor. Toplum başkasının acı ve ıstırabına duyarsızlaştırılıyor. Sonuç: ABD ordusu, Kore'de karavana atış oranlarını çok düşürüyor, Vietnam savaşında ise karavana atış neredeyse yüzde üçe iniyor. Amerikan askeri, şiddet içerikli film ve oyunlarla gözünü kırpmadan öldürmeyi öğreniyor.