*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak...
*Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi...
*Uzlaşımsal değerlere meydan okumak...
Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
AHMET ÜMİT
YIRTICI KUŞLAR ZAMANI
Yağmurlu bir İstanbul gecesinde Komiser Nevzat kabus dolu gecede nefes nefese doğrulur yatağından. Oh be rüyaymış diyecekken bir patlama olur, her şey sarsılmaya başlar.Yeniden paniklemek üzereyken şimşeği fark eder. Günlerdir yağan yağmur dinmemiş, üstüne bir de fırtına eklenmişti. Derin derin nefes alır. O anda işitir telefonun zilini.
Arayan Ali'dir. Komserim kusura bakmayın gecenin bu saatinde rahatsiz ediyorum ama, Ağva
yakınlarında bir köyde heyelan olmuş, yağıştan herhalde. Bir ceset var Komserim, sadece iskeleti kalmış bir ceset, iskeletin kafasında bi delik var başkomserim der.
Bu faili meçhul cinayet araştırıldıkça tüm olaylar Başkomser Nevzat'ın etrafında dönmeye başlar. Yıllar önce bir patlamada kaybettiği eşi ve kızının katillerinin kim olduğu bilmecesini çözme noktasına kadar gelir. Ancak Nevzat o zamanlar yaşadığı ağır depresyondan dolayı
hiçbir şey hatırlamamaktadır.
Sonu büyük bir sürprizle biten, her anı heyecan ve sürükleyici olan kitabı Ahmet Ümit severlere tavsiye ediyorum.
Bir yanda kendisine şefkat, tutku, aşk sunan ve fedakarlığıyla etkileyen orta yaşlı Julie...
Diğer yanda gençliği ve masumiyetiyle büyüleyen Claire.
Maurice bu iki aşk arasında kalıyor ve ikisinden de vazgeçemiyor.
Baş edemediği karışık, kararsız duyguları onları hiç beklemedikleri bir sona taşıyor.
Vicdan azabı, merhamet, tutku ve pişmanlığın iç içe geçtiği hayatlar.
Sonu tahmin edilemeyecek bir aşk ücgeni.
(Arka kapak alıntı...)
Kış GüneşiMarcel Prévost · Armada Kitap · 2017691 okunma
#fakirbaykurt
#kaıplumbağalar
#362sayfa
#okudumbitti
Tozak köyü şu koca yeryüzünde, kıyıda köşede kalmış bin yamalı bir yoksul yorganı, alabildiğine kurak, bakımsız, unutulmuş. Ahalisi desen günümüz köylüsü: Hâlâ devletten medet uman, “Hökümetimiz en iyisini bilir” diyen, cahil, kaba saba ama bir o kadar da çalışkan, sahici ve vicdanlı.
Köyün eğitmen Rıza’sı, Muhtar Battal’ı ve akıllı delisi Kır Abbas’ı gün olur akıl yürütür, el ele verir, köylüyü de peşine takıp bir bağ kurar, hem de taşlı bir tarlada, bin bir emekle, özveriyle ve gece gündüz çalışarak.
Tam ağızları üzümlerle tatlandı, yürekleri umutla doldu derken, hiç ummadıkları bir anda hükümetin tokadını yerler… ama ne tokat! Bir anda, bürokrasinin çarkında bir çapak olup çıkarlar. Hak hukuk ararlar aramasına ama neyin hakkı, neyin hukuku?
Sonunda akıllı deli Kır Abbas akla gelmeyeni yapar. Ne mi yapar?
BİR ÇİFT AYAKKABI
SUNAY AKIN
Yazarın ilk okuduğum kitabı.
Konusuna gelecek olursak : Bir çift ayakkabı ile ünlü kişilerin hayatından kesitler okuyacaksınız. Kimler yok ki ... Mustafa Kemal Atatürk, Van Gogh , Kemalettin Tuğcu, Aşık Veysel ...
Tarihin tozlu sayfalarına iz bırakmış çok güzel hikayeler. Mutlaka okuyun derim. Genel kültür adına ansiklopedik bir kitap.
Bir Çift AyakkabıSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20113,426 okunma
Bugünkü hareketinle amirlerinin takdirini bir kez daha kazandın, arkası da öyle gelsin. Bak, “Diyarbakır’dan Alanya’ya 995 kilometre yol almış oluyorsun. Bu yol senin izlerini silmeye yeter.”