*En kısıtlı yaşam koşullarında mutlu ve bağımsız olmak...
*Kendine yetme, yani kişinin mutluluk için gerekli her şeyi içinde taşıyabilmesi...
*Uzlaşımsal değerlere meydan okumak...
Diyojen - Riogenes (Kinik filozof)
"Suratınızı asıp durmayın, hepimizi aynı çukura gömdüler, ölümün silinmez izleri
var yorgun gövdelerimizde, geç kaldık, her şey için çok geç artık" diye bağırmayı
hayal ettim.
Kitabı okumaya karar verdiğimde önce kalınlığı beni korkuttu, çünkü genelde öyle çok kalın kitap okumasını sevmiyorum. Ama sonra kitabın arkalı önlü çift baskı olduğunu anladığımda 432 sayfa okuyacağım için sevindim desem yeridir.
Aşağıda da yazacağım gibi kitabın konusu farklı bir aşk hikayesini anlatıyor.
Beau kasvetli Forks kasabasına, babası Charli'nin, çocukluğunun geçtiği yere
geldiğinde Edythe ile tanışacağını ve ona aşık olacağını bilemezdi. Forks kasabası
güneş görmeyen, her zaman bulutlu, çoğu zaman yağmurlu ve karanlık bir kasabaydı.
Beau o gün okula geldi, her ne kadar çocukluktan tanıştığı birkaç arkadaşı onunla ilgilense de onun asıl ilgisini çeken bir şey vardı. O da adını daha bilmediği Edythe'di. Yemekhanede onu ilk gördüğünde porselen rengi, altın gözleri, büyüleyici sesi ve olağanüstü güzelliği, doğaüstü özellikleriyle Edythe'di. İşte o andan itibaren Edythe'in
büyüsüne kapıldı. O masadaki gruba bakıyordu, hepsi birbirlerine benziyorlardı.Yüzleri kağıt gibi beyazdı, güneş görmeyen bir kasabadan daha soluktu. Saçlarıfarklı renk olsa da hepsinin koyu, hatta neredeyse siyah görünen gözleri vardı. Çünkü aynı anda hem çok farklı hem de benzer olan yüzleri, dehşet verici, insan ötesi bir güzelliğe sahipti. Hem kızlar hem de erkekler çok güzeldiler.
"Çok.... çok hoşlar." dedi Beau. "Evet"dedi arkadaşı Jeremy yine
gülerek. "Ama hepsi birlikteler, yani Royal ve Eleanor, Archie ve Jassmine. Çıkıyorlar yani, anladın? Birlikte yaşıyorlar." Kıs kıs gülüp kaşlarını imalı imalı oynattı.
Sonunda Beau Edythe ile tanışır ve arkadaş olurlar. İşte bundan sonra olaylar hiç olmayacak şekilde farklı gelişir. Edythe'le sınıfta veya yemekhanede birlikte olurlar ama Edythe ona uzak davranır, konuşmaları, Beau'ya yaklaşımı mesafelidir.
Aradan epey zaman geçer, her ne
"Onlara bakıyordum, çünkü aynı anda hem çok farklı hem de benzer olan yüzleri, dehşet verici, insan ötesi bir güzelliğe sahipti. Hem kızlar hem de erkekler çok güzeldiler. Yüzleri gerçek hayatta asla göremeyeceğiniz yüzlerdendi; posterlerde veya dergilerde olurdu böyle yüzler. Veya bir müzede, usta bir ressamın elinden çıkmış tarihi tablolardaki meleklerde... Gerçek olduklarına inanmak zordu."