Puan vermedi·32 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
" BAZEN İÇİMİZDEKİ BÜTÜN BALONLAR PATLASA BİLE YENİDEN BAŞLAMAK MÜMKÜN" Sevgili yazar Dilara Tekin'in kaleme aldığım içimdeki boşluk kitabı sadece çocuklar için değil her yaş grubuna hitap eden bir kitap diye düşünüyorum. Yaşım büyük itiraf etmek gerekirse ama kitap kısa da olsa ki çocuk kitabı anlatımı etkileyici görselleri olmak üzere. Bazen içimizdeki bütün balonlar patlasa bile yeniden başlamak mümkün çok güzel bir söz değil mi aynı zamanda anlamlı çok şey ifade ediyor. Ez cümle Allah yeniden başlayanlarla beraber değil midir? O zaman başlanabilir. Bunu hem hadis ve ayetler ışığında söyleyebilirim hem de kendim defalarca denemeye çalışan yanılan bir insan olarak sonuçta kaç yaşında olursak olalım ne yapıyor olursa olalım insanız deneme yanılma yöntemi değil mi ? Bunu yaşayan insanlara sormak lazım defalarca ağlayan defalarca yeniden başlayan gibi gibi gibi uzayıp gider. Kısa bir zaman diliminde olsa bile iyi gelen hikaye kitabı diyebilirim. Şuan okudum kısa zaman içerisinde iyi geldi ...
Kalbimdeki BoşlukDilara Tekin · Tin Çocuk Yayınevi · 20264 okunma
Spoiler İçerebilir
9/10
·319 syf.··
2026 68. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:59
Aşık üç kadının ortak paydası Felix.. Dindar,masum , duru ve saf sevginin ,şefkatin sembolü Henriette; tutku ,aşk,coşku ve heyecanın temsilcisi Lady Dudley ; akıl,sağduyu, anlayış ve derin analiz sahibi Natalie.. Erken çocukluk yıllarından ,genç yetişkinliğinin başına kadar ailenin tüm unsurları tarafından ilgi ,sevgi,şefkat,para,aidiyet,onay.. gibi en temel ihtiyaçları açısından bile dışlanmış Felix ,20 li yaşların başından itibaren tüm eksiklerini cömertçe karşılayan kadınlarla hemhal olsa bile ne kalbinin boşluğuna şifa bulabilir ne de bir ilişkiye ait olabilir.. En etkileyici kısım Natalie nin sağduyu ile hemcinsleri ile rekabete dayalı bi kendini ispat yerine kendi ve karşısındakini analitik çözümlemesi..
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
Reklam
Puan vermedi·320 syf.··
2026 75. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 06:57
GÜNLÜK YAŞAM FELSEFESİ . Düşüncenin hayata temas ettiği, hayatın da bu temasa kendi diliyle karşılık verdiği canlı bir alan bu kitap. Biz okuyanları yalnızca düşünmeye değil; hissetmeye, yaşamaya davet eden, sabah kahvelerimize, yürüyüşlerimize, sessizliklerimize eşlik eden deneyimler silsilesi . Arkadaşlığa, düşmanlığa, ölüme, sanata, birlikteliklere, sosyal hayata, ucundan siyasete, kendi korkularımızın yarattığı özgürlükten daha pek çok konuya ilişkin bir sohbet bu. Gündüz Vassaf ile Duru Uslu' nun düşündüren, kurcalayan, bizleri de yanlarında hissettiren samimi sohbeti. Sıradan görünen hayatlarımızın aslında ne kadar derin felsefi sorularla örülü olduğunu hatırlatan, bizleri gündelik yaşamın içindeki görünmez kalıpları sorgulamaya davet eden çok özel bir eser. Gündüz Vassaf,insanların geçmişin yükleriyle ya da geleceğin kaygılarıyla yaşadığını, bundan sebep de içinde bulunduğu anı kaçırdığını savunuyor. " Hayat, ertelenen mutlulukların değil, yaşanan anların toplamıdır" belirterek bizi an'a döndürüyor ve bunu yaparken kendi yaşamından sunduğu kesitlerle son derece sade ve anlaşılabilir bir dil ile silkeliyor aslında bizi. Ön söz de diyor ya bize, " Alarmsız güne başlamaya, her günün sonunda bugün ne öğrendiğinizi, bugün sizi neyin mutlu ettiğini düşünmeye, cümleleri farklı kurmaya bir davet... " Birkaç kısacık çıkardığım mottolar ile gönülden tavsiyemdir sizlere . Keyifle; √ Kaybetmeyi göze al, riski göze alarak yaşa! √ Derdin her neyse, bir gün, bir ay, bilemedin bir yıl sonra, tamamen unutulacak olmasa da belleğimizin uzak köşelerine depolanacakken, bencil olma, anını abartma! √ Yaşadığınız günün hakkını verin. √ Kuşkuyla yaklaş, seziyle anlamaya çalış. √ Hakkını ver yaşadığının. Zamanını güzel kullan, sevgiyi paylaş. √ Durun ve bir şey istemeden bakın.
Günlük Yaşam FelsefesiGündüz Vassaf · Tuhaf Yayınları · 202646 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
Herkese merhaba Bugün, vefasızlık ve minnet kavramlarını temel alan bir büyüme hikayesinin anlatıldığı; Nankörler kitabı ile geldim. 1970’lerin İspanya’sında geçen kitap, öğretmen Mercedes’in; Vero, Isa ve David adındaki üç çocuğuyla bir köy okuluna tayiniyle başlıyor. Esas kahramanımız, evin en küçüğü David; hikayeyi o anlatıyor. Köy okulunun eksikleri, birkaç sınıfı bir arada okutmanın zorluğu ve mesafeli sevgisi nedeniyle kendi çocuklarını ihmal ettiğini düşünen Mercedes, ev işlerinde kendisine yardım etmesi için köylülerden; kocası ve çocuğu ölmüş, kimsesiz, okuma yazması olmayan duyma engelli Emerita ile anlaşıyor. Emerita, annenin evdeki boşluğunu doldurmanın ötesinde; okullarda öğretilmeyen bir hayatı, sonsuz bir sevgi ve sabırla hem de hiçbir çaba göstermeden yaşatıyor çocuklara. Ve günler geçiyor, Mercedes şehir merkezine tayin oluyor; bakalım aile köyden göçerken Emerita onlarla gelecek mi gelmeyecek mi? Sonuna geldiğimizde, ne kadar çok şey paylaşsa, zor zamanları beraber atlatsa da; işi bittiğinde insanların nankör taraflarının nasıl ortaya çıktığını çok güzel görüyoruz. Aslında Emerita, ücreti karşılığında çalışmış bir kadın ama ücretin çok üstünde bir emek, yürek verdiği için insan daha fazlasını bekliyor galiba. Önceki yaşadıkları da eklenince Emerita, yüreğimde bir yumru oldu kaldı vesselam. Ajite etmeden ciğeriniz sökülsün istiyorsanız doğru yerdesiniz. Keyifli okumalar
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma
"Umudu da satıyor namussuzlar, umutsuzluğu da"
8/10
·448 syf.··
2026 33. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 17:55
Dönemin kahpeliğini hissediyorsunuz okurken. Her cins her rütbe kahpelik. Beş yüz lira etmeyen kahpelikler... Epey düşündüğüm bir eser oldu. Öyle ki marksist ve din karşıtı olmasına rağmen okuttu. Çünkü bu "rağmen" gösteriyor ki taşıdığın sorumlulukta durmaksızın hakikati araman -öyle onu buldum diye kendini ya da milleti kandırmaktan kaçınman- ve benliğini yalnız geri kalmaktan değil ileri gitmekten de koruman gerekiyor, çizgiyi aşmayı kastediyorum. Zira insan bir kez haddini aşmayagörsün öyle kolay yozlaşıyor ki. Üstüne bir de bu yozlaşma kitleselse, yazarın bu nefret tavrı bir nebze anlaşılabiliyor. Ezanı dilenciye benzetiyor, örtü bir kara leke, ne anladıysa ondan Yasin'e bile öfkelenmiş. Anadolu'daki mücadeleyi sanki din düşmanları sürdürüyor gibi konuşmak, hele bunu fransız kadınları özleyen batı özentisi heriflerin yapması kanıma dokunsa da; sanırım tarihi biraz da savaşta ölmeyen adamlar yazıyor. Peki sen "vatan uğruna" türlü türlü kahpeliklerin ne kadarından sakınırdın? Kemiklerin sızlasa, gözün de patlasa? Veya boş bir odada hiçbir şeysiz yılları beklerken? Donarken ya da kan üstünde akarken? Biz yazarın dediği gibi, savaşı ve vatan kazanmayı aruzlu beyitlerden ibaret biliyoruz. Böylesi korkunç acılar üstüne laf söylemek ne haddimize...
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
#ölümsoğuk "Acının içine gömüldükçe daha çok acı çekersin. Elin bir bar dak su içmeye gitmezken dışarıdan nice dertlere derman olan bi yiğit gibi görünmek ne zordur bilirim. Acı her an karşına dikilir, attığın her adımın içine saklanır; bazen gökyüzü kararırken yıldızların göz karpmasıyla gösterir kendini, bazen rüzgârın esintisinde. Lütfen paylaş acını, iyi geleceğini göreceksin." Merhaba kitap severler bugün size Semra' un tavsiyesi üzerine okuduğum, @goncagulustunelhaklar 'ın kaleminden çıkan sürükleyici bir polisiye eseri ile geldim. Kitabımız soluksuz bir şekilde hikayeye üniversiteli bir çift olan Melike ve Berkan 'ın Büyükada gezerken, kafası kesilmiş bir ceset bulmaları ile başlamaktadır. Kafası olmayan cesetin kim olduğunu, katilini bulmak ve olayın arkasındaki sır perdesini çözmek ise Başkomiser Nihat ve Van'dan yeni gelen Gülcan komisere kalmaktadır. İkili araştırmaları sonucunda maktülün Japon arkeolog Prof. Kento Yori olduğunu ve daha öncesinde Melike ve onunla birlikte Mimar Sinan üniversitesinde okuyan Ezgi'nin daha öncesinde staj yaparken Yori ile bağlantı kurdukları tespit ediliyor. Melike tekrardan soruşturmaya çağrılırken ortadan kaybolan Ezgi her yerde aranmaya başlıyor. Dava sürecinde antika kacakcıları, Ezgi'nin saplantılı eski sevgilisi İlhan baş şüphelilerken olaylar bizi Van'a kadar götürüyor. Tüm çalışmaların içerisinde Gülcan'ın Van'dan neden geldiğini, Başkomiser Nihat'ın ailesini ve arka planda ince bir şekilde verilen toplumsal sorunlarımızı da okuyoruz. Sizce Kento Yori'yi kim öldürmüş olabilir? Antika kaçakcıları ile bir bağlantıları olabilir mi? Ezgi nerede ve Yori ile ilişkisi ne? Soruların cevaplarını merak ediyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Katil benim beklemediğim birisi çıktı o nedenle
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
Reklam
Reklam