*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak...
*Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi...
*Uzlaşımsal değerlere meydan okumak...
Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
AHMET ÜMİT
MASAL İÇİNDE MASAL
■ Ahmet Ümit aile yadigârı masallarını taşıdığı çıkınını büyük bir cömertlikle seriyor okurların huzuruna.
■Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde, bir varmış bir yokmuş. Aydınlık bir göğü, parıltılı bir denizi, verimli toprakları olan güzel mi güzel bir ülke varmış. Bu ülkeyi genç bir padişah yönetirmiş. Padişah yalnızca halkının mutluluğunu ister, ülkenin kalkınması için çabalar dururmuş.
■Ama padişahımızın bir kusuru varmış. Övünmeyi pek severmiş. Ne zaman bir iyilik yapsa tahtına kurulur anlatmaya başlarmış. Ne kadar dalkavuk varsa başına toplanır, her söylediğini alkışlarmış.
■Sarayda yalnız bir kişi varmış padişahın bu haline üzülen O da çocukluk arkadaşı vezirmiş. Dalkavuklar yeryüzünde sizin kadar iyi, cömert başka kimse yok deyince Vezir kusura bakmayın ama sizden daha cömert insanlar var Padişahım demiş. Komşu kentte bir adam var kör, ensesine vuran herkese bir kese altın veriyor demiş. Padişah inanmamış. Vezir kolayı var padişahım, kör adamın oturduğu kent bir günlük yolda, isterseniz tebdili kıyafet yapıp yanına varalım, gözlerinizle görün demiş.
■Yola koyulmuşlar ve kör adamın olduğu kente gelmişler, Sonra da meydanda onu bulmuşlar. Padişah “sizinle biraz konuşmak istiyoruz, neden size her tokat atana bir kese altın veriyorsunuz”demiş. Kör adam size öykümü anlatırım ama bir bedeli var demiş ve iki günlük yolda bir kuyumcu var onun sırrını bana getirirseniz anlatırım demiş.
■Kör adam kuyumcunun, kuyumcu demircinin, demirci müezzinin, müezzin şapkacının sırrını istemiş.
■Şapkacı sırrını anlatmış, oradan müezzine gidip şapkacının sırrını, demirciye gidip müezzinin sırrını, kuyumcuya gidip demircinin sırrını, köre gidip kuyumcunun sırrını anlatmışlar.
■Bu sırlar nedir diye merak
İhanetin en kötü yanı, sadık insanlara duyduğumuz güveni yok etmesidir. Kurunun yanında yaş da yanar meselesinden çok daha trajik, çok daha yıkıcı bir durumdu bu. Bütün hayatınızı karartır, sizi paranoyak yapardı.